Olmanın oldukça zor

DİYETİSYEN

2020.11.23 21:09 DiyetisyenTugbaYprk DİYETİSYEN

Diyetisyen
Diyetisyenler, üniversitelerin “Beslenme ve Diyetetik” bölümlerinden mezun olmuş, besinler ve insanların beslenme gereksinimleriyle alakalı konularda, uzmanlık derecesinde bilgiye sahip olan kişilerdir. Aynı zamanda “Beslenme Uzmanı” olarak da adlandırılmaktadırlar. Diyetisyen ünvanı alan kişilerin adlarının başına kısaltma olarak dyt ünvanı eklenmektedir.

Diyetisyenler, hasta ya da sağlıklı kişilerin beslenme alışkanlıklarını incelerler. Aynı zamanda yaşam tarzlarını ve fiziksel yapılarını da göz önünde bulundurarak kişiye özel en uygun beslenme programını bilimsel olarak oluştururlar. Günümüzde kişiler bu konu hakkında bazı yanlış bilgi ve ön yargılara sahiptir. Bunlardan biri ise diyetisyenlerin kişilere sadece kilo verdirmek amacı ile çalıştığıdır. Aslında, günlük besin ihtiyacını öğrenmek isteyen, hayatına daha sağlıklı devam etmek isteyen herkes, diyetisyene gidebilir.
Diyetisyenler, besin maddelerinin işlenme, hazırlanma, pişirilme ve depolanma işlemleri esnasında gelişen kimyasal değişikliklerin insan vücuduna olan etkilerini incelerken, aynı zamanda besin maddelerinin satın alınma, pişirilme ve saklanma prensiplerini belirleyerek uygulamaya koyulması için çalışmaktadırlar. Ek olarak kişilerin zayıflamasına yada hastalıklarına bağlı olarak ilgili diyet yiyecekleri de geliştirirler. Özel hastalıklara sahip kişiler için, hastalıklarına uygun diyet programı hazırlarken, sağlıklı kişiler için ise hastalıktan koruyucu diyet programı hazırlarlar. Kişiler bu programa uyum sağladıkları takdirde, kısa süre içinde çok daha sağlıklı ve enerjik hissettiklerini dile getiriyor. Bazı ameliyatlardan sonra da beslenme programı ihtiyacı olan hastalara, ameliyatı gerçekleştiren doktor tarafından diyetisyen takibi tavsiye edilmektedir.

Beslenme uzmanları(diyetisyenler), toplumdaki yanlış beslenme şekillerini tespit ettikten sonra, yeterli ve dengeli beslenmemenin sebep olduğu sağlık problemlerine yönelik önlemler alınması amacıyla çalışırlar. Toplumu yeterli ve dengeli beslenme konusunda eğitirken aynı zamanda bu beslenme tarzını daha ekonomik hale getirebilmeleri için bilgilendirirler. Günümüzde birçok işyeri diyetisyenlerle iş birliği içerisinde çalışıyor. Çalışılan kurumun özellikleri ve beslenme prensipleri göz önünde bulundurulurken orada çalışan kişilerin bir gün içinde ihtiyacı olan besin değerleri hesaplanır. Bu sonuçlardan sonra kurumun isteğine göre günlük, haftalık ya da aylık yemek menüleri oluşturulur. Bu ve bunun gibi diyetisyenlerin verdikleri hizmet, aslında çalışanların aç kalmadan motivasyonunu artırarak, iş verimliliğinin artmasının sağlanmasıdır.
Diyetisyen seçimi yaparken, başvurulan diyetisyenin beslenme ve diyetetik diploması olduğundan emin olunmalıdır. Toplumlarda bulunan değişik yaş, cinsiyet ve yaşam stillerine sahip kişilerin günlük alması gereken besin miktarı da aynı olamaz. Bu yüzden alanında uzman kişilerden yardım almak oldukça önem teşkil eder. Doğru beslenme stili sağlığınızı olumlu etkilerken, alanında uzman olmayan kişilerin yanlış yönlendirmeleri ile sağlığınızın bozulmasına sebep olabilirsiniz. Birçok yerde çeşitli diyet programları mevcut. Ancak bu programlar sizin fiziksel yapınıza uygun olmayabilir. Diyet programı seçerken mutlaka kişiye özel çalışma yapılması gerektiğini unutmayın. Kişiler günlük yaşantısına uygun beslenme programları veren diyetisyenler ile çalışması gerekmektedir. Birçok kişi daha önceden hizmet aldığı diyetisyenleri tavsiye etmektedir.
Diyetisyen Kategorileri
Diyetisyen Nedir ?
Diyetisyenler, diğer adıyla beslenme uzmanları, beslenme ve diyetetik alanında 4 yıllık lisans eğitimi almış kişilerdir. Bu kişiler, kendilerini alanlarında geliştiren ve yoğun bilgi birikimine sahip olan güvenilir uzmanlardır.
Beslenme uzmanları(diyetisyenler), sanılanın aksine sadece kilolu kişileri ideal kiloya ulaşmak için gidilecek bir uzman değildir. Birçok kişi, beslenme uzmanlarının sadece zayıflama alanında çalışmalar yaptığını düşündüğünden, beslenme uzmanına başvurmayıp internetten bulduğu hazır ve güvenilmez diyet listelerini uygulamaktadır. Bunun aksine sağlıklı bireyler de beslenme uzmanına başvurup kendileri için en iyi olacak beslenme tarzını öğrenebilir. Diyet kelimesi ne kadar kişilerde kilo verme hissi uyandıran beslenme programları ifadesi oluştursa da diyet listeleri tamamen kilo vermek üzerine hazırlanmamaktadır.
Diyetisyenler, sizin vücut kitle indeksinizi hesaplayıp gereken bütün tahlilleri yaptırdıktan sonra yaşam tarzınız hakkında bilgi alır ve sizi daha yakından tanır. Bunun sonucunda size yararlı olacak diyet listesi hazırlar. Diyetisyenler, bunların dışında besinlerin işlenmesinden, depolanmasına kadar tüm adımları takip eder ve tüm bu işlemlerin sonucunda besinlerde oluşan değişimlerin insan vücudunda yaptığı etkileri de inceler. Aynı zamanda diyetisyenler, kişilere besinlerin satın alınması, saklanması ve pişirilmesi konusunda rehberlik yaparlar.
Hastaların, psikolojik destek ihtiyacını gitmiş oldukları diyetisyen sağlar ve onların motivasyon kaynağı olur. Bu son derece önemli bir noktadır. Kişilerin kendilerini güvende hissetmesini sağlar ve tedavinin sonucunu olumlu etkiler. Bazı özel hal ve durumlarda da diyetisyen desteği almak çok önemlidir. Hamilelik ve hamilelik sonrasındaki süreçte hastaların bebeklerinin sağlığı ve kendi sağlıkları için hemde hamilelik sürecinde aldıkları fazla kiloları sağlıklı bir şekilde verebilmeleri adına diyetisyen desteğine ihtiyaçları olacaktır.
Kişiler, daha sağlıklı vücuda sahip olmak adına diyetisyene gidebilirler. Kilo almak, zayıflamak ya da sabit kiloyu koruyarak gün içinde ihtiyaç duyulan besin miktarını net olarak öğrenip beslenmeyi ona göre düzenlemek için de destek alınabilir. Özel beslenme programına ihtiyaç duyulan bazı durumlar ve hastalıklar vardır. Bunlar arasında insülin direnci, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, gebelik gibi birçok durum bulunuyor. Kişiler bilinçli davranarak diyetisyene başvurmalı ve belirlenen listeye tamamı ile sadık kalmalıdır.
Diyetisyenlerin, diğer görevi de yaşadıkları toplumun beslenme alışkanlıklarını gözlemleyerek yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi için çalışmalar yapmalarıdır. Toplum, yeterli ve dengeli beslenme üzerine eğitilmelidir. Ayrıca kişilere nasıl daha ekonomik şekilde beslenebilecekleri anlatılmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar diyetisyenler ile iş birliği içinde olup, ilkeleri ve çalışanlarının fiziksel aktivitesi(spor) doğrultusunda en uygun diyet listesini hazırlatarak menü oluşturmalı. Bu menüler; günlük, haftalık veya aylık olabilir. Aynı zamanda özel hastalığı olan kişiler de tespit edilerek onlar için uygun olacak ayrı listeler hazırlanmalı.

Diyetisyenin Görevleri Nelerdir?
Diyetisyen; kişilerin besin ihtiyaçlarına göre uygun yemek planlayan ve tarif geliştiren, beslenme hakkında eğitim veren, besinlerin kalite kontrolünü sağlayan ve beslenmenin ekonomik bir şekilde standartlara uygun olarak yapılmasını sağlayan kişilerdir.
Üniversitenin 4 yıllık eğitim veren Beslenme ve Diyetetik bölümünü tamamlamış, Sağlık Bilimleri Fakültesini ‘Diyetisyen’ unvanını alarak tamamlamış ve bu mesleği uygulamak için sahaya çıkmış kişilerdir.
• Diyetisyenler tüm bireylerin sağlığının korunmasını, geliştirilmesini ve yaşam kalitesinin artırılmasını amaçlamaktadırlar. Beslenme ilkeleri doğrultusunda kişilerin ihtiyaçlarına göre bireysel ve toplu beslenme için plan ve programları düzenlemektedirler.
• Diyetisyen, tüm besin öğesi, besin ve beslenme biçiminin yol açtığı sağlık sorunlarını araştırıp, değerlendirir ve çözüm aramaktadır. Besinlerin ekonomi ve sağlık kurallarına uygun olarak bireylerin doğru kullanımını sağlamak ve besin denetimleri yapmaktadır.
• Kişilerin fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı yaşamı alışkanlık haline getirmektedir. Diyetisyen, bu yaşam biçimini benimseterek bireyi ve toplumu doğru bilgilerle eğitmektedir. Diyetisyenler, bu konularda makaleler yazarak, toplum sağlığını destekleyen hizmetlerde bulunmalıdır.
• Genetikte var olan ya da sonradan ortaya çıkan hastalıklar ve diğer durumlarda tıbbî ve cerrahî tedavilere uygun, doğal bitki ve tedaviye etkisi olan besinlerin içeriklerine göre diyet programı düzenlemektedir.
• Diyetisyen, beslenme eğitimi programları hazırlar ve bu programları bireye uygulamaktadır. Eğitim programlarının sonuçlarını takip etmektedir.

Diyetisyeninize Nasıl Karar Vermelisiniz?
Beden kitle indeksi 25 ve üzerinde olan kişiler ideal kilolarına gelme süreçlerinde sağlıklı beslenme ve diyet programlarını egzersiz programıyla birlikte desteklediğinde kalıcı olarak kilo verecek ve kısa sürede sağlıklı şekilde ideal beden yapısına kavuşacaklardır. Bu süreçte size eşlik edecek olan ve zayıflama programlarınızı oluşturacak olan diyetisyeninizi belirlerken size özel programlar oluşturup oluşturmamasına dikkat etmelisiniz.
• Bu programlar oluşturulurken sizin yaş, boy, cinsiyet, yaşam ve çalışma koşullarınızın göz önünde bulundurularak uygulayabileceğiniz ve hayatınıza eşlik edebilecek programlar oluşturabilecek diyetisyen olmasına özen göstermelisiniz.
• Ayrıca diyetisyeninize sürekli ulaşma imkanınızın olması en büyük tercih edilme nedeni olmalıdır.
• Restauranta yemek yemeğe gittiğinizde ne yiyeceğinizi bilemiyorsanız hemen diyetisyeninizden yardım almalı ve aşırı kalori alımından kaçınmalısınızdır ya da öğün mü atladınız? Diyetinizin bozulmaması ve kilo verme sürecinize devam edebilmek adına günün devamında nasıl beslenmeniz gerektiğini diyetisyeninizden yardım alarak öğrenmelisiniz. Bu sayede kilo verme süreciniz çok keyifli bir hal alacak ve kısa sürede hedeflediğiniz ideal bedene kavuşacaksınız.
• Ayrıca sizi sürekli motive edebileceğine inandığınız diyetisyen ile çalışmalısınız. Dönem dönem motivasyon kayıplarına bağlı diyet programları bırakılmakta ve kendinize olan inancınızı yitirmek gibi problemler yaşadığınızda sizi motive eden ve kaldığınız yerden devam etmenizi sağlayacak olduğuna inandığınız diyetisyene karar vermelisiniz.
• Diyetisyeninizin her yönden donanımlı olmasına dikkat etmeli ve özgeçmişini araştırmalısınızdır. Hangi alanlarda çalışmalarının olduğunu belirleyip sizin beklentilerinizi karşılayabilecek olduğundan emin olduktan sonra o diyetisyenle çalışmaya başlamalısınız.
• Diyetisyen ile danışanın kuracağı güçlü ilişkiler sayesinde motivasyon çok daha kolay sağlanacaktır. Diyetisyenleri mutlaka ilişkiler konusunda sosyal ve psikolojik anlamda tam donanımlı olacak şekilde geliştirilmesi önemlidir.
• Hastaların beklentileri hedefledikleri kiloya bir an önce hatta hemen ulaşmak olacaktır. Bu sürece hızlı değilde daha uzun bir periyoda karşılaşıldığında diyet başarısız gibi görülebiliyor ve motivasyon kaybedilebiliyor. Böyle durumlarla karşılaşabileceğinizi düşünerek size psikolojik olarak da en iyi geleceğine inandığınız diyetisyenler ile çalışın.

Diyetisyen Ücretleri / Fiyatları
Şehirden şehire farklılık gösteren diyetisyen ücretleri özel klinik, devlet veya özel kurumlarda da değişiklik göstermektedir. Ayrıca şehir içinde dahi semtlere göre uygulanan ücretler farklılaşmaktadır. Diyetisyen ücretlerini etkileyecek başka faktörler ise kullanılacak yöntemler, kişiye özel programlar, uygulanacak beslenme programının süresi, kilo durumuna göre danışmanlık önerileri, yapılan tetkik ve tahliller, danışanın herhangi bir hastalığının olup olmaması, kontrol gün sayısı ve saatleridir. Ayrıca diyetisyenin ünü ve alanındaki uzmanlığı ile randevu fiyatları değişebilmektedir.
Bir diyetisyenin muayene ücreti, şehir ve bölgelere göre değişir. Diyetisyenin ünü arttıkça muayene ücreti de o oranda yükselme gösterir. Genel ortalama göz önüne alındığı zaman, ilk kez muayene olup beslenme programı oluşturulacak hastalar için fiyatlar genellikle 60 TL ile 300 TL arasında değişim gösteriyor.
Fiyatlar, tercih etmiş olduğunuz diyetisyene göre değişirken, ücret ödeme sıklıkları da aynı şekilde değişiklik gösterir. Ücretler; haftalık, aylık, altı ayda bir veya yılda bir kez ödenir. Fiyatlar genel olarak aylık 80 TL ile 800 TL arasında belirleniyor. Yine de en doğru bilgiyi, beslenme uzmanının sekreterinden edinebilirsiniz. Elde edeceğiniz olumlu sonuçları düşündüğünüzde, ücret tercih kriterleriniz arasında ilk sırada yer almamalı, asıl odak noktanız diyet hizmet kalitesi olmalıdır.
Diyetisyen Seansları Nasıl Olur?
Diyetisyen kişiye özel beslenme programını planlamak amacıyla seans gerçekleştirmektedir. Bireysel programın yanı sıra hamilelikte beslenme, emzirme döneminde beslenme, çocuk beslenmesi, obezite beslenmesi, aile beslenmesi, menopoz döneminde beslenme, ergen beslenmesi, yaşlılık döneminde beslenme, stres ve depresyonda beslenme ve beslenme eğitimi veren diyetisyenin seans içerikleri farklılık göstermektedir.
• Diyetisyen danışanıyla yaptığı seanslarda hem sağlık açısından hem de psikolojik açıdan kişinin istediği vücut görünümüne sahip olmasını amaçlamaktadır. Danışanın sağlık durumu öncelikle dikkate alınırken yaşam biçimi ve alışkanlıkları ayrıntılı bir şekilde öğrenilmektedir.
• Vücut analizi yapıldıktan sonra danışan analiz hakkında bilgilendirilmektedir.
• Danışanın ideal kilosu belirlenir ve süreçlerin takip edilmesinin önemi anlatılmaktadır.
• Herhangi bir hastalığa sahip olup olmaması, kullanılan ilaçlar, alışkanlıklar ön planda olacak şekilde bireylerin metabolik hızları, alması gereken enerji gereksinimleri belirlenerek uygun diyet programı hazırlanmaktadır.
• Beslenme programı danışanın uyuma saatleri, çalışıyorsa çalışma koşulları, ekonomik durumu, tek yaşayıp yaşamama durumuna göre şekillenmektedir.
• Diyetisyen beslenme programını yazdıktan sonra beslenme eğitimi vermektedir. Besinleri pişirme ve saklama koşulları hakkında danışan bilgilendirilmektedir. Gün içerisinde beslenme saatleri ve öğünleri kişiye özel belirlenerek danışana anlatılmaktadır.
• Beslenme programı kişiye özel haftalık veya aylık olarak değiştirilmek şartıyla kontrol muayeneleri sağlanmaktadır. Vücut analizi tekrardan alınarak önceki analizlerle karşılaştırılma yapılmaktadır. Diyetisyen doğrultusunda sağlıklı yaşam biçimi benimsetilerek beslenme düzeni devam ettirilmektedir.

Neden Diyetisyene Başvurmalıyım?

• Bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve geliştirilmesi için bir beslenme uzmanından yardım alınması gerekmektedir. Günümüz sağlık sorunlarının büyük bir kısmını oluşturan obeziteye sahip ya da obeziteden korunmak amacıyla diyetisyene danışılmalıdır.
• Diyetisyen kişilerin besin ihtiyaçlarına göre beslenme programı geliştireceğinden bireyin alması gereken enerjiyi hesaplayıp uygulamaktadır. Kişiyi bu düzene alıştırır ve sürekliliğini sağlamaktadır.
• Bazı alanlarda diyetisyenlerin rolü çok büyüktür. Gebelik öncesi, sonrası ve gebelikte beslenme, hastalıkların vücuda tepkisine bağlı olarak beslenme, bebek-çocuk beslenmesi, sporcu beslenmesi ya da yetişkin beslenmesi destek alınması gereken konular içerisinde yer almaktadır.
• Diyetisyen eğitim aldığı için danışanın yaşı, cinsiyeti, herhangi bir sağlık problemine sahip olup olmadığı, kullanılan ilaçlar, kan değerleri hakkında bilgi sahibi olup yeterli ve dengeli beslenmeyi amaçlamaktadır.
• Ayrıca zayıf olarak nitelendirilen bireylerin sağlığına kavuşması, alması gereken enerjinin hesaplanması ve kişiyi ideal kiloya kavuşması için de diyetisyenden destek alınmalıdır.
• Diyetisyene danışmak için herhangi bir hastalığa sahip olmayı beklememek, sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek için yaşam boyu bu bilgileri kullanmak gerekmektedir.

Diyetisyen Tavsiye

• Diyetisyen seçimi yapılırken, diyetisyenin sahip olduğu diploma, geçmişteki tecrübeleri, çağa ayak uydurup yeni ve güncel bilgileri kullanabilme becerisi, hastalarına olan yaklaşımı, elde ettiği başarı sonuçları dikkat edilen kriterler arasında yer alıyor.
• Günümüzde diyetisyenler, sosyal medya aracılığı ile tanıtım yapıp ün kazanırken, hastalar da ünü fazla olan diyetisyenleri seçme eğiliminde oluyor. Sanatçılar gibi göz önünde olan kişilerin önerisi o diyetisyenlerin daha çok tercih edilmesine sebep olmaktadır. Artan ün sonucunda fiyatlar da arttığı için bazı kişiler diyetisyene gitmeyi ertelese de sağlıklı araştırma sonucunda hem kendilerine hem de maddi durumlarına uygun diyetisyen bulabiliyorlar.
• Hiçbir test yapmadan, kişi hakkında bilgi edinmeden, şablon olarak hazırlanmış diyet listelerinin uygulanmasını öneren beslenme uzmanı, tercih edilmemelidir. Beslenme uzmanları, hastasının isteklerini göz ardı etmeden, hasta ile ortak çalışma yaparak çok daha başarılı sonuçlar elde ediyorlar.
• Diyetisyen seçimi yaparken, diyetisyenin öz geçmişi hakkında bilgi alınmalı, eğer istenirse daha önce birlikte çalışmış olduğu hastaları ile de görüşülebilir. Tercih edeceğiniz diyetisyenin güler yüzlü ve sıcakkanlı olması çok büyük bir önem taşıyor. Güven üzerine kurulu bir seans hem hastayı hem de doktoru motive eder. Aynı zamanda diyetisyenin, hastasına yeterli vakit ayırması da oldukça önemlidir. Önemsendiğini hisseden kişiler daha istekli ve istikrarlı olurlar.
Beslenme uzmanını önerilir yapan en önemli özellik; beslenme uzmanının, hastasına sadece maddi çıkarlarla yaklaşmak yerine, o kişinin sağlığına değer vererek, kişi için elinden gelen tüm çabayı sarf etmesidir.
En İyi Diyetisyen
İyi bir diyetisyen seçimi yapmak, bireylerin sağlığı için çok büyük bir öneme sahiptir. Kişilerin sağlıklı şekilde kilo alıp verebilmeleri için uygun beslenme programı hazırlanması gerekir. Programın hazırlanması uzmanlık gerektiren bir iş olduğu için bu konuda herkese güvenmek yanlış seçim olacaktır.
İyi diyetisyenlerin sahip olması gerekenler arasında, en önemlisi şüphesiz ki 4 yıllık beslenme ve diyetetik diplomasıdır. Bazı kişiler, diploma sahibi olmadan, sadece deneyim ve kısıtlı araştırmalarına güvenerek bu işi yapmaya başlamış olabilir. Bu yüzden başvurduğunuz diyetisyenin gerekli diplomaya sahip olduğuna ve alanında uzman olduğuna emin olmalısınız.
Diyetisyenler, sadece beslenme bilimi konusunda bilgili olmazlar. Aynı zamanda, biyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji ve besin bilimi konusunda da yeterli düzeyde bilgiye sahiptir. Ayrıca okulda almış oldukları eğitimle sınırlı kalmayıp günümüzdeki yenilikleri ve değişiklikleri yakından takip ederler. Çünkü sahip oldukları bilgileri, her zaman güncel tutmaları son derece önemli bir konu.
Alanında uzman diyetisyenin, hastalarına karşı her zaman güler yüzlü olması gerekir. İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmanın zorluğunu kabul edip son derece sabırlı davranması ve sevecen olması en önemli noktalardan biri. Kişiler ona gittiğinde zor günler geçiriyor olabileceği için hastalarıyla arkadaş gibi olurken aynı zamanda psikolojik destek de vermelilerdir. Hastaya, istediği zaman ona ulaşabileceklerini hissettirip güven ortamı oluşturmalı. Ancak bunu yaparken belirli bir sınır çizerek iş ve özel yaşamı birbirinden ayrı tutmaya özen göstermelidir. İşini disiplin ile yaparken ölçülü olmalı ve kişileri rencide etmemeli.
İyi diyetisyen, ezbere beslenme listelerini önermek yerine, kişilere gerekli tüm tetkikleri yapıp hastası hakkında yeterli bilgiye sahip olduktan sonra hastanın ihtiyacına yönelik, uygun diyet listesi oluşturmalıdır. Bunu yapabilmek için, alanında kendini geliştirmiş olmalı ve tüm besin maddeleri hakkında detaylı bilgi birikimi olmalı.
Kişinin, seçeceği diyetisyende araması gereken diğer özellik ise hijyen kurallarına uyulup uyulmaması. İyi diyetisyen, işini özenle yapmalıdır ve hijyen kurallarını doğru şekilde uygulamalıdır.
Diyetisyenler, meslektaşlarıyla ortak çalışarak toplumu gözlemlemeli ve kişilerin sağlığının bozulmasına sebep olan, hatalı beslenme şekillerini eğitim vererek düzeltip gerekli önlemleri almalı. Kişileri hastalıklardan koruyacak diyetleri hazırlamalı. Diyetisyenler, sorumluluk sahibi olmalılar. Sadece kendi başarısını düşünerek kişileri şok diyetlere sokmayıp önceliği hastanın sağlığına vermelidir.
İşini severek yapan, mesleğin gerektirdiği etik ve ahlaki kavramlara dikkat eden, tek amacı maddi kazanç elde etmek olmayan, ilk hedefi hastasının sağlığı olan diyetisyenler, kişilerin ilk tercihleri arasında yer almalıdır. Danışanlarına bu süreçte sağlıklı beslenme alışkanlıklarını hayat standartı haline getirmesini sağlayan ve danışanına bu süreçte hem beslenme hem de psikolojik destek verebilen kişiler olmalıdırlar.
İstanbul Diyetisyen
Diyetisyenlik hizmetleri, ilden ile değişiklik gösteriyor. İstanbul’da bulunan diyetisyen sayısı oldukça fazla gözükse de nüfus göz önünde bulundurulduğu zaman normal seviyededir.
İstanbul’da yaşayan kişilerin seçenekleri diğer illerdekine oranla daha fazla olduğu için şanslı sayılsalar da kişilerin uzman diyetisyen seçimi sırasında çok fazla kararsızlık yaşamasına sebebiyet verebiliyor. Bunun için kişiler yoğun araştırmalar yapıp sonuca varmaya çalışıyorlar.
İstanbul’da bulunan beslenme uzmanları, özel sektöre ve devlete bağlı olarak çalışmaktadırlar. Bağlı olunan kuruma göre ücretler değişiklik gösteriyor. Toplum sağlığı merkezleri ücretsiz hizmet veriyor ve hastalara danışmanlık hizmeti de sağlıyor. Bu açıdan hastanın maddi durumu elverişli olmasa da diyetisyenlik hizmeti alınabilir.
Diyetisyen arayan kişiler, sahte diyetisyenler konusunda çok dikkatli olmalıdır. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde insanlar, resmi eğitimi olmadığı halde geçmiş zamanlardaki tecrübelerine ve yeterli olmasa da sahip oldukları bilgi birikimine güvenerek diyetisyen danışmanlık hizmeti vermek isteyebiliyor. Diyetisyen hizmeti alacak hastanın, bu konuda dikkatli davranıp seçeceği kişiyi öncesinde araştırıp o kişinin diploması ve diğer özellikleri hakkında güvenilir bilgilere sahip olması gerekir.
İstanbul içinde, özel kurumlara bağlı çalışılan yerlerdeki diyetisyen ücretleri genellikle ayda 300 TL ile 800 TL arasında değişiklik gösterebilmektedir. Ücret, verilen hizmetin içeriğine, kalitesine ve diyetisyenin sahip olduğu üne doğrudan bağlı. Bu yüzden en net ve doğru bilgi diyetisyenin bağlı olduğu kurumdan öğrenilebilir. Diyetisyen seçimi sırasında ilk bakılan kriter ücret değil, kurum tarafından verilecek hizmetin kalitesi olmalıdır. Kişi ne istediğine karar verdikten sonra, istekleri doğrultusunda istediği yere başvurabilir.
Beslenme uzmanının vereceği hizmetler arasında; ideal kiloya ulaşmaya destek, özel hastalıklara uygun beslenme düzenlemek, kişilerin günlük yaşantısında daha dinç ve sağlıklı hissetmesini sağlamak adına uygun beslenme listesini hazırlamak, kişilerin yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayıp zararlı alışkanlıklarını tespit ederek bunları bırakmasına yardımcı olmak ve buna benzer daha birçok hizmet vardır.
Avrupa Yakası Diyetisyen
İstanbul Avrupa yakası iş merkezleri ve iş kuleleri ile ön plana çıkmaktadır. Türkiye ekonomisinin lokomotifi istanbul’un Avrupa yakasından sağlanmaktadır. Yoğun iş temposu ve İstanbul trafiği kişileri kendi sosyal hayatlarına neredeyse zaman ayıramaz hale getirmektedir. Ancak artan eğitimli nüfus, bilinçli toplumu yaratmakta ve bu toplum zayıflama ve kilo vermek adına mutlaka profesyonel destek almak için diyetisyen ve alanında uzman doktorlara başvurmaktadır. Stresli ve yoğun yaşamın getirdiği yanlış beslenme alışkanları ve hızlı tüketim dünyası kişileri fast -food beslenmeye itmekte ve günümüzde obezite seviyesi hızla artmaktadır. İstanbul Avrupa Yakasında, kendini beslenme ve diyetetik konusunda geliştirmiş, konferans ve toplantılara katılım sağlayan, işini severek yapan, yeniliklere açık, son derece bilgili, samimi ve güvenilir beslenme uzmanları hizmet vermektedir.
Birçok kişi, diyetisyene gideceği zaman ücret konusunu düşünüp vazgeçer. Aslında yeterli araştırma yapılırsa fiyatların çok yüksek olmadığını görebilirler. İstanbul Avrupa Yakasında toplum sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak diyetisyenlik hizmeti sağlanıyor. Bunun haricinde kişiler özel kurumlara gitmek isterlerse aylık ortalama fiyat 80 TL ile 800 TL arasında değişebiliyor. Bu yüzden gidecekleri kurumu arayıp fiyat bilgisi almaları en doğrusu olur.
Kişi, gideceği kurumu, doktoru ve diyetisyeni seçtikten sonrasında randevusunu almalı ve seansları aksatmadan tedavisini sürdürmelidir.
Anadolu Yakası Diyetisyen
Anadolu yakasında kurulan yeni iş merkezleri ve yapılan yeni yerleşim alanları sayesinde bu bölgedeki nüfus giderek artmaktadır. Çalışma koşullarının zorlaşması ve kişilerin öğünlerine yeterince zaman ayıramaması kişilerde pratik bir öğün tüketme ihtiyacının doğmasınına neden olmuştur. Fast- food tüketiminin artması ve sağlıksız ürünlerin çok sık lanse edilmesi ve sürekli İstanbul trafiğinde sürekli yetişme çabasında olan kişileri yaşam koşulları sağlıksız beslenmeye itmektedir. Bu durumdan rahatsız olan kişiler ve ideal kilolarına ulaşmak isteyen kişiler kendilerine yakın olan kurumlardaki diyetisyenden yardım almalıdırlar.İstanbul Anadolu Yakasında, alanında uzman, çağımız yeniliklerini yakından takip edip kendini geliştiren, bilgi birikimi oldukça yüksek olan birçok beslenme uzmanı bulunur. Kişi, kendi beklentileri doğrultusunda uzman seçip, uygun tarihe ve saate randevu alarak süreci kolaylıkla başlatabilir.
Anadolu yakasında diyetisyenlerin en çok bulundukları alanlar; Üsküdar, Kadıköy, Acıbadem, Beykoz, Maltepe, Pendik, Kartal, Ataşehir, Çekmeköy gibi halkın yoğun yaşadığı ilçeler ve semtlerdir.
Ataşehir Diyetisyen
İdeal kilonuza gelmek, fit bir vücut yapısına sahip olmak ve metabolik rahatsızlıklarınız var ise beslenme programları sayesinde sağlığınıza kısa sürede kavuşmak istiyorsanız bir beslenme ve diyet uzmanıyla birlikte çalışmanız gerekmektedir. Eviniz veya iş yeriniz Anadolu yakasında ise Kadıköy’de yer alan diyet ve sağlıklı beslenme ofisimizi tercih edebilirsiniz. Ev-iş hayatınıza yakın bir ofis tercih etmeniz rutin kontrollerinizi düzenli bir şekilde yaptırmanıza olanak sağlar. Bu sayede istediğiniz vücut formuna en kısa sürede sağlıklı bir şekilde ulaşacaksınızdır.
İstanbul’da aşırı trafik yoğunluğundan dolayı kendisine zaman ayıramayan kişiler evlerinin bulunduğu yakada bir beslenme ve diyet danışmanlığı ofisini tercih ederse kendilerine ve ailesine daha fazla zaman ayırabileceklerdir. Çünkü trafikte kaybedecekleri zaman yerine bu zamanı kendileri için daha verimli kullanabileceklerdir. Haftalık olarak çok daha rahat yaptırabilecekleri kas – yağ ve toplam vücut su ağırlığı miktarları analizi sayesinde beslenmeye bağlı vücutlarında olan değişimleri daha yakından takip edebileceklerdir. Haftalık verdikleri kilo oranlarına bakarak daha motive olacak veya hızlandırmak adına aynı yakada olan diyetisyenleri tarafından kilo verme süreçleri diyet-egzersiz programları ile hızlandırılacaktır. Farklı bir yakada diyetisyen tercihi aşırı iş yoğunluğu ve trafik nedeniyle sizi belirli aralıklarla ekstra zaman ayırmanıza sebep olacağından sürekliliğini sağlamak zorlaşacak ve istenilen başarının elde edilememesi ile sonuçlanacaktır.
Ataşehir de tercih edeceğiniz beslenme ve diyet uzmanınız sizin metabolizmanıza, sosyo-ekonomik durumunuza ve günlük yaşam tarzınıza uygun kişiye özel bir diyet programı oluşturarak kalıcı ve sağlıklı kilo vermenizi sağlayacaktır. Bu programı size uygun bölgesel problemlerinizi göz önünde bulundurarak hazırlayacağı egzersiz programı sayesinde ise hızlandıracaktır. Metabolizma, mide-bağırsak, gıda intoleransı gibi rahatsızlığı olan kişiler için oluşturacağı kişiye özel beslenme programları sayesinde ise kişilerin yaşam standardının artmasını kolaylaştıracaklardır. Bu yüzden herkesin iş-ev lokasyonuna göre diyetisyenini tercih etmesi gerekmektedir.
Kadıköy Diyetisyen
Kadıköy semti, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yer alan jeopolitik olarak stratejik bir öneme sahip olan ilçesidir. Hem boğaza karşı sınırın olması hemde adalar manzarası ile tüm Türkiye’de adından söz ettiren bir İstanbul ilçesidir. Kadıköy semti hem öğrenciler hemde eski İstanbul ailelerinin yoğun tercih ettiği semtlerden biri olmakla beraber, hem doktorlar hemde diyetisyenler için bir çok ofis barındırmaktadır.
Sağlıklı beslenme anlamında halkın bilinç seviyesini artırma çalışmaları yapan belediye ve özel kurumlar bulunmaktadır. Diyetisyenler tarafından da ofis açmak için tercih edilen bölgelerden birisi haline gelmiştir. Kadıköy halkının genel olarak uğrak noktaları olan, Bağdat Caddesi, Moda, Acıbadem, Kozyatağı, Caddebostan, Erenköy, Suadiye, Bostancı, Boğaz Heykeli gibi konumlar doktor ve diyetisyenlerin danışanları ile buluştuğu ve hizmet verdikleri alanlardır.

https://www.tugbayaprak.com/diyetisyen/

https://www.youtube.com/channel/UCwKrvCOQii2Pza6bYva8Z9w
submitted by DiyetisyenTugbaYprk to u/DiyetisyenTugbaYprk [link] [comments]


2020.11.12 07:57 ateisthristiyan Üst düzey kopya taktikleri

öncelikle kopya çekmeye dönemin ilk dersinden karar verilmelidir. asla bu yazılıya çalışamadım bari kopya çekeyim diye düşünmeyin. daha önce de söylediğim gibi kopya çekmeye karar verilecek an sene başıdır. bu size gözlem yapmak için gerekli zamanı verecektir. dilerseniz şimdi yapılması ve yapılmaması gereken şeylere kısaca göz atalım.
yapılması gerekenler
ilk derslerde öğretmeni gözleyin. sınıftaki hareketlerine dikkat edin dersin ne kadarında ayakta ne kadarında kürsüde oturduğuna göz atın. dersle ilgili gözükün. kopya çekmeye yeltenmeyecek bir öğrenci izlenimi yaratın. güneş alan bir sınıfta iseniz cam kenarını değilseniz lambaların altını tercih edin. unutmayın ki küçücük kağıtlardan küçücük yazılar okuyacaksınız. ışığınızı iyi ayarlayın. oturduğunuz sırayı ilk günden kirletin. üzerine resimler yazılar yazın. aralarda kopya yazabileceğiniz boşluklar bırakmayı unutmayın.
yapılmaması gerekenler
sınav sırasında her zaman oturduğunuz sırayı tercih edin. yerinizi değiştirmeyin. özellikle arka sıralardan kaçının. işini bilen bir öğretmen sınıfı kürsüden değil en arkadan gözleyecektir. bu durumda sizi onu göremezsiniz ama o sizi çok net görür. ideali önlerden ortaya yakın bir sıradır. asla yanınızdakine güvenmeyin. sıra arkadaşınız boynunda çanla gezen ve geviş getiren biri dahi olsa siz sadece kendinize güvenin. aşırılıktan uzak durun. hangi öğretmene hangi yöntemi kullanacağınızı önceden belirleyin. siz akıl almaz yöntemler denerken önünüzdeki öğrencinin kucağında kitap çatır çatır kopya çektiğini görürseniz üzülürsünüz.
şimdi birkaç taktik üzerinde duralım.
Bireysel yöntemler
selpak yöntemi
türü: bireysel zorluk derecesi: kolay risk faktörü: düşük kullanım alanı: hemen hemen her ders
yazılıdan önceki ders hasta taklidi yapın. gerekirse vitamin hapı öksürük şurubu falan getirip öğretmenin gözü önünde için. kopyayı selpak mendilinizin içine tükenmez kalemle yazın. dolma kalem ya da benzeri likit mürekkepli kalemler kullanmayın, yazı dağılır. hazırladığınız mendilleri sınıflandırıp farklı ceplerinize yerleştirin. sınav sırasında burnunuzu silecek gibi yapıp çaktırmadan yazdıklarınızı okuyun. asla mendile çok uzun süre bakmayın. unutmayın ki kimse kendisinin bile olsa bir sümüğü yarım dakika izlemez. öğretmenin şüphelendiği durumlarda mendili gerçekten kullanın ve kopyayı imha edin. inanın öğretmen emin bile olsa mendilinizi incelemeyecektir. yazılı kağıdını verirken burnunuzda istanbulun fethi 1453 yazmasını istemiyorsanız asla mürekkepli kısmı yüzünüze deydirmeyin.
akordeon yöntemi
türü: bireysel zorluk derecesi: orta risk faktörü: orta kullanım alanı: her ders
sınıfın en uzun saçlı (tercihen sarışın) kızını bulup iki-üç tel saçını alın. kopya kağıdını saç telinin boyuna yakın gelecek uzunlukta bir şerit şeklinde hazırlayın. kopyayı yazdıktan sonra şeridi 3 parmak boyunda katlar oluşturacak şekilde katlayın. oluşturduğunuz akordeon biçimindeki kağıdı tam ortasından iğne ile delin. saç tellerini bu deliklerden geçirin. kağıdınızın ve saç tellerinin ucunu sıranızın altına, saç tellerinin diğer ucunu oturduğunuz yere yapıştırın. tehlike anında kağıdı sıranın altındaki yapıştırdığınız yere doğru itin. kağıt daha önceden katladığınız yerlerden katlanacak ve tamamen yok olacaktır. öğretmen gittikten sonra tekrar kağıdı ucundan yavaşça çekerek açın. burada iplik yerine saç teli kullanmadaki amaç sarı saç tellerinin çok daha zor görülmesidir.
silgi yöntemi
türü: bireysel ama paylaşıma açık zorluk derecesi: orta risk faktörü: düşük kullanım alanı: tüm dersler
silginizi çevresindeki kartonla beraber yanlamasına kesip ikiye ayırın (kartonun bir yanını kesmeyin ki iki parçayı sabitlesin) daha sonra bu iki parça silgiyi içine koyacağınız kağıdın kalınlığı kadar inceltin. parçaları bir yanını kestiğiniz kartonun içine yapıştırın. içine koyacağınız kağıdı yelpaze şeklinde katlayın ve uç parçalarını silginin içine yapıştırın. elinizde arasında kopya olan ama dışarıdan bakıldığında sadece silgi olan bir araç var artık. bunun faydası size sıranın içinden değil üstünden çalışma fırsatı vermesidir. ayrıca basit bir silgi alışverişi şeklinde bu kopyayı başkalarıyla da paylaşabilirsiniz.
aman da office ne güzel bir şey yöntemi.
türü: bireysel ama paylaşıma açık zorluk derecesi: basit risk faktörü: düşük kullanım alanı: tüm dersler
sınava girmeden bir süre önce office açılır, dersle ilgili bilgiler font size 2 ile yazılır, tercihan times new roman gibi okunabilitesi yüksek bir font seçilir. print edilir. sınav sabahı kırtasiyeden uzunca silgilerden alınır, hani şu pelikan a20 falan öyle bir şeyler var ya onlardan. print ettiğimiz kağıdı bant yardımıyla silginin etrafına yapıştırırız. kopyamız silginin kendi kabı gibi gözükür, yazılar da gayet okunabilir bir şekildedir. böylece ne öğretmen ne asistan kuşkulanır. sınav ortasında sınıfın öbür tarafındakiyle şöyle bir diyaloga girebilirsiniz.
kimse de bir şey demez, arada kendini kanıtlamaya çalışan asistanlar çıkıp "silgisi olmayan sınava girmesin" tarzı geyiklere girebilirler, siz işinize bakın.
afiyet olsun.
Kitlesel yöntemler çoktan seçmeli sınavlarda en şahanesi budur. birbirinin devamı iki yatılı okulda geçen 8 yılın son 6 yılında çok başarılı bir biçimde uygulanmış, süper sonuçlar alınmıştır. diyelim ki soru şudur:
soru 1. aşağıdaki osmanlı sultanlarından hangisi aynı zamanda halife ünvanına da sahip değildir?
a) birinci süleyman b) birinci selim c) ikinci mehmet d) ikinci selim e) birinci mustafa
hangisi? noldu? bilemediniz mi? cevap c seneneği ikinci mehmet'tir. işte bu gibi durumlar için sınav öncesi ders konularını biz aramızda 10 cankuş paylaşırdık, 8 yıl beraber olmanın verdiği avantajla konunun inceliğini bildiğimizden önceden anlaştığımız gibi sınav başladıktan hemen sonra grup bireysel bazda eyleme başlardı; gruptan herhangi biri sınav gözlemcisine soru soruyorum ayağına doğru seçeneğe gönderme yapardı, buyrun;
-hocam bir sorum olacaktı... + evet?
bu "hocam ben anlamadım tribiyle" çok ekmek yedik biz. sınav esnasında asıl ders hocası tüm anfileri dolaştığından vakti olursa o da ancak sınav sonuna doğru bir beş dakka sorusu olan var mı ayağına uğrardı ki, hey hey biz zaten çoktan sınavdan çıkmış olurduk. bu yöntemle 100 üzerinden 80'den düşük not aldığımı hatırlamıyorum.
türü: kitlesel zorluk derecesi: oldukça kolay risk faktörü: en çoğundan "şüphelenme" kullanım alanı: testler gerekli malzemeler: bir sınıf bir de test sinavi
uygulamasi: testli sınavlarda oldukça kolay ve risksiz uygulanabilen bu yönteme göre, sınav öncesi sınıfta bir kodlama sistemi geliştirilir, ve her şıkka bir "ifade" yerleştirilerek sınıftaki insanlara öğretilir.
a) çok kolay b) kolay c) zor d) çok zor e) müthiş zor
sınav sırasında öğrenciler "hocam 18. soruyu anlayamadim bir bakar misiniz" diye hocaya seslendiklerinde o soruyu yapan ve emin olan kişi cevap a ise "aaa nesini yapamadin, çok kolay bu" , d ise "ben de kavrayamadim, çok zor gibi gözüküyor" diye söyleyecek, böylelikle cevaplar iletilmiş olacaktir. önceden de derslerde bu tür yorumlar yapiliyorsa hoca normal algılar ve sorun çıkarmaz. eğer derslerde konuşturmayan bir hoca ise bile, kendisine yöneltilen sorudan dolayi birkaç saniye dikkatini farklı yere yoğunlaştırmış olacak ve muhtemelen sizi duymayacaktir bile. işin suyunun çıkartılmaması için fazla yapılmaması gerekse de 30 soruluk testlerde 29 soruyu bu yöntemle sorunsuz çözdüğümüz olmuştur.
önemli not: henüz psikopat hocalarda denenmemiştir.
kaos yöntemi
türü: kitlesel zorluk derecesi: zor risk faktörü: nispeten yüksek kullanım alanı: testler coğrafya gibi kısa cevaplı sorular ve özellikle habersiz yazılılar.
ustalık gerektiren bir yöntemdir. amaç sınıf içinde karışıklık yaratıp öğretmenin dikkatini dağıtmaktır. şimdiye kadar en kesin başarı ani rahatsızlanma yöntemiyle sağlanmıştır. kusma, burun kanaması gibi bir mizansen yaratılır. kendini sınıfın başarısı adına feda edecek kişi ani bir hareketle ayağı fırlar, kusmak üzere olduğunu ya da burnunun kanadığını iddia eder. burun kanaması bir ön hazırlık gerektirir. önceden dezenfekte ettiğiniz bir toplu iğneyi iyice sıktığınız işaret parmağına hafifçe batırıp kanı avucunuza iyice yayın. kanın baş ve işaret parmağı arasındaki boşlukta iyice görünür halde olmasına özen gösterin. birden yerinizden fırlayıp dikkati üzerinize çekin. öğretmene lavaboya gitmeniz gerektiğini paniğe kapılmış bir halde ama oldukça yavaş bir şekilde anlatın. bu sırada birkaç arkadaşınız "aa nooldu vah vah" gibi sesler çıkarmalı ve sınıfta bir uğultu oluşturmalıdır.hiçbir öğretmen kan kaybından ölmenize razı olmayacaktır. siz şovunuzu tamamladığınızda tüm arkadaşlarınız sözlü bir biçimde kopya alış verişini tamamlamış olacaktır.
90li yillarin sonunda kara harp okulu nda kullanilan oksuruklu saat yontemi filmlere konu olacak duzeydedir ve uzun sure kullanilmasina ragmen cozulememi$tir. bu kopya yonteminin cozulmesinden sonra kara harp okulunda her hangi bir saat ile sinava girmek yasaklanmi$tir. bu metodu kullanip geli$tiren ki$iden dinledigim kadariyla aktarayim.
oksuruklu saat yontemi
turu: grup halinde (sinava girenlerin tumu) zorluk derecesi: cok kolay risk faktoru: cok du$uk kullanım alani: tüm testler (sayisal veya sozel)
sinava girmeden once herkes saatlerini ayni olacak $ekilde saniyesi saniyesine kadar ayarlar.
bu kopya metodunda ortak bir siralama kurali $arttir. ornek olarak; sayisal bir sinavda sorular $iklarinin en kucuk degerlerine gore siralanir, sozelde ise $iklarin alfabetik siralamasi goz onunde bulundurulur. siralamanin herkes tarafindan ayni $ekilde yapilmasi gerekmektedir. bu i$in ba$langic kismidir.
siralama bittikten sonra o derste iyi olanlar sorulari hizli hizli cozerler. sorularin cozulmesi bittikten sonra kararla$tirilan an beklenir.
kararla$tirilan an gelince sorulari cozen ki$i veya ki$iler belli zaman araliklarinda oksurmeye ba$larlar. $oyle ornek verebiliriz; dort $iktan olu$an testte her soru icin 20 saniye ayrilir, herkesin bekledigi andan itibaren saatler takip edilir ve be$er saniyelik zaman dilimlerinin kacincisinda oksurulmu$se cevap o $ik olur. be$inci ve onuncu saniye arasinda oksurulmu$se cevap "b" $ikkidir. bu yontemle tum cevaplar yakla$ik 100 ki$inin oldugu sinav salonunda okunur.
siralama dogru yapilmi$sa ve takip iyiyse i$lem tamamlanmi$ demektir. bu yontem uygulanirken istenmeyen tek durum hasta olan bir ba$ka ki$inin kendini tutamayarak oksurmesi veya hap$irmasidir.
bu yontem uzun sure ba$arili bir $ekilde kazasiz uygulanmi$tir. ogrencilerin bir $eyler yaptigindan $uphelenen ogretmenlerin tum cabalari ise bo$a cikmi$tir. hatta bir sinav esnasinda gozlemci subay isyan edercesine "siz bir $eyler yapiyorsunuz ama anlayamiyorum" $eklinde bagirmi$tir.
yontemi anlayamayan ogretmenler grup sayisini artirarak onlem almaya cali$mi$lardir. ba$langicta a ve b gruplariyla sinava giren ogrencilerin kar$isina artik a,b,c,d,e ve f gruplari cikmi$tir. fakat sorulan sorularin neticede ayni olmasi sebebiyle, bu onlem metodun uygulanmasi acisindan i$e yaramami$tir ve kopya yontemi tikir tikir i$lemeye devam etmi$tir.
en sonunda okuldan atilmakla kar$i kar$iya kalan ogrencinin olayi aciklamak zorunda kalmasiyla yontem aciga cikmis ve her turlu saatin sinavlarda kullanilmasi yasaklanmi$tir. muhtemelen bu yasak hala devam ediyordur.
edit: devam ediyormu$...
board marker* taktiği.
türü: kitlesel zorluk derecesi: kolay risk faktörü: düşük kullanım alanı: formül ya da kısa tanım, ezber gerektiren tüm dersler.
en güvenli kitlesel kopya çekme yöntemidir. kopyayı sınıfın duvarını süsleyen türk bayrağı, atatürk'ün gençliğe hitabesi, istiklal marşı, atatürk resmi gibi tabelaların cam yüzeylerine oturduğunuz yerden rahatça okuyabileceğiniz büyüklükte yazın. bu tip ispirtolu kalemlerin ışığı yansıtmama gibi hoş bir özelliği vardır. uygun açıdan bakıldığında sınıfın en arkasından bile rahatça okunabilir. kürsüden kalkmayan öğretmen tipine karşı idealdir.
submitted by ateisthristiyan to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.10 02:22 girisadresleri1 Canlı Bahis Siteleri - Güvenilir Bahis Siteleri - Canlı Bahis

İnternet üzerinden canlı bahis oynama keyfini doruklarda yaşayan bahis seveler, ülkemizde faaliyet gösteren yurt dışı merkezli canlı bahis sitelerine de yoğun ilgi göstermeye başlamıştır. Özellikle spor ve futbol bahislerinde güvenilir hizmet sunan uluslararası bahis bürolarına yakın ilgi gösteren bu kişilerin ardından ülkemizde çok sayıda canlı bahis sitesinin hizmet vermeye başladığı görülmektedir.
GÜVENİLİR BAHİS SİTELERİ LİSTESİ İÇİN TIKLAYINIZ
Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde uzun yıllar boyuna spor bahisleri ve canlı casino oyunları hizmeti sunan bu köklü firmalar, yoğun talebin oluşmasıyla birlikte ülkemizde de faaliyet göstermeye başlamıştır. Yaklaşık 5 – 6 yıldır online bahis sektörünün hızla büyüdüğü görülmektedir. Bu yüzden her geçen gün ülkemizdeki yerli bahis severlere hitap eden yeni bir online bahis sitesinin sektöre girdiği gözlerden kaçmamaktadır. Deneyimli bahis tutkunları kadar henüz ilk defa internet üzerinden canlı bahis oynayacak kişilere de profesyonel kalitede hizmetler sunan bu canlı bahis sitelerinin arasında güvenilir firmalar bulunurken aynı zamanda yeteri kadar bahis tecrübesi bulunmayan ve müşteri memnuniyetine önem vermeyen deneyimsiz çalışanlar ile hizmet vermeye çabalayan kötü bahis siteleri de bulunmaktadır.

Kaçak İddaa Nasıl Oynanır?

Özellikle bahis sektöründe deneyimli olan bahisçiler, ülkemizde yurt dışı merkezli bahis büroları üzerinden profesyonel kalitede faaliyet gösteren canlı bahis sitelerine kaçak iddaa siteleri adını vermektedir. Uluslararası alanda lisanslara sahip olsalar da ülkemizde yasal yetki sahibi olmadığı için bu firmalar bahis sektöründe kaçak veya illegal bahis sitesi olarak görülmektedir. Ancak bu firmaların çok uzun yıllar boyunca dünyanın dört bir yanındaki bahis müdavimlerine profesyonel kalitede canlı spor bahisleri ve casino oyunları hizmeti sunduğu gerçeği unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu firmalar her ne kadar kaçak olarak adlandırılsa da çok güvenilir ve müşteri memnuniyetine önem veren bahis bürolarının sitelerinden oluşabilmektedir.
İnternet üzerinden canlı spor bahisleri veya dünyanın en popüler casino oyunlarını oynamak sanıldığı kadar zor bir işlem değildir. Canlı casino ve canlı bahis hizmetlerinden yararlanarak hem bahis oynama keyfini doruklarda yaşamak hem de düşük maliyetlerle yüksek kazançlar elde etmek isteyenlerin bir numaralı tercihi olan kaçak iddaa ve benzeri bahisleri oynamak için ilk etapta güvenilir bahis sitesine üye olmak gerekmektedir. Üyelik işlemlerinin ardından kolay kullanıma sahip web siteleri bulunan canlı bahis bürolarından hesaba giriş yapılarak spor bahislerine veya yüzlerce farklı canlı casino oyununda bahis oynamak mümkündür.

İllegal Bahis Siteleri Avantajları Nelerdir?

Yurt dışı merkezli canlı bahis sitelerinin ülkemizdeki bahis kuruluşuna oranla çok daha avantajlı özellikleri bulunduğu bilinmektedir. Bu yüzden canlı bahis konusunda deneyimli kişilerin ülkemizdeki sistem yerine yurt dışındaki illegal bahis sitelerini tercih ettiği görülmektedir. Avrupa’nın dört bir yanında bulunan şubeleri ve bahis büroları ile kayıtlı müşterilerine profesyonel kalitede bahis hizmetlerini güvenilir ortamda sunan illegal bahis sitelerinin sahip oldukları ve müşterilerine sundukları avantajlardan bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
Bu avantajlarıyla ülkemizdeki bahis kuruluşunu geride bırakmayı başaran yurt dışı merkezli canlı bahis siteleri, müşteri kitlesini de her geçen gün artırmaya devam etmektedir. Özellikle online spor bahisleri konusunda deneyim sahibi bahis tutkunlarının yanı sıra daha önce internet üzerinden canlı bahis oynamamış ve ilk defa oynayacak kişiler de tercihlerini güvenilir lisanslara sahip online bahis sitelerinden yana kullanmaktadır.
Online bahis sitelerinde bonus ve promosyon kampanyalarına özelikle canlı bahis konusunda deneyimli kişilerin yoğun ilgisi olduğu bilinmektedir. Spor bahislerinde düşük riskler ve maliyetlerle yüksek kazançlar elde etmek isteyen bahis müdavimleri, üye oldukları canlı bahis sitesinin de kendilerine zengin bonus seçenekleri sunmasını istemektedir. Özellikle bonus kampanyaları konusunda hem spor bahis müşterilerini hem de casino oyunu severleri memnun etmeyi başaran yurt dışı merkezli bahis siteleri, bu avantajları sayesinde müşteri kitlesini de her geçen gün genişletmeyi başarmaktadır.
Düşük risklerde yüksek kazançlar elde etmek isteyen bahis tutkunlarının en çok yararlandığı avantajlardan biri de bonuslardır. Bonuslar sayesinde 1 verip 10 almak mümkün olabilmektedir. Bahis sektöründe hızla genişleme yaşanmasıyla birlikte sayıları günden güne artan yurt dışı merkezli canlı bahis siteleri arasında farkını ortaya koymak isteyen online bahis büroları, müşteri memnuniyetine verdikleri önemi gözler önüne sermek için tüm bahisçi müşterilerinin yararlanabileceği bonusları şu şekilde açıklamaktadır:
Bu promosyon kampanyaları ile öne çıkan bahis sitelerinde müşteri memnuniyeti her zaman ön planda tutulmaktadır. Ancak bahis müşterilerinin bu bonus ve promosyon kampanyalarından yararlanabilmeleri için bazı şartları yerine getirmeleri gerekmektedir. Örneğin alternatif para yatırım bonuslarından yararlanmak için bahis sitesi tarafından belirlenen şartlarda ödemelerin yapılması gerekmektedir. Arkadaşını davet et bonusundan faydalanabilmek için de bahisçi bir arkadaşınızı siteye üye yapmanız gerekmektedir. Bu şartları yerine getiren bahis müdavimleri, düşük maliyetlerle yüksek bahisler oynayarak kazançlarını kısa sürede katlamayı başarabilmektedir.

Canlı Bahis Sitelerine Nasıl Üye Olunur?

Online bahis sitelerine üye olmak sanılanın aksine oldukça kolaydır. Pek çok bahisçi, ilk defa internet üzerinden bahis oynamanın heyecanına kapılarak bu tür online bahis bürolarına üye olmanın ücretli olduğunu düşünmektedir. Oysa ki canlı bahis sitelerine üye olmak için herhangi bir ücret ödemenize gerek yoktur. Hangi canlı bahis sitesinin müşterilerinin memnuniyetine daha çok önem verdiğini ve güvenilir lisanslara sahip olduğunu araştırdıktan sonra bu sitenin kayıtlı müşterilerine sunduğu bonus kampanyalarını da beğenirseniz online bahis sitesine üye olmak için önünüzde herhangi bir engel kalmamaktadır.
İlk olarak canlı bahis sitesine üyelik kaydı oluşturmaya karar verdikten sonra bu online bahis bürosunun en güncel giriş adresine ihtiyaç duyacaksınız. Yurt dışı merkezli canlı bahis sitesinin en güncel adresine o firmanın sosyal medya hesaplarını takip ederek çok kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz. Bu işlemin ardından online bahis sitesinin güncel giriş adresiyle ana sayfaya ulaştıktan sonra ekranın üst bölümünde yer alan “Kayıt Ol” butonuna tıklamanız ve canlı bahis sitesinde üyelik kaydı oluşturmanız yeterli olmaktadır. Bu aşamada, Türkiye canlı bahis sektöründe hizmet verene hemen hemen bütün online bahis sitelerinin müşterilerinden birtakım bilgiler istediği bilinmektedir. Profesyonel bahis hizmetleri sunan canlı spor bahisleri veya casino oyunları sitesine üye olmak için üyelik kayıt formunda yer alan şu bilgileri eksiksiz ve doğru biçimde doldurmanız gerekmektedir:
Bu bilgileri canlı bahis sitesinin tüm müşterilerine sunduğu üyelik kayıt formunda ilgili boşluklara doğru ve eksiksiz biçimde yazılmasının ardından yapmanız gereken hiçbir şey kalmamaktadır. Yalnızca 3 dakika içinde formu doldurup onaylamanızın ardından dünyanın en çok tercih edilen popüler bahis ve casino sitelerine hızlı bir şekilde üye olabilirsiniz.

Canlı Bahis Sitesinde Hesaba Para Yatırma İşlemleri

İnternet üzerinden canlı spor bahisleri oynamak isteyenlerin merak ettiği konular arasında bahis sitesinde bulunan üyelik hesabına para yatırma işlemleri de yer almaktadır. Özellikle online bahis severlerin yakından ilgilendiği bu işlemler sırasında müşteri memnuniyetine önem veren köklü bahis firmaları, dünyanın önde gelen finans kuruluşlarının aktif bir şekilde kullanılan dijital ödeme yöntemlerini kendi bahis müşterilerine sunmaktadır. Günümüzde sadece bahis sektöründe değil aynı zamanda tüm tüketicilerin internet üzerinden e-ticaret siteleri aracılığıyla yapmış oldukları alışverişlerde ödeme yöntemi olarak kullandıkları hemen hemen bütün teknikler ve yöntemler, bahis sitesi müşterilerinin kendi hesaplarına para transferi yaparken de kullanabilecekleri yöntemlerden oluşmaktadır.
Bahis sektöründe yeteri kadar deneyim sahibi olmasanız da gönül rahatlığı ile tercih edebileceğiniz bu dijital ödeme yöntemleri sayesinde online bahis sitesinde bulunan üyelik hesabınıza dilediğiniz kadar bakiye yüklemesi yapabilirsiniz. Ancak bunun için canlı bahis sitesinin müşterilerine sunduğu limitlere de dikkat edilmelidir. Çünkü bazı bahis siteleri örneğin kredi kartı ile para yatırma seçeneğinde 100 TL limit koyarken bazıların da ise bu limitler 50 TL bazılarında ise 200 TL gibi farklı rakamlarda olabilmektedir. Dolayısıyla üyesi olduğunuz canlı bahis sitesinin hizmet şartlarını dikkate almadan hesabınıza para yatırımı yapmamanız tavsiye edilmektedir.
En çok tercih edilen ve ülkemizdeki bahis severler tarafından yoğun ilgi gören online bahis bürolarında kaçak bahis oynamak isteyen müşterilerine profesyonel kalite bahis hizmetleri sunarak müşteri memnuniyeti sağlayan bahis bürolarının müşterilerine sunduğu alternatif para yatırma yöntemleri şunlardan oluşmaktadır:
Bu alternatif ödeme yöntemlerinin her biri güvenilir finansman şirketleri tarafından desteklendiği için bu ödemeler sanılanın aksine çok hızlı ve güvenli bir platformda gerçekleşmektedir. Bu sayede canlı bahis tutkunuzu en doruklarda yaşamak için ihtiyaç duyduğunuz bakiye desteğine de bu şekilde kavuşabilirsiniz. Türkiye canlı bahis sektörünün en önemli firmalarında ve uluslararası bahis bürolarında müşteri memnuniyeti sağlayan dijital ödeme yöntemleri bunlardan oluşmaktadır.

Canlı Bahis Sitesinde Hesaptan Para Çekme İşlemleri

Online bahis sitelerinde üyelik hesabına para yatırma işlemleri kadar hesaptan para çekme işlemleri de önem kazanmaktadır. Canlı bahis sitesinde bulunan hesabınızdan para çekmek istediğinizde öncelikle hesapta “çekilebilir tutar” kısmında bakiyenizin bulunması gerekmektedir. Eğer çekilebilir tutarda yeteri kadar paranız yoksa çekme işleminiz onaylanmayacaktır. Sanıldığının aksine online bahis sitelerinde para çekme işlemleri çok da zor gerçekleşen işlemlerden değildir. Güvenilir lisanslarla müşteri memnuniyeti odaklı hizmet sunan canlı bahis sitelerinde hesaptan para çekme işlemleri çok kolay bir şekilde gerçekleşebilmektedir.
Canlı bahis sitelerinden para çekmek için ilk etapta 7 gün 24 saat boyunca canlı destek ekibine para çekme talebinde bulunmanız gerekmektedir. Bu talebinizi incelemeye alan bahis firması yetkilileri, oynadığınız bahislerinizde ve kazançlarınızda uluslararası bahis kurallarına aykırı olacak bir davranışta bulunmadığınız takdirde hesabınızdan para çekme talebinizi derhal onaylayacaktır. Canlı bahis sitesinin bu talebinin onaylanmasının ardından sıradaki aşama güvenlik prosedürleridir. Bahisçi müşterilerine güvenilir bahis ortamı sunan online bahis firmaları, para transferi işlemlerinde de güvenliği en üst seviyede tutmaktadır. Bu yüzden hesaplarına para çekimi yapacak kişilerin ilk önce talep edilen belgeleri üye oldukları bahis firmasının yetkili e-mail adresine göndermeleri gerekmektedir. Bahisçilerden yalnızca 1 kereliğine talep edilen belgeler şunlardan oluşmaktadır:
Bu evrakları online platform üzerinden yetkililere ulaştıran canlı bahis müdavimleri, yalnızca saatler içinde bahis sitesinin üyelik hesaplarındaki çekilebilir tutarı banka hesaplarına transfer ettirmiş olmaktadır. Hemen hemen bütün canlı bahis sitelerinde para çekme talebi veren bahisçilerin hesaplarına para gönderim işlemlerinde genellikle banka havalesi ve EFT gibi para transfer yöntemleri seçilip uygulanmaktadır.

Canlı Bahis Sitesi Giriş Adresi

Online bahis firmalarının güncel giriş adresleri sürekli değişmektedir. Yurt dışında faaliyetlerini sürdüren canlı bahis sitelerinin giriş adresleri düzenli aralıklarla değiştirilmektedir. Bunun nedeni hükümetin bu tür hizmet veren online bahis bürolarını yasa dışı görmesidir. Türkiye’deki bahisçilerin bu yurt dışındaki bahis bürolarının hizmetlerine erişimini engellemek adına ülkemizde faaliyet gösteren tüm yabancı bahis sitelerinin internet adresleri engelle tabi tutulmaktadır. Online bahis firmalarının profesyonel çalışanları da bu engelleri boşa çıkarmak ve bahis müşterilerine 7 gün 24 saat boyunca kesintisiz canlı bahis ve canlı casino hizmeti sunabilmek için site giriş adlarını belirli aralıklarla yenileriyle güncellemektedir.
BTK erişim engelinden sıyrılan online bahis siteleri, bu sayede yerli bahis müşterilerine diledikleri zaman ve diledikleri yerden canlı bahis oynama imkanı sunabilmektedir. Ancak bahis sektöründe pek çok kişi ve özellikle canlı bahis siteleri konusunda yeni yeni tecrübe eden bahisçiler, bu adreslere ne şekilde ulaşacaklarını bilememektedir. Eğer hizmet aldığınız canlı bahis sitesinin sosyal medya hesaplarını takibe alırsanız, domain adresi değişikliğinde yani bahis sitesinin giriş adresinin güncellendiğinde bu gelişmelerden anında haberdar olabilirsiniz. Bahis siteleri müşteri memnuniyeti için bu bilgilendirmelere çok dikkat etmektedir.

Mobil Uygulaması Olan Canlı Bahis Siteleri

Türkiye bahis sektöründe hem spor bahisçilerine hem de casino oyuncularına profesyonel kalitede hizmet sunan canlı bahis sitelerinin mobil uygulama avantajı da dikkat çekmektedir. Bahisçiler, diledikleri yerden uygulama üzerinden online bahislerini oynama imkanına sahip olabilmektedir. Mobil uygulaması olan online bahis siteleri tüm akıllı telefonlarda ücretsiz olarak indirilip kurulabilecek bu uygulamalar üzerinden canlı bahislerin yanı sıra aynı zamanda canlı maç yayını hizmetleri de sunmaktadır. Bu sayede kaliteli ve müşteri memnuniyeti odaklı faaliyetleri ile Türkiye bahis sektöründe isim yapmayı başaran bu tür firmaların müşterileri de giderek hızla artmaktadır. En çok beğenilen canlı bahis sitelerinde her zaman mobil uygulama desteği olması bahis severlerin yoğunlukla ilgi gösterdiği avantajlar arasında yer almaktadır.

Canlı Bahis Siteleri Güvenilir Mi?

Online bahis sitelerinin güvenilir olup olmadığını anlamak için dikkat edilmesi gereken birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bahis sektöründe deneyimli bahisçilerin yakından takip ettiği bu faktörler sayesinde piyasada bahis müşterilerine hizmet veren hangi kaçak iddaa sitesinin güvenilir olup hangilerinin güvenilmez olduğu kolaylıkla anlaşabilmektedir. Tecrübeli bahis tutkunları, bu sektöre yeni giriş yapan deneyimsiz bahisçilere online bahis sitesi seçerken şu kriterlere dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunmaktadır:

Güvenilir Canlı Bahis Sitesi Lisansları Nelerdir?

Bahis sektörüne yeni giriş yapan kişilerin internet üzerinden araştırdıkları konular arasında canlı bahis sitelerinin lisansları gelmektedir. Güvenilir lisanslara sahip olan online bahis bürolarının sektörde güvenilir hizmet sunduğu bilindiği için Türkçe bahis sitesi arayışında olan bahis müdavimleri de genellikle bu lisansları merak konusu haline getirmektedir. Online bahis sektöründe deneyimli bahisçilerin yakından bileceği üzere uluslararası alanda bağımsız kuruluş olup bahis sitelerini düzenli olarak denetleyen bu kuruluşların vermiş oldukları yetki belgeleri yani lisansların çok güvenilir olduğu kabul edilmektedir.
Deneyimli bahisçilerin sık sık karşısına çıkan bu kuruluşlar, yurt dışı bahis sitelerinin büyük bir çoğunluğuna uluslararası bahis şeffaflık ve güvenilirlik ilkelerine uydukları için lisans vermektedir. Bu lisanslar sayesinde de bahis siteleri, müşterilerine ne kadar güvenilir ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet sunduklarını kanıtlamış olmaktadır. En çok sevilen ve yakından takip edilen bahis sitelerinin de sahip oldukları lisansları veren güvenilir kuruluşlar şunlardan oluşmaktadır:
Bahis sektöründe tecrübeli bahis severlerin yakından tanıdığı bu kuruluşlar, lisans verdikleri online bahis bürolarında günün her dakikasında ve her saniyesinde gerçekleşen tüm bahis hareketlerini inceleyip denetlemeye tabi tutmaktadır. Bu kuruluşların otorite olarak kabul edildiği ve bağımsız olmaları sebebiyle bahis firmaları uluslararası spor bahisleri ve canlı casino oyunları oynatma yetkilerini bu kuruluşlardan almış olmaktadır.

Canlı Bahis Sitelerinde Bahis Seçenekleri Nelerdir?

Online bahis sitelerinde spor ve casino oyunu bahis seçeneklerinin zengin olduğu bilinmektedir. Her ne kadar ülkemizde canlı bahis dendiğinde akla ilk olarak spor bahisleri ve hatta futbol branşı gelse de dünyanın dört bir yanındaki bahis müdavimlerine günün her saatinde kaliteli ve profesyonel bahis hizmetleri sunan uluslararası bahis bürolarında çok sayıda farklı bahis seçeneğinin hizmete açıldığı bilinmektedir. Düşük maliyetlerle yüksek kazançlar elde etmek isteyen yerli bahisçilerin de bir numaralı adresi olan illegal bahis siteleri, her geçen gün müşteri kitlesini giderek artırmaktadır. Bu müşterilerin kimisi spor bahislerini çok severken kimisi de dünyanın en popüler casino oyunlarında şansını denemekten büyük bir keyif almaktadır.
Görüldüğü üzere her çeşitten bahis tutkununa yönelik profesyonel kalitede hizmet sunmaya büyük özen gösteren uluslararası bahis siteleri, özellikle deneyimli veya deneyimsiz demeden bütün canlı bahis müşterilerine aradıkları profesyonel bahis hizmet kalitesini sunmaya dikkat etmektedir. Canlı bahis sitelerinde her telden bahis severe hitap eden ve bahis müşterilerinin beğenisine sunulan bahis seçenekleri şunlardan oluşmaktadır:
Sanal bahislerden gerçek bahislere, canlı casinodan canlı spor bahislerine kadar birbirinden farklı bahis seçenekleri sunulan online bahis bürolarında ayrıca tüm bu bahis seçeneklerinde kaçırılmayacak oranlar da sunulmaktadır. Her bahis seçeneğinde açılan oranlar birbirinden farklılık gösterdiği için bu konuda en detaylı bilgileri ilgilendiğiniz canlı bahis sitesinin güncel giriş adresi üzerinden kolaylıkla takip edebilirisiniz.

Hangi Spor Branşlarında Canlı Bahis Var?

Online bahis sitelerine üye olan yerli bahis severlerin büyük bir çoğunluğu spor bahislerine yani futbol ve basketbol bahislerine odaklanmaktadır. Çünkü ülkemizde en çok takip edilen popüler sporların başında futbol ve basketbol gelmektedir. Ancak popüler sporlar ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre göre değişiklik göstermektedir. Avrupa’da en popüler spor futbol olarak öne çıksa da bu durum ABD’de beyzbol ve basketbol, Kanada’da buz hokeyi, Asya ülkelerinde ise masa tenisi ve dövüş sporları olarak dikkat çekmektedir. Bu yüzden online bahis siteleri yalnızca bazı kitlenin keyfine ve beğenilerine göre değil tüm bahis severlerin ilgi alanlarına yönelik bahis seçenekleri sunmak durumunda kalmaktadır.
Müşteri memnuniyetine önem veren ve bu yüzden geniş bir bahisçi kitlesine profesyonel kalitede hizmet vermeye gayret eden canlı bahis sitelerinde futbol, basketbol, voleybol, hentbol ve yüzme gibi popüler sporların yanı sıra şu branşlarda yüzlerce farklı bahis açılmaktadır:
Görüldüğü üzere daha onlarca farklı spor branşında yüzlerce farklı bahis seçeneği canlı bahis tutkunlarının günün her dakikasında bahis oynayabilecekleri spor branşları içinde yer almaktadır. Güvenilir lisanslara sahip online bahis firmalarının müşteri memnuniyeti odaklı faaliyetlerinden yararlanarak siz de bahis oynama keyfinizi kesintisiz bir şekilde yaşayabilirsiniz. Özellikle bahis sektöründe deneyimli veya deneyimsiz olup olmamanız fark etmeksizin size kolay kullanım avantajı sunan canlı bahis siteleri arasında güvenilir bahis şirketleri tarafından açılan sitelere kayıt olarak hemen bahis oynamaya başlayabilir, doğru tahminlerinizle yüksek oranlardan tutturduğunuz kuponlarınız sayesinde çok yüksek kazançlar elde edebilirsiniz.
submitted by girisadresleri1 to u/girisadresleri1 [link] [comments]


2020.08.28 18:19 griljedi GRRM - 2014 Söyleşileri

- "Gerçek hayatta iyiyle kötü arasındaki savaşın en zor yanı, hangisinin hangisi olduğunu belirlemektir... Geleneksel mutlu sonlara karşı içgüdüsel bir güvensizliğim var.”
- 1991'de bu fikri ilk aldığınızda, bunun sadece bir roman değil, birçok roman olduğunu biliyor muydunuz?
Bana gelen ilk sahne, ilk kitabın birinci bölümüydü, ulu kurt yavruları buldukları bölüm. Bu bana birdenbire geldi. Aslında farklı bir roman üzerinde çalışıyordum ve birden o sahneyi gördüm. Yazdığım romana ait değildi ama bana o kadar canlı geldi ki oturup yazmak zorunda kaldım ve bunu yaptığımda ikinci bir bölüm oldu ve ikinci bölüm Catelyn'di. Ned'in yeni döndüğü ve kralın öldüğü mesajını aldığı bölüm ve bu da bir tür farkındalıktı çünkü ilk bölümü yazarken gerçekten ne olduğunu bilmiyordum. Bu kısa bir hikaye mi? Bu bir romanın bölümü mü? Hepsi bu Bran denen çocukla mı ilgili olacak?Ama sonra, ikinci bölümü yazdığımda ve bakış açımı değiştirdiğimde - tam orada, tam başında, Temmuz 91'de önemli bir karar verdim. Tek bir bakış açısına sahip olmaktansa ikinci bir bakış açısına gittiğim dakika, kitabı çok daha büyük yaptığımı biliyordum. Şimdi iki bakış açım vardı ve iki tane elde ettiğinizde, üç, beş veya yedi veya her neyse olabilir. Üç ya da dört bölüm içinde olduğumda bile, büyük olacağını biliyordum.
Başlangıçta, bir üçleme düşündüm ve nihayet piyasaya sürdüğümde, bu şekilde sattım.Üç kitap: A Game of Thrones, A Dance With Dragons, Winds of Winter. Bunlar üç orijinal başlıktı ve üç kitap için kafamda bir yapı vardı. O zamanlar, doksanlı yılların ortalarında fanteziye, altmışlardan beri olduğu gibi üçlemelerin egemenliği altındaydı. Yayıncılığın o küçük ironilerinden birinde Tolkien aslında bir üçleme yazmadı. Yüzüklerin Efendisi adlı uzun bir roman yazdı. Ellili yıllardaki yayıncısı, "Bu tek bir roman olarak yayımlanamayacak kadar uzun. Onu üç kitaba ayıracağız" dedi. Böylece üçlemeyi elde etti, Yüzüklerin Efendisi o kadar büyük bir başarıya dönüştü ki yirmi yıldan fazla bir süredir diğer tüm fantezi yazarları üçleme yazıyordu. Bu kalıbı kararlı bir şekilde kıran, sanırım bir üçleme olarak da başlayan, ancak hızla ötesine geçen The Wheel of Time ile Robert Jordan'dı ve insanlar şunu görmeye başladı, "Hayır, daha uzun. Esasen bir mega romanınız olabilir! " Ve nihayetinde ben de aynı farkındalığa ulaştım, ancak '95'e kadar, A Game of Thrones'da zaten bin beş yüz el yazması sayfam olduğu ve sonuna kadar bile yaklaşmadığım ortaya çıktığında... Böylece benim üçlemem o noktada dört kitap oldu. Sonra, daha sonraki bir noktada, altı kitap oldu. Ve şimdi yedi kitapta sabit tutuyor.
İnşallah yedi kitapta bitirebilirim.
Büyük, biliyor musun? Ve gerçek şu ki, bu bir üçleme değil.Uzun bir roman. Gerçekten çok uzun bir roman. Bu bir hikaye ve hepsi bittiğinde, bir kutu setine koyacaklar ve bundan yirmi yıl sonra ya da bundan yüz yıl sonra hala okuyan biri varsa, hepsini birlikte okuyacaklar. Başından sonuna kadar okuyacaklar ve benim yaptığım gibi, hangi kitapta neler olduğunu unutacaklar.
- Kışyarı'nda geçen sahneleri yazarken ve birdenbire tamamen farklı bir konumla Daenerys sahnesine sahip olurken, sizin için büyük bir değişim miydi?
Oldukça erken bir tarihte, 91 yazında Daenerys'e ait şeyler vardı. Onun başka bir kıtada olduğunu biliyordum. Sanırım o zamana kadar zaten bir harita çizmiştim - ve üzerinde değildi. Westeros olarak anılacak tek kıtanın haritasını çizmiştim ama o sürgündeydi ve bunu biliyordum ve bu yapıdan bir nevi ayrılıştı. Kitabın başlangıç ​​yapısı açısından Tolkien'den ödünç aldığım bir şey. Yüzüklerin Efendisine bakarsanShire'da her şey Bilbo'nun doğum günü partisiyle başlar. Çok küçük bir odağınız var. Kitabın hemen başında Shire'ın bir haritası var - bunun tüm dünya olduğunu düşünüyorsunuz. Ve sonra onun dışına çıkarlar. Kendi içinde epik görünen Shire'ı geçerler ve sonra dünya büyüyor, büyüyor ve büyüyor... Ve sonra daha fazla karakter eklerler ve sonra bu karakterler ayrılır. Esasen oradaki ustaya baktım ve aynı yapıyı benimsedim. Taht Oyunları'ndaki her şey Kışyarı'nda başlar. Orada herkes bir aradadır ve sonra daha fazla insanla tanışırsınız ve nihayetinde ayrılırlar ve farklı yönlere giderler. Ancak bundan ilkinden ayrılan, her zaman ayrı olan Daenerys'ti. Sanki Tolkien, Bilbo'ya sahip olmanın yanı sıra, kitabın başından beri ara sıra bir Faramir bölümüne atılmış gibi.
- Aslında Daenerys, Kışyarı’na (sahnelerine) bağlıydı çünkü onun ailesine olanlar hakkında konuşulduğunu okuduk.
Örtüşmeler görüyorsunuz. Daenerys evlenir ve Robert, Daenerys'in yeni evlendiği raporunu alır ve buna ve yarattığı tehdide tepki verir.
- Çok güçlü ters dönüşleriniz var, okuyucunun dengesini bozuyorsunuz. Önceleri Sword in the Stone bölgesinde olduğunuzu düşünebilirsiniz, kitabın dönüşeceği halini düşünebilirsiniz; örneğin kahramanın Bran olduğunu düşünebilirsiniz ama sonra sizinle okuyucu arasında hilekar bir oyuna dönüşmüş gibi...
Sanırım okumak istediğini yazıyorsun. Bayonne'de çocukluğumdan beri okurdum, doymak bilmez bir okurdum. "George, burnu kitapta" diye seslenirlerdi. Bu yüzden hayatımda birçok hikaye okudum ve bazıları beni çok derinden etkiledi; diğerlerini ben onları yere koyduktan beş dakika sonra unuttum. Gerçekten takdir etmeye başladığım şeylerden biri, benim kurgumda bir tür öngörülemezlik. Beni nereye gittiğini gördüğüm bir kitaptan daha çabuk sıkan hiçbir şey yok. Siz de okudunuz. Yeni bir kitap açarsınız ve ilk bölümü, belki ilk iki bölümü okursunuz ve geri kalanını bile okumanıza gerek kalmaz. Tam olarak nereye gittiğini görebilirsiniz. Sanırım ben büyürken ve televizyon seyrederken bunun bir kısmını aldım. Annem olayların nereye gittiğini her zaman tahmin ederdi, ister I Love Lucy ister onun gibi bir şey olsun. "Pekala, bu olacak" derdi. Ve tabii ki, olur! Ve hiçbir şey daha hoş değildi, farklı bir şey olduğunda aniden bir şaşırırdı, twsit haklı olduğu sürece.
Bir anlam ifade etmeyen gelişigüzel dönüşler yapamazsınız. İşlerin takip etmesi gerekiyor. Sonunda "Aman Tanrım, bunun olacağını görmedim ama önceden haber verildi; burada bir ipucu vardı, orada bir ipucu vardı. Onu görmeliydim geliyor. " demelisiniz ve bu benim için çok tatmin edici. Bunu okuduğum kurguda ararım ve kendi kurguma yerleştirmeye çalışırım.
- Bran'ın itilmesi gibi, bunu da önceden haber veriyorsunuz, böylece okuyucu aldatılmış hissetmez. Kızıl Düğün de aynı.
Kurgu ve yaşam arasında her zaman bir gerilim vardır. Kurgu, hayattan daha fazla yapıya sahiptir. Ama yapıyı saklamalıyız. Sanırım yazarı saklamalıyız ve bir hikayeyi gerçekmiş gibi göstermeliyiz. Çok fazla hikaye çok yapılandırılmış ve çok tanıdık. Okuma şeklimiz, televizyon izleme şeklimiz, sinemaya gitme şeklimiz, hepsi bize bir hikayenin nasıl gideceğine dair belirli beklentiler verir. Gerçek hikayeden tamamen bağımsız olan nedenlerle bile. Sinemaya gidiyorsun, büyük yıldız kim? Tamam, Tom Cruise yıldızsa, Tom Cruise ilk sahnede ölmeyecek, biliyor musun? Çünkü o yıldız! Geçmesi gerekiyor. Veya bir TV şovu izliyorsunuz ve adı Castle. Castle karakterinin oldukça güvenli olduğunu biliyorsunuz. Önümüzdeki hafta ve sonraki hafta da orada olacak.
İdeal olarak bunu bilmemelisin. Duygusal katılım, bir şekilde bunu aşabilirsek daha büyük olurdu. Yani yapmaya çalıştığım şey bu, biliyor musun? Bran, önsözden sonra tanıştığınız başlıca karakterlerden ilki. Yani "Oh, tamam, bu Bran'ın hikayesi, Bran burada bir kahraman olacak" diye düşünüyorsunuz. Ve sonra: Hata! Orada Bran'a ne oldu? Hemen kuralları değiştiriyorsunuz. Ve umarım bu noktadan sonra okuyucu biraz belirsizdir. “Bu filmde kimin güvende olduğunu bilmiyorum.” Bunu dedirtmek gerekir. Ve insanlar bana “Kitaplarda kimin güvende olduğunu asla bilemiyorum. Asla rahatlayamam. " dediğinde bunu seviyorum. Bunu kitaplarımda istiyorum. Ve bunu okuduğum kitaplarda da istiyorum. Her şeyin olabileceğini hissetmek istiyorum. Alfred Hitchcock bunu yapan ilk kişilerden biriydi, en ünlüsü Psycho'da. Psycho'yu izlemeye başlıyorsun ve onun kahraman olduğunu düşünüyorsun. Öyle mi? Onu sonuna kadar takip ettin. O duşta ölemez!
- Ned korucunun kafasını kestiğinde belirsizliğe erken işaret edersin ama o yanılıyor. Kesin değil. Ve hatta Jaime Lannister, Bran'ı pencereden dışarı ittiği sahneden sonra Tyrion ile dostça bir ilişki kurar. Onun başka bir yanını görüyorsunuz.
Gerçek insanlar karmaşıktır. Gerçek insanlar bizi şaşırtıyor ve farklı günlerde farklı şeyler yapıyorlar. Santa Fe'de birkaç ay önce satın alıp yeniden açtığım küçük bir tiyatrom var. Bazı yazar etkinlikleri düzenliyoruz. Birkaç hafta önce bir imza için Pat Conroy vardı. Harika yazar, harika Amerikalı yazarlarımızdan biri. Ve kariyerinin çoğunu babası hakkında bu kitapları yazarak geçirdi. Bazen anı olarak, bazen kurgu olarak atılıyor, ancak babasıyla olan sorunlu ilişkisinin, ona farklı bir isim ve farklı bir meslek verdiğinde ve tüm bunlara rağmen baktığını görebilirsiniz. Her ne şekilde olursa olsun, Pat Conroy’un babası Büyük Santini karakteri, modern edebiyatın en büyük karmaşık karakterlerinden biridir. O çirkin bir tacizci, çocuklarını terörize ediyor, karısını dövüyor, ama aynı zamanda bir savaş kahramanı, bir dövüşçü ve tüm bunlar. The Prince of Tides'daki karakter gibi bazı sahnelerde, bir kaplan satın aldığı ve bir benzin istasyonu açmaya çalıştığı ve işler ters gittiği, neredeyse bir Ralph Kramden komik adamıdır. Bunu okuyorsun ve hepsi aynı adam ve bazen ona hayranlık duyuyorsun ve bazen ona karşı nefret ve tiksinme hissediyorsun ve oğlum, bu çok gerçek. Hayatımızdaki gerçek insanlara bazen böyle tepki veririz.
- Kitaplarınızda kadınlar güçlüdür.
Ama ataerkil bir toplumda mücadele ediyorlar, bu yüzden her zaman üstesinden gelmeleri gereken engeller var ki bu gerçek orta çağların hikayesiydi. Aquitane'li Eleanor gibi güçlü bir kadına sahip olabilirsiniz, iki kralın karısı olabilirdi ve yine de kocası, sırf ona kızdığı için onu on yıl hapse atabilirdi. Farklı zamanlardı ve bu bir fantezi dünyası, bu yüzden daha da farklı.
- Sonunda hangi strateji işe yarayacak?
Bu (hikayeyi) söylemek olurdu. Görmek için sonuna kadar gitmelisin.
- Karakterleriniz için, Jaime'nin Brienne of Tarth ile seyahat etmesi gibi harika ters karakterleriniz var. Tazı ile Arya gibi başka eşleşmeler de var. Bilinçli olarak ters karakter mi yaratıyorsunuz?
Drama çatışmadan ortaya çıkıyor, bu yüzden birbirinden çok farklı iki karakteri bir araya getirip geride durup kıvılcımların uçuşunu seyretmeyi seviyorsunuz. Bu size daha iyi diyalog ve daha iyi durumlar kazandırır.
- Tyrion için Joffrey’in ölümü işleri daha iyi yapmaz, işleri daha da kötüleştirir. Tyrion'un başı büyük belada ve tüm seri boyunca bir noktaya değinmeye çalıştığım bir şeyi kanıtlıyor: Kararların sonuçları var. Robb, Frey Hanesi'ne sözünü tutmaz ve Frey’in kızlarından biriyle evlenmezse, bunun onun için korkunç sonuçları olur. Tyrion’un sorunlarından biri de geveze olmasıydı. Serinin başından beri bir şeyler söylüyor, Cersei'ye bu üstü kapalı tehditler - "Bir gün bunun için seni alacağım, bir gün neşen ağzında küle dönecek." Şimdi, tüm bu açıklamalar onu gerçekten suçlu gösteriyor.
Sanırım katilin amacı, bunu başka bir Kızıl Düğün haline getirmek değil - Kızıl Düğün çok açık bir şekilde cinayet ve kasaplıktı. Bence Joffrey’in ölümüyle ilgili fikir, onu bir kaza gibi göstermekti - birisi kutlama yapıyor, Heimlich manevrasını icat etmemişler, bu yüzden birisi boğazına yemek taktığında, bu çok ciddidir. Bunu biraz İngiltere Kralı Stephen'ın oğlu Eustace'in ölümüne dayandırdım. Stephen, tacı kuzeni İmparatoriçe Maude'dan gasp etmişti ve uzun bir iç savaşla savaştılar ve anarşi ile savaş ikinci nesle aktarılacaktı çünkü Maude'un bir oğlu, Henry ve Stephen'ın bir oğlu vardı. Ama Eustace bir ziyafette boğularak öldü. İnsanlar hala bin yıl sonra tartışıyorlar: Boğuldu mu yoksa zehirlendi mi? Çünkü Eustace'i ortadan kaldırarak İngiliz iç savaşını sona erdiren bir barış getirdi. Eustace’ın ölümü [tesadüfi olarak] kabul edildi ve bence buradaki katillerin umduğu şey buydu - tüm krallık Joffrey’in bir parça turta üzerinde boğulup öldüğünü görecek. Ama güvenmedikleri şey, Cersei’nin bunun cinayet olduğuna dair acil varsayımıydı. Cersei bir an bile buna kanmadı. Bunun kaza sonucu bir ölüm olduğuna inanmıyor. Sahnenin çekildiğini gördünüz, boğulma ihtimali olduğu için mi karşımıza çıkıyor yoksa zehirlendiği çok açık mı?
- Neden “Buz ve Ateş Şarkısı” romanlarınıza tecavüz veya cinsel şiddet olaylarını dahil ettiniz? Bu sahnelerle daha büyük hangi temaları ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz?
Bir sanatçının gerçeği söyleme yükümlülüğü vardır. Romanlarım epik fantezi ama tarihten ilhama dayanıyorlar. Tecavüz ve cinsel şiddet, eski Sümerlerden günümüze kadar yapılan her savaşın bir parçası olmuştur. Onları savaşa ve güce odaklanan bir anlatımdan çıkarmak, temelde yanlış ve sahtekârlık olurdu ve kitapların temalarından birini baltalardı: insanlık tarihinin gerçek dehşetinin orklardan ve Kara Lordlardan değil, bizden kaynaklandığı... Biz canavarlarız. (Ve kahramanlar da). Her birimizin kendi içinde büyük iyilik ve büyük kötülük kapasitesi vardır.
- Kitapların bazı eleştirmenleri, bu tür sahnelerin Westeros dünyasının genellikle karanlık ve ahlaksız bir yer olduğunu göstermesi amaçlansa bile, romanların seyri boyunca bu anlara aşırı bir güven duyulduğunu ve belirli bir noktada olduklarını söylediler, artık şok edici değil ve heyecan verici hale geliyor. Bu eleştiriye nasıl yanıt veriyorsunuz?
Westeros'un "karanlık ve ahlaksız bir yer" olduğu fikrine itiraz etmeliyim. Burası Disneyland Orta Çağları değil, hayır ve bu oldukça kasıtlı ... ama kendi dünyamızdan daha karanlık veya ahlaksız da değil. Tarih kanla yazılır. Cinsel veya başka türlü "Buz ve Ateşin Şarkısı" ndaki vahşet, herhangi bir iyi tarih kitabında bulunabileceklerle karşılaştırıldığında soluk kalır.
Bazı cinsel şiddet sahnelerinin heyecan verici olduğu eleştirisine gelince, bana bu eleştirmenler hakkında kitaplarımdan daha çok şey söylüyor gibi geliyor. Belki onlar bazı sahneleri heyecan verici bulmuşlardır. Okuyucularımın çoğu, sanırım onları amaçlandığı gibi okudu.
Yazar olarak kariyerimin en başından beri felsefemin "göster, söyleme" felsefesi olduğunu söyleyeceğim. Kitaplarımda ne olursa olsun, eylemi özetlemek yerine okuyucuyu bunun ortasına koymaya çalışıyorum. Bu, canlı duyusal ayrıntılar gerektirir. Mesafe istemiyorum, seni oraya koymak istiyorum. Söz konusu sahne bir seks sahnesi olduğunda, bazı okuyucular bunu son derece rahatsız buluyor… ve bu cinsel şiddet sahneleri için on kat daha doğru.
Ama olması gerektiği gibi. Bazı sahneler rahatsız edici, rahatsız edici ve okunması zor olabilir.
- Martin, HBO şovunda yapılan küçük değişikliklerin daha sonra oradaki hikaye üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağı hakkında biraz konuşuyor. TV yapımcılarının yaptığı seçimleri kontrol etmediğini bize bildirdiğinizden emin oldu.
- Robert’s Rebellion hakkında bir kitap yazacak mısın?
"Muhtemelen değil." Sonraki iki kitapta Robert’s Rebellion’a daha çok geri dönüşler ve imalar olacak. "Bu serinin sonunda olan her şeyi öğreneceksin". Bununla ilgili bir kitap o zaman çok ilginç olmazdı.
- Bize bir warg ejderha binicisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bir ejderhayı warglayan birinin geçmişte emsali yoktur. Ejderha ve binici arasındaki efsanevi bağın zengin bir tarihi var. Çok uzaklardan (hmm) bile sürücülerine yanıt veren ejderhaların gerçek ve çok güçlü bir bağ olduğunu gösteren örnekler olmuştur. Bununla ilgili daha çok şey öğreneceğiz. Okumaya devam edin.
- ASOIAF’taki en favori alıntınız nedir?
Tek bir tane yok ama Septon Meribald’ın savaş hakkında yaptığı konuşmayı seviyorum.
- Kendinizi kitaplarda hangi karakter olarak görüyorsunuz? İçinde en çok hangi karakter var?
Tyrion demek isterdim ama bu gerçekten Samwell Tarly. Tyrion daha çok aksiyon alıyor, daha çok yatıyor (kahkahalar) ama ben daha çok Sam gibiyim.
- Bir kitap okuyucu olarak, şovdaki benzer durumu izlemeden önce bunu okumak çok tatmin ediciydi (Arya, show’da Polliver'ı öldürürken Lommy'den söz ediyor, kitaplarda Raff). Bahsettiğiniz gibi, şov içeriğini kontrol edemezsiniz. Sezon 5'e doğru ilerlerken böyle açıklamaların önünde kalmak için daha fazla bölüm yayınlamayı planlıyor musunuz? Ayrıca Arya, o bölümde beklediğimizden çok daha yaşlı görünüyor. “Mercy”, gelecekte Dans'ın sonundan itibaren bir yıldan fazla mı oluyor yoksa sadece Arya'nın her zaman yaşından büyük görünmesi mi meselesi mi?
- [Martin'den büyük bir sessizlik]. Bu bölüm yaklaşık on yıl önce yazılmıştı ve önce Ziyafet'in sonunda olması gerekiyordu, ardından Dans'ın sonuna dahil edilmişti ama bir sondan çok bir başlangıç ​​gibi görünüyor, bu yüzden epey hareket etti. Çocukların biraz büyüyebilmesi için kitaplarda olması gereken beş yıllık boşluğun da bir parçasıydı. Bu, Arya ve Bran gibi karakterler için işe yaradı, ancak Jon Snow veya diğerleri için hiç işe yaramadı. Beş yıl önce Gece Nöbetçileri'nin Lord Kumandanı oldum. O zamandan beri pek bir şey olmadı… ”(kahkahalar). Arya'yı şimdiki yaşına geri getirmek için o bölümde biraz çalıştım. Orada zaman aralığı yok (hikaye dizisinde tam olarak ne zaman geldiğini söylemiyor). Unutmayın, bu bir önizleme bölümüdür, yine de geri dönüp yayınlanmadan önce üzerinde yeniden çalışabilirim.
[Sorum bu olduğu için tahmin ettiğime eminim ama Martin, Arya'nın yaşının burada bir sorun gibi göründüğünü biraz düşünmüş görünüyor. Bir çeşit, "O lanet bölümü bir daha yeniden yazmayacağım." 5. sezondan önce daha fazla önizleme bölümü yayımlayıp yayımlamayacağına dair gerçek bir yorum ve gösteriye neyin girileceğini kontrol etmediğine dair başka bir hatırlatma yok.]
- Tyrion babasıyla yüzleşmek için gittiğinde, ne yapacağını düşünüyor? Onunla sadece sohbet mi ediyorsun?
O noktada bunu düşündüğünü sanmıyorum. O sırada sefilleri oynuyor. Her şeyini kaybetti. Güvenli bir yere kaçırılacak ama orada ne yapacak? Lannister Hanesi'ndeki yerini kaybetti, saraydaki yerini kaybetti, tüm altınını kaybetti - bu, hayatı boyunca onu ayakta tutan tek şeydi. Cüce olmanın dezavantajları ne olursa olsun, şövalye olmak için gerekli fiziksel yetenekleri yoktu, ancak eski ve güçlü bir ismin ve bir şeyler satın almak isteyebileceği tüm altının büyük avantajına sahipti. Bronn gibi takipçileri ve onu savunmak için diğer insanları... Şimdi tüm bunları kaybetti ve aynı zamanda, kayıtsız şartsız sevdiği ve her zaman onun yanında olduğu tek kan bağı Jamie'nin hayatının bu travmatik olayında, nihai ihanette rol oynadığını öğrendi. O kadar incindi ki diğer insanları incitmek istiyor ve Shae'nin kendisine söylediği hesaptan nerede olduğunu anladığı ve bu merdivenin bir zamanlar onun olan bir oda olduğunu bildiği bir heves anı, şimdi babası ondan gasp etti. Bu yüzden babasını görmek için yukarı çıkıyor ve oraya vardığında ne söyleyeceğini ya da yapacağını bildiğini sanmıyorum ama - bir kısmı bunu yapmaya mecbur hissediyor. Ve tabii ki sonra Shae'yi orada buluyoruz, bu onun için ek bir şok, karnındaki ek bir bıçak.
Bence bazen insanlar çok zorlanıyor, bazen insanlar kırılıyor. Ve bence Tyrion zirve noktasına ulaştı. Cehennemden geçti, defalarca ölümle yüz yüze geldi ve gördüğü gibi bakmaya çalıştığı, onayını kazanmaya çalıştığı tüm insanlar tarafından ihanete uğradı. Hayatı boyunca babasının onayını almaya çalışıyordu. Ve şüphelerine rağmen, Shae'ye aşık oldu, kalbini ona vermesine izin verdi. Artık yapamayacağı bir noktaya ulaşır. Sanırım iki eylem, birbirlerinin anlarında gerçekleşse de oldukça farklı. Lord Tywin'e öfkeliydi çünkü ilk karısı ve ona olanlar hakkındaki gerçeği öğrendi ve Tywin ona fahişe demeye devam ediyor - Lord Tywin'in mantığına göre... Lord Tywin, Tyrion'u sevmediği için kimsenin Tyrion'u sevemeyeceğine inanıyor. Demek ki cüceyi Lannister olduğu için yatağına yatırmaya çalışan alt sınıftan bir kız olduğu açık, böylece leydi olabilir, parası olabilir ve bir şatoda yaşayabilir. Yani temelde bir fahişe olmaya eşdeğer - statüye sahip olduğu için ona bayılıyor ve Tyrion'a bu konuda bir ders vermeye çalışıyor. Ve böylece yarasına tuz dökmeye benzeyen "fahişe" kelimesini kullanmaya devam etti ve Tyrion ona bunu yapmamasını, o kelimeyi bir daha söyleme dedi. Ve o kelimeyi tekrar söyledi ve o anda, Tyrion'un parmağı tetiğe bastı.
Shae ile bu çok daha kasıtlı ve bazı yönlerden daha acımasız bir şey. Bu anlık bir hareket değil, çünkü onu yavaşça boğuyor ve kadın kurtulmaya çalışıyor, kavga ediyor. İstediği zaman bırakabilirdi ama öfkesi ve ihanet duygusu o kadar güçlü ki bitene kadar durmuyor ve bu muhtemelen şimdiye kadar yaptığı en kara eylemdi. Lord Tywin'in yaptığı küçük gösteriden sonra onu terk ederek ilk karısına yaptığı şey ve onun ruhunun büyük suçu bu... Şimdi Westeros standartlarına göre, bu hiç de suç sayılmaz - "Yani bir lord, bir fahişeyi öldürdü, sorun değil." Bunun için, düşük doğumlu kadınlara, fahişelere ve meyhane fahişelerine hor gören, onları kullanan ve atan diğer lordlardan ve şövalyelerden daha fazla cezalandırılması olası değildir. Bu dünya için bir şey değil ama yine ona musallat olacak bir şey olsa da babasını öldürme eylemi sonsuza dek arkasını olmayacak bir şeydi çünkü hiçbir insan bir akraba katili kadar lanetli değildir.
Tywin, Shae'yi biliyordu. Muhtemelen onun, açıkça “o fahişeyi saraya getirmeyeceksin” dediği ve Tyrion'un ona tekrar meydan okuduğunu ve o fahişeyi saraya çıkardığını söylediği aynı kamp takipçisi olduğunu anladı. Burada tam olarak ne olduğuna gelince, bu gerçekten konuşmak istemediğim bir şey çünkü hala açıklayamadığım ve daha sonraki kitaplarda açıklanacak yönleri var. Ancak tüm bunlarda Varys'in rolü de dikkate alınması gereken bir konudur. Kitaplardaki Shae, Tyrion hakkında başka bir john(?) kadar umursamayan, kampı takip eden, manipülatif bir fahişedir ama o, küçük bir genç seks kedisi gibi, tüm fantezilerini besleyen çok uyumludur; o gerçekten sadece para ve statü için yaşıyor. O, Tywin'in Tyrion’un ilk karısının aslında olmadığını düşündüğü her şeydir.
- Ona ilham veren Frost şiiri dünyanın sonu hakkındadır ve bu, Martin'in icat ettiği evrenin yedinci kitabın sonunda sıcak ya da soğuk ya da muhtemelen her ikisi ile yok olması gerektiğini ima ediyor gibi görünüyor.
Yazar kıkırdıyor: "Bu konuda yorum yapmayacağım. Bunun için iki kitap için endişelenebilirsin. Ama tüm insanların ölmesi gerektiği doğru."
- Web sitelerinde görünen birçok hayran teorisi sorulduğunda Martin şunları söyledi: "Bu konuyla boğuştum, çünkü okuyucularımı şaşırtmak istiyorum. Bir okuyucu olarak öngörülebilir kurgudan nefret ediyorum, öngörülebilir kurgu yazmak istemiyorum. "Okuyucumu şaşırtmak ve memnun etmek ve onları geldiğini görmedikleri yönlere götürmek istiyorum ama planları değiştiremem. 90'lı yıllarda ilk fan panolarını okumamın ve durmamın nedenlerinden biri de bu. Birincisi, zamanım yoktu, ancak iki konu tam da bu. O kadar çok okuyucu kitapları o kadar dikkatle okuyordu ki bazı teoriler ortaya atıyorlardı ve bu teorilerin bazıları eğlenceli boğalar ve yaratıcı olsa da, teorilerin bazıları haklı. En az bir veya iki okuyucu, kitaplara yerleştirdiğim ve doğru çözüme ulaştığım son derece ince ve belirsiz ipuçlarını bir araya getirmişti. Öyleyse ne yapmalıyım? Değiştiriyor muyum? Bu konuyla boğuştum ve bunu değiştirmenin bir felaket olacağı sonucuna vardım çünkü ipuçları vardı. Bunu yapamazsın, o yüzden ben devam edeceğim.”
- "Kurtlar, Amerika'nın soyundan gelen ve binlerce yıl öncesine dayanan Avrupa folklorunun bir parçasıdır. Roma, Romulus ve Remus'ta - kurtlar ve insanlar arasında her zaman bu ilişki vardır." Bu ilişki Martin'in dizisinde defalarca görülüyor ve Martin'in son iki kitap sonunda piyasaya sürülürken devam edeceğini söyleyeceği bir şey. Özellikle Arya'nın kurdu Nymeria önemli bir rol oynayacak. "Biliyor musun, bir şeyler hakkında bilgi vermekten hoşlanmam." diyor Martin, yüzüne yayılan bir gülümsemeyle. "Ama kullanmayı düşünmediğiniz sürece dev bir kurt sürüsünü duvara asamazsınız."
- İşinize aşina olmayanlar için dizi hayali bir dünyada geçiyor. Krallığın kontrolü için bir mücadele var. Bu hanedan savaşı, esasen üç ana olay örgüsünden biridir. Bu tür insanüstü karakterleri içeren başka olay örgüsü satırları da var ve sonra eski tahtının geri dönüşünü arayan sürgün Targaryen kızı var. Neden bu üç ana olay örgüsü?
- Tabii ki uzakta olan iki şey var - Sur’un kuzeyindeki şeyler (Diğerleri) ve sonra diğer kıtada ejderhalarıyla Targaryen var - elbette "Buz ve Ateşin Şarkısı" başlığının buz ve ateşi. . " Yedi krallığın başkenti olan King's Landing'de ortada meydana gelen merkezi şeyler, çok daha fazlası tarihi olaylara ve tarihi kurguya dayanıyor. Güllerin Savaşları'ndan ve 100 Yıl Savaşları etrafındaki diğer bazı çatışmalardan gevşek bir şekilde alınmıştır, ancak elbette fantastik bir twist ile. Biliyorsunuz, başladığım dinamiklerden biri, King's Landing'deki yedi krallık içindeki küçük güç mücadeleleri tarafından bu kadar tüketilen insanlardı - kim kral olacak? Küçük Konsey'de kimler olacak? Politikaları kim belirleyecek? - krallıklarının çevresinde çok uzakta meydana gelen çok daha büyük ve daha tehlikeli tehditlere karşı körler...
Ve tabii ki, bunu tarih boyunca görebilirsiniz. Tarihte yer alan ortak bir dinamiktir. Biliyorsunuz, Yunan şehir devletleri, İsa'nın doğumundan önce, biliyorsunuz, Makedonyalı Philip hepsini fethetmek için ordularını oluştursa bile birbirleriyle kavga ediyorlar ama bunu modern zamanlarda bile görüyorsunuz, biliyorsunuz - Fransa'nın Üçüncü Cumhuriyet döneminde, Nazi tehdidi yükselirken siyasi mücadeleleri... Ancak Fransız siyasetçiler neredeyse Nazilerle arkadaş olmayı tercih ediyorlardı. Ve belki modern gündeki derslerimiz de. Kim bilir? Demek istediğim, şu anda dünyamızda iklim değişikliği gibi şeyler oluyor, bu, nihayetinde tüm dünya için bir tehdit. Ama insanlar onu politik bir futbol yerine kullanıyorlar, bilirsiniz… Herkesin bir araya geleceğini düşünürsünüz.
Bu, muhtemelen insan ırkını yok edebilecek bir şey. Bu yüzden, özellikle modern zaman meselesine değil, kitabın yapısıyla ilgili genel bir şey olarak bir analog yapmak istedim.
- Kitapta ( Buz ve Ateşin Dünyası) ipuçları bulmayı uman hayranlar için bir soru kalıyor: Tarih tekerrür eder mi? Martin’in arsız yanıtı: “Yankılanan bir evet ve hayır. Biraz belki. "
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.05.30 23:00 gunerkan Gerekli Durumlarda Turbo Tamiri

Gerekli Durumlarda Turbo Tamiri


Gerekli durumlarda turbo tamiri tabi ki kaçınılmaz bir işlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında her araç için tamir durumu oldukça sıkıntılı oldukça da masraflı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en temel sebeplerinden biri düzensiz yaptırılan bakım ya da bakımsızlık ve doğru kullanılmayan araçlar demek pek de yanlış olmayacaktır.
Gerekli durumlarda turbo tamiri karşımıza çıkan masraflı ve sıkıntılı bir süreçtir. Bundan kaçınabilmek pek zor olsa da bu durumu en uzun vadede yaşamak çok işimize gelebilir. Bunun için ilk olarak araçları doğru kullanmak gerekir. İlk çalıştırma anı ile stop ettirme anı büyük önem taşımaktadır. Tabi ki yaşanılan bölgenin iklim koşuları da göz önünde bulundurularak gaz verme işleminin yani motoru ısıtma işleminin 60 ile 90 saniye arasında yapılması oldukça önemlidir. Bu gün içinde yeni çalıştırılacak olan yani ısınmamış motor için yapılması gereken oldukça önemli bir noktadır. Bunun yanında gereğinden fazla yüklenmenin yapılması motoru da turboyu da zorlamak araca büyük bir hasar verebilir.
Gerekli durumlarda turbo tamiri olan durumlar arasında yağ için hassas davranılmaması da sıkıntılar doğurmaktadır. Yağın az olması yağın kirli olması gerekli zaman aralıklarında bu bakımların yapılmaması araca büyük hasarlar verebilir. Motor içinde yer alan sürtünme ile çalışan pek çok sistemin en doğru en düzgün şekilde çalışabilmesi için yağ en önemli konudur. Araçta yer alan parçaların çok rahat dönebilmesi özellikle birbirine bağlı olan parçaların zorlanmaması için yağın büyük önem arz ettiği bu durumlarda aracın yağsız kaldığını bir düşünün! Ya da ya içine kaçan büyük parçaların yağın geçtiği yerlerden geçtiğini bir düşünün! Bu durumların ortaya çıkacak arızalar belli bir süre sonra araçta büyük masrafların tamir edilmesi sonucunda çıkabilir.
Gerekli durumlarda turbo tamiri tabi ki kaçılmayacak bir gerçektir. Araç sahibi olan herkesin tamir gibi bir gerçekten kaçamayacak olması araç sahibi olmanın getirdiği bir durumdur. Bu nedenle de turbo tamiri durumlarını en aza indirmek en az masrafla kurtulmak için düzenli bakım ve doğru kullanım en önemli iki koşuldur.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]


2020.05.02 23:20 yelkovan84 Yol Yardım Oto Kurtarma

Yol Yardım Oto Kurtarma
1993 yılında faaliyetlerine başlayan "Yol Yardım Oto Kurtarma" teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu alanda da çalışmalar yaparak günümüzün ihtiyaçlarına da cevap vermeye devam etmektedir. Özellikle kurulduğu günden beri her attığı adımı bilerek ve insanlara yardımcı olmak adına atmakla birlikte sürekli olarak gelişmeye ve teknolojik yenilikleri takip etmeye gayret göstermektedir. İlk faaliyete başladığı dönemde sadece bir oto kurtarıcı ile araç taşıma ve yol yardım hizmetine başlayan, bununla birlikte bu alanda gösterdiği azim ve kararlılık sayesinde hızlı büyüyen "Yol Yardım Oto Kurtarma" günden güne gelişme göstererek artık bu hizmet sektöründe lider firma kimliğini kazanmıştır. ​ ​ Sektöre damgasını vuran ve gelişmelere açık olma vasfıyla birlikte sadece acil oto kurtarıcı hizmeti ile sınırlı kalmayarak birçok farklı alanda da hizmet vermeye başlamıştır. Bu konuda özellikle insanların talebine göre hareket edilerek belirli noktalarda ilerleme sağlanmıştır. Genel olarak bakıldığında, ihtiyacın en fazla olduğu alanlardan birisi olan oto elektrik ve oto lastikçi hizmetlerinde de profesyonel destek sunma amacıyla girişimler yapılmış ve bu girişimlerin sonucunda oldukça iyi neticelerin alınması sağlanmıştır. Firma olarak her zaman insanların zor durumlarında onların yardımına koşan ve gerçekten bir iş olmaktan ziyade insanlara yardım etme aşkıyla dolu olan personeller sayesinde hem işin kaliteli olmasına hem de aksi bir durumun ortaya çıkmaması adına çalışmalar yapılmaktadır.

https://preview.redd.it/pnamodzz4fw41.jpg?width=722&format=pjpg&auto=webp&s=c80048134bab0646d8baf1c2f76d6633ccb38447
​7/24 Oto Kurtarma HizmetiYol Yardım Oto Kurtarma olarak acil oto kurtarma ihtiyaçlarına cevap verebilme adına da çalışmalar yapılmıştır. Bu noktada özellikle acil oto çekici hizmeti devreye sokulmuş ve 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet verme amaçlanmıştır. Bu kapsamda gerek olduğu zaman hangi gün ya da hangi saat olduğu fark etmeksizin bizlere iletişim kanallarımızdan ulaşarak yol yardımı talebinde bulunabilirsiniz.
Yapısal olarak oluşturduğumuz alt yapımız ve çağrı merkezimiz sayesinde sizlerin yol yardım ihtiyacına 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet sunabilme imkanı elde etmiş durumdayız. Bu kapsamda yapılan bu çalışmalarla birlikte her geçen gün büyümeye ve sektörde lider firma özelliğini kazanmaya devam ediyoruz.
​ Hangi Konularda Hizmet Veriyoruz. Yol Yardım Oto Kurtarma olarak aklınıza gelebilecek tüm sorunlarda yanınızda olmaya çalışıyoruz. Özellikle her türde hafif araçlar başta olmak üzere ağır tonajlı araçların oto kurtarma ve çekici hizmetini sağlıyoruz. Bununla birlikte aynı zamanda;
  • Lastik patlaması
  • Elektrik arızaları
  • Sinyal arızaları
  • Far arızaları
  • Akü takviye
  • Vinç / Ahtapot hizmeti
  • Oto elektrik
  • Forklift taşıma
Hizmetleri başta olmak üzere birçok açıdan yardımcı oluyoruz.
Neden Bizi Seçmelisiniz?
Kurulduğumuz ilk günden beri profesyonel kadromuz ve son model araç filomuzla sizlerin tüm yol yardım taleplerinize cevap veriyoruz. Sinyal arızasından tutun da acil akü takviye ihtiyacınıza kadar birçok farklı alanda sizlere yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Tüm bu işlemleri yaparken de aynı zamanda işinin ehli, deneyimli ve güler yüzlü personellerimiz sayesinde sadece sorunun ortadan kalkması adına çalışmalar yapmıyor aynı zamanda size bir arkadaş yakınlığında yardımcı olmanın hissini yaşatmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra aynı zamanda oto çekici hizmetinden faydalanırken herhangi bir soruna karşı kaskolu taşıma seçeneğini de değerlendirebilirsiniz.
Tüm ihtiyaçlarınız için bize aşağıda ki iletişim kanallarımızdan ulaşabilirsiniz. Bize ulaştıktan sonra en kısa sürede ihtiyacınız olan yardım sağlanacaktır.
submitted by yelkovan84 to u/yelkovan84 [link] [comments]


2020.04.01 21:15 bariscsknr Adı Olmayan Bir Kitabın İlk Sayfaları

‘Hadi kalk !’ demişti. Günlerden Pazartesiydi. Soğuk, bu kış gelmemiş, kendini Mart ayında göstermişti. İnanmazsınız belki ama yağmur dahi yağmayan kış mevsiminden sonra, Mart ayında İstanbul’a kar yağmıştı. Bu durum belki sizi çok şaşırtmamış olabilir dostlarım ama beni gerçekten şaşırtmıştı. Mart ayında hala mont giyip, bere, atkı, eldiven üçlüsüyle takılıyordum ki bu durum çok hoşuma gidiyordu. İçime bir huzur veriyordu.
Dün bütün gece aşağılık bir arkadaşın, aşağılık bir evinde pineklemiştim. Hani eskiden sizin için canını vermeye hazırmış gibi davranan ama tek derdi sizi ütmek olan pislikler olur ya, bu da onlardan biriydi. İnsan, böylelerini hiç tanımasa da olurdu ancak bir kere tanımış oldum. Maalesef hepimiz bu tipleri tanımak zorundaydık. Bu, hayatın bize oynadığı bir oyundu. Yıllar sonra ziyaretine gittiğimde, sen de nereden çıktın diye bana bakışı, başta canımı baya sıkmıştı ancak şimdi düşününce, insanları rahatsız eden bu varlığım, bir an olsun beni keyiflendirmişti.
‘Hadi kalk’ demişti. İşe gitmesi gerekiyordu. İyi bir işte çalışıyordu, dolgun bir maaşı vardı ve hayat standartını da dolgun maaşına göre belirlemişti. Eskiden, yokluğun karizmatik olduğu zamanlarda, paspal hallerimiz ve salaş yaşamlarımız, bizler için bir gurur kaynağıyken, bugün bu aşağılık herif, yaşam standardını yükseltmeyi, yaşamının tam ortasına koymuştu. Dolgun bir maaşı vardı ve ona göre, bir arabası, gözlüğü, kirada oturduğu evi, gömleği, televizyonu, kitaplığı, dergileri, kemeri, parfümü, jölesi, kravatı, donu, çarşafı, yastık kılıfı, tabak takımı veya yemek takımı, mutfak takımı, banyo takımı, yatak takımı, ayakkabı takımı, perde takımı, tıraş takımı ve daha birçok ıvır zıvırı vardı dostlarım. Telefonu vardı ki bu telefon bir aylık maaşına bedel bir telefondu. Eskiler para biriktirip ev alma derdine düşerken, bizim andaval parasını biriktirip bu son model cep telefonunu almıştı ve onu her fırsatta göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu. Sigarası Marlboro’ydı ki ben bu yavşağın kaçak sigara içtiği zamanları biliyordum ve şuna da eminim ki dostlarım, bu yavşak o zamanlar halinden baya gurur duyuyordu.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalkayım ancak neden kalkayım? Dün işe gideceğini söylerken, istersen kalabilirsin gibi bir teklifte bulunmuştu ve benim rahatsız edici varlığım bu teklifi hemen kabul etmişti. ‘Yarın işe gitmek zorundayım, ondan bu gece fazla takılamayacağım ama istersen burada kal, sabah da kahvaltını yapıp öyle gidersin’ demişti. İnsanlar kendileri evde yokken, misafirlerin evde kalmasını hiç sevmezler ama her zaman bu durumdan rahatsız değillermiş gibi davranırlar. Modern olmanın ahlaki kuralları bunu gerektiriyordu çünkü. Bu andavalın rahatsız oluşunu görüyor olsam, o yokken evde kalmayı, evinin tam orta yerine sıçmayı, her şeyi kırıp dökmeyi ve en çok da tam düzen mutfağının bütün duvarlarına işemeyi çok isterdim dostlarım fakat tahmin edebilirsiniz ki bu evde kalmak bana da çok büyük bir rahatsızlık veriyordu. Bundan dolayı onun, o yalancı teklifini reddettim. ‘Gece neden orada kaldın o zaman?’ diye soracak olursanız da evim çok uzakta ve gecenin o saatinde, o kadar yolu çekebilecek bir insan hiç olamadım kardeşlerim.
‘Hadi kalk’ demişti. Kalkayım ama neden kalkayım? Yapacak hiçbir işim yoktu. Belki çalıştığım kafeye gidebilirdim. Bu kafede haftanın bazı günleri çalışıyordum ancak bugün o günlerden biri değildi. Aslında bu kafede pek çalıştığım gün de yoktu. Kafama eserse uğrayıp bir iki zehir içiyordum ve o gün para kazanıldıysa kendime harçlık alıyordum. Ancak o kafenin para kazandığını genelde kimse görmemiştir. Evet, bu konuda ciddiyim. Kafeyi işleten gencin mahalledeki herkese borcu vardı. Tam bir üçkâğıtçıydı. Ama hakkını yemeyelim, beni hiçbir zaman keklemedi. En azından iş konusunda. Yoksa kafeye getirdiğim bir-iki kız arkadaşıma asıldığına şahit oldum. Ancak kızlar da ona asılmışlardı. Bu duruma objektif bakarsak dostlarım, her iki tarafın da uygun gördüğü bir davranış beni rahatsız etti diye onları suçlayamayız. Gel gelelim insanların değer yargıları değersizleştirmekten öteye gidemiyorsa, benim de öyle davranmam gerekirdi. Yanımda gelen kızı patronumun düdüklemesine, modern ahlaki kurallar doğrultusunda, her iki tarafı da değersiz görüp, patronumun kız arkadaşımı düdüklemesine ses çıkarmadım, çünkü insani erdem bunu gerektirirdi ve yaptığım da tam olarak buydu sevgili kardeşlerim.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalk dostum uyan. Çekil git başımdan! İnsanlar her gün aynı şeyi yaparlarsa, bunun adı düzen oluyordu. Ve bu bizim aşağılık, tam bir düzen manyağıydı. Sabah olup işe gitmeyi, öğlen takıldığı yerlerden birinde bir şeyler yemeyi ve bir kadeh şarap içmeyi kendinde marifet görüyordu. Akşamları spor, salıları sinema, perşembeleri tiyatro, cumaları dostlarla tek atmak, düzenli seks hayatı, düzenli aşk hayatı, düzenli iş hayatı ve de düzenli düzenli hayatı. Evet, bizim aşağılık için bunlar, hayatın tam karşılığıydı. Eğer her sabah uyanıp işe giderseniz ve her akşam o işten arda kalan zamanınızda hayatınızı yaşarsanız, bu sizin hayatınız oluyordu ve bu iyi bir şeydi. Tüm bu düzen zırvalarını, bir bütün olarak hayatınızın tam merkezine koyduysanız da bu sefer de toplumda bir birey oluyordunuz dostlarım. Diğer türlü başıboş, bir aylak oluyordunuz kardeşlerim ve ben tam olarak buydum. Başıboş bir aylak.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalkayım ama neden kalkayım? Bir ara işe uğrayabilirim. Şimdi oraya gitsem kimse sen de nerden çıktın demezdi. Çünkü dostlarım hiç kimse bedavaya çalışacak birini reddetmez. Bir çıkayım evden, bir çay falan içerim. Midem de çok kötü, hiçbir şey istemiyor canım. Ama bu aşağılık herife de daha fazla dayanamayacağım. Diğer aşağılığı mı arasam. O salaktan da hiç hazzetmiyorum. Gerçi eminim o da benden çok hoşlanıyor değildir. Senin parfüm kokuna sıçayım. Lanet olsun neden geldim ki buraya. Bu salakla ben ne paylaştım o zamanlar. Bana üç fatura borcu var ancak dün bira ısmarlarken sanki canını istiyormuşum gibi davrandı. Seni bit yeniği, donsuz gezindiğin zamanları bilirim, bir kravat taktın da adam mı oldun. Evet oldun. Ben ise olamadım. Olsun. Bizim de adam olduğumuz yerler var. Mesela çalıştığım kafe, patronum bana kanka der ki kendisi benden yaşça çok büyüktür. Sana patronun ne der. Onu getir, şunu götür der. Ben patronumla oturup zehir içerim. Sen ise patronunun karşısında oturup bir bardak su bile içemezsin. Lanet olsun tüm bunlar yalan biliyorum. Ama seni böyle düşünmek beni mutlu ediyor.
Ah seni gidi düzen soytarısı seni. Sinekkaydı tıraş olursun işte böyle her sabah. Bak bana her tarafım kıllı. O taraflarım bile kıllı. Sabah sabah tıraş olma enerjisini, insan nereden buluyor. Ayrıca uyumaya çalışıyorum ve sen dangalak, yaptığın gürültünün farkında bile değilsin. Bir sigara mı içsem. Midem çok kötü. Kalk hadi. Sesin beynimde çınlıyor. Kalk hadi. Kalkmak veya kalkmamak işte bütün mesele bu kardeşlerim. Boş versene sen kalk, ben uyuyacağım. Kalk hadi seni aşağılık, daha derse yetişmelisin ve mutfakta bekleyen onlarca bulaşık var. Ayrıca müşteriler çoktan gelmiş ve patronun bir haftadan beri senden bir rapor bekliyor ve bu hafta belki de sana nöbet yazacaklar ve dosyalar işte tam olarak masanın üstünde ve öğretmenin ödevi de öylece duruyor. Kalk ve annene yakışır bir evlat ol çocuğum, kalk ve baban seninle gurur duysun. Kalk hadi sevgilin bekler, kalk ekmek al, kalk çay demle, kalk çamaşırları yıka, kalk faturaları öde, kalk hadi kalk, aşağılık pislik seni, kalk. Kalktım işte aşağılık piç kuruları, lanet olasıcalar, bakın işte kalktım.
Kaktım ve o aşağılığı, düzenli evinde rahat rahat hazırlanabilmesi için rahat bırakarak evden çıktım. İstanbul’da gün daha yeni başlıyordu. Karlı sokaklar arasında ne yapacağımı düşünerek yürüdüm. Hasanpaşa’dan Rıhtıma doğru bir yol uzanıyordu ve romanlarda geçen romantik yollara hiç benzemiyordu. Araba gürültüleri arasından ve bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar arasından ve dükkânlarını yeni açan ve tek dertleri para kazanmak olan esnafların arasından ve trafik ışıklarının arasından ve kardan eser kalmayıp çamurlaşmış yolların arasından ve lanet olan bu düzenin arasından yürüyerek, düşünmeye çalıştım. Ne yapabilirim? Günlerden Pazartesiydi ve herkes tam takır hayatına devam ederken ben, tüm hayatım boyunca sorup ve cevap bulamadığım o soruyu yine kendime sormaktaydım. Ne yapabilirim? İnsan hayatının, bir şeyler yapabilmek için oldukça kısa olduğunu düşündüm. Her şeyi değiştirmek için, insan ömrünün çok kısa olduğunu düşündüm. Peki, bunca insan ne için bu kadar çabalıyordu, neyi düzeltmeye çalışıyorlardı, bunları düşündüm. Bütün amellerimiz neydi, düşündüm. Düşünmek de benim amelim olmalıydı. Bunu da düşündüm.
Çocuklarını okula yetiştirmeye çalışan, lüks arabalı, canti adamlar, çıtır karılar gördüm ve onların tohumu olan çocuklarını gördüm. Çok çok eskiden, paspallığımın hoş görüldüğü zamanlarda bir kız arkadaşım vardı ve bana çocuk yapmak istediğini söylemişti. Ben ise bu isteğine gülmüştüm. Şimdi düşününce o kızdan çok iyi bir ebeveyn olurdu. Ben olur muydum, bilmiyorum fakat düşündüm ki o kızdan bir çocuğum olsaydı güzel olurdu gibi hissettim. Ancak tahmin ediyorum, evliliğimiz çok uzun sürmezdi ki şu düzen denilen saçmalık, maalesef bana hiç gitmiyordu kardeşlerim. O, çocuğa çok iyi bakardı buna eminim. Ancak çocuk herhalde en sonunda it, kopuk bir şey olurdu ki bundan gurur duyardım sanırım. Tüm bu düşünceler arasında rıhtıma geldim. Saat 7’e yaklaşmıştı. Vapurla karşıya geçip, Eminönü’nden Galata’ya, oradan da Tünel’e doğru yol alırım diye düşündüm. En mantıklı olanı buydu. Vapur birazdan yanaşır diye düşündüm. Vapur yanaştı. İtişe kakışa vapura bindik, toplum olarak. Aşağılık olma durumu, toplumda içselleşmişti kardeşlerim. Bunu düşündüm. Bir afetten kaçan insanlar gibi birbirimizi ezerek, ittirerek, sona kalan dona kalır çocukluğuyla ki yaptığımız davranış, içinde çocukça bir neşe barındırmıyordu, tam tersine hayvanca bir içgüdüyle vapura bindik. Açıklığa oturdum ve bir sigara sardım. Marlboro içen aşağılığın tam tersine, ben hala kaçak sigara içmekteydim. Vapur hareket etti. Vapurla beraber martılar da ilk rızklarını almak için harekete geçtiler. Soğuk bir İstanbul günüydü ve rüzgâr kardeşlerim gerçekten suratımı kesiyordu. Toplum bütün sıradanlığıyla ve heyecandan uzak bir şekilde vapurun kapalı alanında yolculuğu sürdürmeyi tercih etmişti. Evet, bir tek salak bendim kardeşlerim. Martılar için bu durum çok üzücüydü ki bende onların işini görebilecek en ufak bir katık yoktu. Sigaramı yakmak bu rüzgârda baya zor olsa da bunu başardım. Deniz, efsanelerde anlatılanlar gibi gürlüyordu ve ben de o efsanelerdeki tanrılar gibi bir duruş sergileyip, içerde, sıcakta oturan topluma, rolümü tam takır oynuyordum. Bir martı olmak ister miydim onu düşündüm. Sonra martıların çok vahşi hayvanlar olduğunu düşündüm. En sonunda kararımı kargada kıldım. Bir karga olarak yola devam ettim. Sigaramı tüttürmeye çalışırken fark ettim ki rüzgar sigaramın yarısını benden önce içip bitirmişti. O soğuk, yüzü kesen aşağılık rüzgar tüm bedenime yaşadığımı hissettiriyordu. Tam her şey güzel derken birden etrafta dolaşan o aptal statüko, ete kemiğe bürünmüş şekilde karşımda durdu ve efsanevi repliği söyledi ‘burada sigara içmek yasak’. Canım sıkılmıştı. Ona sigaramın birazdan biteceğini, böyle bir havada sigara içmenin çok zor olduğunu ve sigara içmek için gösterdiğim çabayı taktir etmesini, ayrıca sigaramın yarısını da rüzgarın içtiğini ve tüm bunları söylerken sigaramdan bir fırt çekmek için ağzıma götürdüğümde, sigaramın yanan kısmını, alçak rüzgarın uçurduğunu fark ettim ve statüko mutlu ve ukala bir şekilde yanımdan ayrıldı.
Vapur karaya yaklaşmıştı. Martılar ise benden umudunu çoktan kesmişti. Dünü düşündüm. Yine böyle aylak aylak gezinirken ve ne yapmak istediğimi ararken, o aşağılık aklıma geldi. Elimi takozuma götürdüm ve onu aradım. Akşam müsait olabileceğini söyledi ancak dışarıda olamazmış, çünkü yarın işi varmış, çok uzun takılamayacağını da söyledi ama yine de sen bilirsin dedi, gelmek istiyorsan gel dedi. Evet kardeşlerim, bu aşağılık benimle buluşmak için çok can atar bir halde değildi, bunu ben de anladım. Ancak onu rahatsız etme fırsatını kaçıramazdım. En son, bir yıl önce gördüğüm bu aşağılık, üniversite zamanlarında ev arkadaşımdı. Çok yokluklar çektiğimiz zamanlarda, babalarımız, aslında sadece benim babam bize destek olmuştu ve bu aşağılık bu destekleme faaliyetinden sonuna kadar yararlanıyordu. Yanımda kaldı, kira ödemedi, fatura ödemedi, alışveriş yapmadı, bir tas yemek ısıtmadı ve börekler açmadı bana kardeşlerim. Buna rağmen her ay yatan kredisiyle de Taksimlerde takılmaktan geri de durmadı kardeşlerim. Evet, kahramanınız bir tavuk, kardeşlerim. Yolmak için birebir kardeşlerim. Dün evine gittiğimde beni gördüğüne sevinmiş gibi yaptı, hâlbuki rahatsız olduğu, biber gibi kızaran yanaklarından belli oluyordu.
Vapur karaya yanaşmıştı. İnsanlar aynı hayvansal içgüdülerle vapurdan indi, arkalarından ben indim. Çok acelesi olan bu toplum parçası, hep birlikte yavaş yavaş dağılarak kalabalığa karıştılar. Ben ise tek başıma yürüdüm ve kalabalık, ancak dışarıdan bakabildiğim, benden uzakta bir yerlerdeydi. Kabataş’tan Galata’ya çıkan yokuşa vurdum kendimi. ‘Aç mısın?’ diye sordu. ‘Dışarıda yemiştim, teşekkürler’ diye cevapladım soruyu. ‘Eee ne yapıyorsun, nasıl gidiyor hayat?’ Bir anlamsız soru daha diye düşünmüştüm o an. ‘Ne olsun, hiçbir şey yapmıyorum. Bildiğin gibi, hala aynı devam ediyorum’ dedim ve ekledim ‘Ama gördüğüme göre sen baya değişmişsin’. Son söylediğimden rahatsız olmuştu. Fakat kardeşlerim bu çok uzun sürmedi. Bu tipler kendilerini sorgulamaktan kaçarlar ve doğruya ulaştıklarında, o doğrunun doğruluğunu kendi iç dünyalarında çürütüp yerlerine yeni doğrular koyarlar ve buna derler ki hayat. Evet kardeşlerim, bu hayat. Bir ton zırva şeyler anlattı, işinden bahsetti, hayatından bahsetti, hayatın zorluklarından, paranın azlığından, her şeyin pahalılığından, -en samimiyetsiz şekilde- geçmişten, gelecekten, şimdiden bahsetti kardeşlerim. Hep kendinden bahsetti. Ben ise sadece dinledim. Çünkü bahsedeceğim hiçbir şey yoktu. Oturdum ve ilgimi çekiyormuş gibi yaparak ama bunda pek de başarılı olmayarak –anlattığı şeylerin ilgimi çekmediğini anlamasını istedim- oturdum, dinledim. Aşağılığın, dünyanın kendisi etrafında döndüğünü sandığını görerek dinledim. Hep anlattı, anlattıkça rahatsız oldu, rahatsız oldukça anlattı. Tüm sohbet boyunca haklı olmak istedi, bir yerden beni yakalamak istedi ama başaramadı kardeşlerim. Anlattığı zırvalar insanın dert etmemesi gereken şeylerdi. Nitekim her insan, aynı sorunları yaşıyordu ve bu sorunlar benim için özel, konuşulmaya değer şeyler değildi. Havanın soğukluğundan şikâyet etmek, soğuğun güzelliklerini görmezden gelmekti. Ayrıca soğuk anca birileri dışarıda donuyorsa konuşulmaya değerdi. Aşırı derece kombinin yandığı evden çıkıp, işe giderken üşümek, bu modern çağın aptalca dert zırvalarından biriydi. Durumlarımız iyiydi kardeşlerim. Hepimiz çok iyidik. Ama kötü olan bir şey vardı ki o şey her şeyi kötü yapıyordu. İşte bu çocuğu da o şey kötü yaptı diye düşündüm.
Yürüdüm. Bir hatun iniyordu sarmaşık merdivenden. Bu merdivenin adı ne acaba diye düşündüm. Çünkü bu merdivenin tarihi bir yanı olduğu apaçık ortadaydı. Bir ismi olmalıydı ama ben bilmiyordum. Bundan dolayı sarmaşık merdiven diyordum. Bu merdiveni ben yapsaydım adını sarmaşık koyardım diye düşündüm. Merdivene yaklaştım sağa doğru, hatun sola geçti. Lanet olsun sana da güzel kadın. Ne olur merdivenlerde karşılaşsaydık. Ah insanlar diye düşündüm. Bütün olasılıklar mümkünken, sadece olmaması için olasılıkları düzenliyoruz diye düşündüm. Halbuki olmak üzerine bir olasılık yapsak, ulaşmak istediğimiz bütün olasılıklar, mümkün olabilirdi.
Dün bahsini kapattım kafamda. Kediler gördüm artık. Miyavlayan, mırlayan kediler. Onu mu arasam diye düşündüm, korktum o an. Daha erken dedim, umut doğdu içime. Lanet olsun bana da, onu arayacağım belli oldu. Yürümeye devam ettim ve tekrar düşündüm korkarak. Korku büyüdü ve büyüdü.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2020.03.19 00:24 karanotlar Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş

Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş
https://preview.redd.it/d950gq23min41.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=0da9b17cee7ac60c782fb38db90ba6ff0a566d13
Avrupalılar yüz yıl önce kimi ırkların, bilhassa beyaz ırkın, doğası gereği diğer ırklardan üstün olduğuna kesin gözüyle bakıyordu. 1945 sonrası bu tarz görüşler giderek daha çok kınanmaya başlandı. Irkçılık sadece ahlaken rezil değil bilimsel açıdan da asılsız bulunuyordu. Fen bilimleriyle uğraşanlar, özellikle de genetikçiler Avrupalı, Afrikalı, Çin ve Amerikan yerlileri arasındaki biyolojik farkların göz ardı edilebilir düzeyde olduğuna dair oldukça sağlam kanıtlar ortaya koydu.
Ancak aynı zaman zarfında antropologlar, sosyologlar, tarihçiler, davranış bilimciler hatta beyin üzerine çalışan biliminsanları, insan kültürleri arasındaki bariz farklara dair bol miktarda veri topladı. Nitekim tüm insan kültürleri özünde aynıysa antropolog ve tarihçilere ne diye ihtiyaç duyalım? Ne diye afaki farkları çalışmaya kaynak ayıralım? En azından Güney Pasifik ve Kalahari Çölü’nde düzenlenen pahalı saha çalışmalarını finanse etmeyi bırakıp, Oxford ya da Boston’daki insanları incelemekle yetinmemiz gerekir. Kültürel farklar önemsizse Harvard’daki lisans öğrencileriyle ilgili keşfettiklerimiz Kalahari’nin avcı toplayıcı insanları için de geçerli olacaktır.
İnsanların çoğu, düşünüp taşınınca, cinsel törelerden tutun da siyasi âdetlere pek çok alanda, insan kültürleri arasında kayda değer farklar bulunduğu sonucuna varır. O zaman bu farkları nasıl ele alacağız? Kültürel izafiyeti savunanlar, fark olmasının hiyerarşi olacağı anlamına gelmeyeceğini ve asla bir kültürü diğerinden üstün tutmamamız gerektiğini ifade ediyorlar. İnsanlar değişik şekillerde düşünüp davranabilirler ama bu çeşitliliği bağrımıza basıp tüm inanç ve göreneklere eşit değer atfetmeliyiz. Maalesef bu tür açık görüşlü tutumlar hakikat karşısında ayakta kalamıyor. İnsanların çeşitliliği, mesele yeme içme ve şiir sözkonusu olduğunda şahane bir şey ama kimse cadı diye insanların yakılmasını, bebek katlini ya da köleliği, Coca-Cola kolonyalizmi ve kapitalizmden korunması gereken büyüleyici insan davranışları sınıfına sokamaz.
Ya da farklı kültürlerin yabancıları, göçmenleri ve mültecileri nasıl karşıladığını düşünün. Her kültürün başkalarını kabul etme ölçüsü farklı. 21. yüzyılın başında Alman kültürü göçmenleri Suudi Arabistan kültüründen daha sıcak karşılıyor. Bir Müslümanın Almanya’ya göç etmesi Hıristiyan birinin Suudi Arabistan’a göç etmesinden çok daha kolay. Hatta Suriyeli Müslüman bir mültecinin Almanya’ya göç etmesi muhtemelen Suudi Arabistan’a göç etmesinden daha kolay Almanya, Suudi Arabistan’dan çok daha fazla Suriyeli mülteci kabul etti. Aynı şekilde deliller, 21. yüzyılın başında Kaliforniya’daki kültürün göçmenlere Japonya’dakinden çok daha sıcak baktığını gösteriyor. Bu doğrultuda yabancılara hoşgörü göstermek ve göçmenleri kucaklamak iyi bir şeydir diye düşünüyorsanız, en azından bu konu dahilinde, Alman kültürünün Suudi Arabistan kültüründen üstün, Kaliforniya kültürünün Japon kültüründen daha iyi olduğunu da düşünmeniz gerekmez mi?
Ayrıca iki kültürel norm teoride eşit sayılsa bile, göç gibi uygulamalı bir bağlamda, göç edilen ülkenin kültürünün daha iyi olduğunu düşünmek gerekçelendirilebilir. Bir ülkenin koşullarına uygun düşen norm ve değerler, başka koşullarda o kadar iyi işlemeyebilir. Somut bir örneği mercek altına alalım. Yerleşmiş önyargıların tuzağına düşmemek için iki ülke kurgulayalım. Birinin adı Soğukistan, diğerininki Sıcakya olsun. Bu iki ülkenin pek çok kültürel farkı var. İnsan ilişkileri ve bireylerarası çatışmalar konusunda da tutumları farklı. Soğukistanlılara küçüklüklerinden itibaren okulda, işyerinde ve hatta aile içinde biriyle anlaşmazlığa düştüklerinde bile, en iyisinin duygularını bastırmak olduğu öğütlenmiş. Bağırıp çağırmaktan, öfke emareleri göstermekten ya da diğer insanlara meydan okumaktan kaçınmak gerek; öfkeyle kalkan zararla oturur. En doğrusu insanın duygularıyla başa çıkıp ortamın yatışmasını beklemesi. Bu süre zarfında sözkonusu kişiyle iletişim kurmamalı, karşılaşmak kaçınılmazsa mesafeli ama nazik davranıp hassas konulara hiç girilmemeli.
Sıcakyalılarsa tam tersine çocukluklarından itibaren çatışmaları dışa-vurmayı öğrenmiş. Kendinizi bir anlaşmazlığın ortasında bulursanız konuyu havada bırakıp duygularınızı bastırmayın. İlk fırsatta içinizi dökün. Sinirlenmek, bağırıp çağırmak ve tam olarak ne hissettiğinizi karşınızdakine göstermek normaldir. Meseleler ancak böyle, dürüst ve doğrudan davranarak beraberce çözülür. Yıllarca sürebilecek bir anlaşmazlığa yol açmaktansa bir gün bağırıp çağırarak konuyu çözebilirsiniz ve karşılıklı meydan okumak hiçbir zaman hoş olmasa da sonrasında herkes çok daha iyi hisseder.
Bu iki yöntemin de olumlu ve olumsuz tarafları var ve hangisinin daha iyi olduğunu söylemek zor. Peki ya Sıcakyalı biri Soğukistan’a göç eder ve bir Soğukistan şirketinde çalışmaya başlarsa?
Sıcakyalı ne zaman diğer çalışanlarla anlaşmazlığa düşse, dikkatleri soruna yoğunlaştırıp meselenin çabucak hallolmasına yarayacağını düşündüğünden, masaları yumruklayıp avazı çıktığı kadar bağırıyor. Yıllar sonra üst düzey bir pozisyon boşalıyor. Sıcakyalı gerekli tüm vasıflara sahip olsa da patron Soğukistanlı bir çalışanı terfi ediyor. Niye diye sorulduğunda, “Evet, Sıcakyalının pek çok yeteneği var ama insan ilişkileri çok sorunlu. Çabuk sinirleniyor, gereksiz yere gerginlik yaratıyor ve şirket kültürümüzü zedeliyor,” diye açıklıyor. Bu değerlendirmeden Soğukistan’a göçeden diğer Sıcakyalılar da payına düşeni alıyor. Çoğu ancak düşük mevkilerde çalışabiliyor ya da iş bile bulamıyor çünkü yöneticiler Sıcakyalıların çabuk sinirlenen ve sorun çıkaran insanlar olduğunu varsayıyor. Sıcakyalılar bir türlü üst düzey mevkilere çıkamadıkları için Soğukistan’ın kurumsal kültürünü değiştirmeleri zor.
Aynı şey Sıcakya’ya göç eden Soğukistanlıların da başına geliyor. Sıcakya’da bir şirkette çalışmaya başlayan bir Soğukistanlı kısa sürede burnu büyük ya da soğuk nevale diye nam salıyor ve doğru dürüst arkadaş edinemiyor. İnsanlar kendisini samimiyetsiz buluyor ve temel insan ilişkisi becerilerinden yoksun olduğunu düşünüyorlar. Asla üst düzey bir pozisyona gelemiyor ve bu yüzden de şirket kültürünü değiştirme fırsatı yakalayamıyor. Sıcakya müdürleri, çoğu Soğukistanlının samimiyetsiz ya da utangaç olduğu sonucuna varıyor ve müşterilerle iletişim ya da diğer çalışanlarla yakın işbirliği gerektiren pozisyonlara Soğukistan’ dan gelenleri almayı tercih etmiyorlar.
Bu iki durum da düpedüz ırkçılık gibi görünebilir. Ama burada sözkonusu olan ırkçılık değil “kültürcülük”tür. İnsanlar cephenin başka bir alana kaydığını fark etmeden geleneksel ırkçılığa karşı kahramanca savaşmayı sürdürüyor. Geleneksel ırkçılık sönüp gidiyor ama dünya artık “kültürcülük” taslayanlarla dolup taşıyor.
Geleneksel ırkçılık sırtını biyoloji kuramlarına dayamıştı. 1890’larda ya da 1930’larda Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD gibi ülkelerde yaşayanlar kalıtsal bir biyolojik unsurun Afrikalı ve Çinli insanları yapı itibarıyla Avrupalılardan daha az zeki, daha az girişken ve daha az ahlaklı yaptığına inanıyorlardı. Sorun kanlarındaydı. Bu tarz görüşler hem siyasi arenada saygı görüyor hem de bilimsel altyapıyla destekleniyordu. Oysa günümüzde pek çok insan ırkçı beyanlarda bulunsa da bu görüşler hiçbir bilimsel altyapıya sahip değil ve öyle bir siyasi saygı da görmüyor; tabii kültürel terimlerle başka bir şekilde ifade edilmedilerse. Siyahlar genlerinin niteliği düşük olduğu için suç işlemeye eğilimlidir deme modası geçti; artık işlevsiz altkültürlerden geldikleri için suç işlemeye meyilliler demek moda.
Örneğin ABD’de kimi parti ve liderler ayrımcı politikaları açıkça destekleyip sık sık Afrika ve Latin kökenli Amerikalılar ve Müslümanlar hakkında atıp tutuyorlar ama DNA’larında bir sorun var demiyorlar. Sıkıntının kaynağı olarak kültürleri gösteriyorlar. Dolayısıyla Başkan Trump Haiti, El Salvador ve kimi Afrika ülkelerine “bok çukuru” yakıştırması yaparken, belli ki bu yerlerin kültürleriyle ilgili görüşünü beyan ediyor, genetik yapılarına dair bir şey söylemiyordu.2 Trump başka bir seferinde ABD’ye göç eden Meksikalılar hakkında şu şekilde konuşmuştu: “Meksika bize insan gönderdiğinde en iyileri göndermiyor. Bir sürü sorunu olan insanlar gönderiyor ve bu sorunlar buraya taşınıyor. Uyuşturucu getiriyorlar. Suç getiriyorlar. Tecavüzcü bunlar. Sanıyorum bir kısmı da iyi insandır.” Bu çok yakışıksız bir iddia ama biyolojik açıdan değil sosyolojik açıdan yakışıksız. Trump Meksikalı kanı iyilikten nasibini almamıştır demiyor; iyi Meksikalılar Rio Grande’nin güneyinde kalıyor diyor sadece.’
Tartışmanın odağında yine de insan bedeni; Latin Amerikalı bedeni, Afrikalı bedeni, Çinli bedeni var. Ten rengi pek bir mühim. Derinizde fazlaca melanin pigmentiyle New York sokaklarında dolanıyorsanız, nereye gidiyor olursanız olun, polis size şüpheyle yaklaşır. Ama hem Başkan Trump hem de Başkan Obama gibiler ten renginin önemini kültürel ve tarihsel bağlamda ifade eder. Polisin ten renginize şüpheyle yaklaşmasının altında yatan gerekçe biyolojik değil tarihseldir. Tahminen Obama ve benzerleri, polisin önyargısının kölelik gibi olumsuz tarihsel hatalardan kaynaklandığını açıklayacaktır. Trump ve benzerleriyse siyahların suç işlemesini, beyaz liberaller ve siyah toplulukların yaptığı tarihsel hataların olumsuz mirası olarak görecektir. Her iki koşulda da Delhi’den gelmiş Amerikan tarihinden bihaber bir turist bile olsanız bu tarihin yol açtığı sonuçların vebalini çekmek zorunda kalırsınız.
Biyolojiden kültüre geçiş, anlamsız bir teknik dil değişikliği değil. Uygulamaya etki eden kimi iyi kimi kötü sonuçlar doğuran kapsamlı bir geçiş. Öncelikle, kültür biyolojiden daha kolay şekillendirilebilir. Bu bir yandan günümüzde kültürcülük yapanların geleneksel ırkçılardan daha hoşgörülü olabileceği anlamına geliyor; “ötekiler” kültürümüzü benimserse onları kendimizle bir tutarız diye düşünebilirler. Öte yandan, bunun sonucunda “ötekiler” asimile olmaya çok daha fazla zorlanabilir ve başarı gösteremezlerse çok daha sert eleştirilere maruz kalabilirler.
Koyu tenli bir insanı ten rengini açmıyor diye suçlayamazsınız ama insanlar Afrikalıları ya da Müslümanları Batı kültürünün norm ve değerlerini benimsemiyorlar diye suçlayabilirler ve suçluyorlar da. Böyle suçlamaların ille de geçerli bir sebebi olması gerekir anlamına gelmez bu. Çoğu durumda hâkim kültürü benimsemek için pek fazla sebep yoktur ve çoğu başka durumda da gerçekleşmesi neredeyse imkânsız bir hedeftir bu. Yoksulluğun kol gezdiği varoşlardan gelen Afrika kökenli Amerikalılar, hegemonyacı Amerikan kültürüne uyum sağlayabilmek için ne kadar gayret etseler de öncelikle kurumsal ayrımcılığa maruz kalabilir, sonra da yeterince çaba sarfetmemekle suçlanarak çektikleri sıkıntının tek suçlusu kendileriymiş konumuna düşürülebilirler.
Biyolojiden bahsetmekle kültürden bahsetmek arasındaki kilit farklardan biri de Soğukistan’la Sıcakya örneğinde olduğu gibi geleneksel ırkçı bağnazlığının aksine kültürcülük savlarının ara sıra akla yatkın gelebilme-sidir. Sıcakyalılarla Soğukistanlıların gerçekten de insan ilişkilerinin farklı tarzlarda kendini gösterdiği farklı kültürleri var. İnsan ilişkilerinin pek çok iş dalında önem taşıdığını düşünürsek, Sıcakyalı bir şirketin Soğukistanlıları kendi kültürel mirasları doğrultusunda davrandıkları için cezalandırması ahlaken yanlış mıdır?
Antropologlar, sosyologlar ve tarihçiler bu konuda ciddi kaygılar taşıyorlar. Bir yandan tüm bu söylem tehlikeli ölçüde ırkçılığa yakın duruyor. Öte yandan kültürcülüğün ırkçılığa kıyasla çok daha sağlam bir bilimsel altyapısı var ve özellikle beşeri bilimler ve sosyal bilimler alanlarında çalışanlar kültürel farkların varlığını ve önemini reddedemezler.
Elbette bazı kültürcü savları kabul etsek de hepsini kabul etmek zorunda değiliz. Çoğu kültürcü sav üç ortak kusurdan mustariptir. Birincisi, kül-türcüler genellikle yerel üstünlüğü nesnel üstünlükle karıştırırlar. Dolayısıyla Sıcakya yerelinde çatışmaları Sıcakya usulü karara bağlama yöntemi, Soğukistan yönteminden pekâlâ üstün olabilir. Bu durumda Sıcakya’da faaliyet gösteren Sıcakya şirketi, Soğukistanlı göçmenlerin orantısız biçimde cezalandırılmasına yol açacak şekilde, içe kapanık çalışanlara ayrımcılık yapmakta haklı sebeplere sahiptir. Fakat bu Sıcakya yönteminin nesnel üstünlüğe sahip olduğu anlamına gelmez. Sıcakyalılar Soğukyalılardan bazı şeyler öğrenebilir ve durum değişirse, örneğin Sıcakyalı şirket küreselleşip farklı ülkelerde şube açarsa, çeşitlilik birdenbire kıymete binebilir.
İkincisi, net bir ölçüt, zaman ve yer tanımladığınızda kültürcü savlar ampirik açıdan doğru olabilir. Ama insanlar beklenmedik bir sıklıkla çok fazla genel kültürcü iddialarda bulunurlar ve bunlar da hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla, “Soğukistan kültürü Sıcakya kültürüne oranla ulu orta öfke patlamalarına karşı daha az hoşgörülüdür,” demek mantıklı bir iddia olabilirken, “Müslüman kültürü aşırı hoşgörüsüz,” demek hiç de mantıklı değildir. İkinci iddia oldukça muğlaktır. “Hoşgörüsüz” derken neyi kastediyoruz. Kime ya da neye karşı? Bir kültür, dini azınlıklara ve sıradışı siyasi görüşlere karşı hoşgörüsüzken obezlere ve yaşlılara karşı son derece hoşgörülü olabilir. Ayrıca “Müslüman kültürü” derken neyi kastediyoruz? 7. yüzyıl Arap Yarımadası’ndan mı bahsediyoruz? 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’ndan mı? 21. yüzyılın başındaki Pakistan’dan mı? Son olarak, ölçütümüz ne? Dini azınlıklara hoşgörüyle bakacaksak ve 16. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu’yla 16. yüzyıl Batı Avrupa’sını kıyaslarsak Müslüman kültürün inanılmaz hoşgörülü olduğu sonucuna varırız. Taliban yönetimindeki Afganistan’la çağdaş Danimarka’yı kıyaslarsak bambaşka bir sonuca varırız.
Ama kültürcü savların en büyük sorunu, istatiksel bir yapıya sahip olmalarına rağmen sık sık bireylere ayrımcılık yapmak için kullanılıyor olmalarıdır. Sıcakya yerlisi biriyle Soğukistanlı bir göçmen Sıcakya’daki bir şirkette açılan aynı pozisyona başvurduğunda yönetici, “Soğukistanlılar soğuk ve çekingendir,” diye Sıcakyalıyı işe almayı seçebilir. Bu istatiksel olarak doğru olsa bile belki sözkonusu Soğukistanlı, Sıcakyalı adaydan daha sıcakkanlı ve girişkendir. Kültür önemlidir ama insanlar aynı zamanda genleri ve kişisel geçmişleri doğrultusunda da şekillenir. Bireyler genellikle istatiksel kalıpları yıkarlar. Şirketin donuk insanları değil de girişkenleri tercih etmesi anlaşılır bir şey ama Soğukistanlıları değil de Sıcakyalıları tercih etmesi mantıklı değil.
Ancak tüm bunlar kültürcülüğü tamamen geçersiz kılmak yerine birtakım kültürcü savları yola getiriyor. Bilimsel bir temeli bulunmayan bir önyargıdan ibaret ırkçılığın aksine, kültürcü savlar bazen oldukça doğru görünür. İstatistiklere bakar ve Sıcakyalı şirketlerin yüksek mevkilerde çok az Soğukistanlı istihdam ettiğini görürsek bunun sebebi ırkçı ayrımcılıktan ziyade akıllıca verilmiş bir karar olabilir. Soğukistanlı göçmenler bu duruma içerleyip Sıcakya’nın göçmenlik şartlarını yerine getirmediğini iddia etmeli mi? Sıcakya şirketleri “pozitifayrımcılık” yaparak Sıcakya’nın asabi iş kültürünü yatıştırma umuduyla daha çok Soğukistanlıyı yönetici konumuna mı getirmeli? Belki de suç yerel kültüre uyum sağlamayı başaramayan Soğukistanlılarındırve Soğukistanlıların çocuklarına Sıcakya norm ve değerleri aşılamak için daha çok ve daha etkili çaba sarfetmemiz gerekiyordur.
Kurmaca âleminden gerçek dünyaya dönersek, Avrupa’da cereyan eden göç tartışmasının hayırla şer arasındaki, sağı solu belli bir savaş olmanın çok uzağında kaldığını görürüz. Tüm göçmenlik karşıtlarına “faşist” yaftası yapıştırmak da tüm göçmenlik taraftarlarının “kültürel intihara” meyilli olduğu sonucuna varmak da doğru olmaz. Bu yüzden göçmenlik meselesi pazarlık edilemez ahlaki bir buyruk hakkında ödün verilmeden sürdürülen bir mücadele şeklinde yürütülmemeli. Standart demokratik prosedürlerle kara-ra bağlanması gereken iki meşru siyasi duruş arasındaki bir tartışmadır bu.
Şimdilik Avrupa’nın, değerlerini paylaşmayan insanlar tarafından sarsılmadan kapılarını yabancılara açık tutabilmesini sağlayacak bir orta yol bulup bulamayacağı meçhul. Avrupa böyle bir yol bulabilirse belki bu formül küresel ölçekte de uygulanabilir. Fakat Avrupa projesi başarısız olursa bu özgürlük ve hoşgörü gibi liberal değerlere inancın dünyanın kültürel çatışmalarını çözmeye ve insanlığı nükleer savaş, ekolojik çöküş ve teknolojik sıçrama karşısında birleştirmeye yetmediğinin göstergesi olur. Yunanlar ve Almanlar ortak bir kadere rıza gösteremiyor ve 500 milyon varsıl Avrupalı birkaç milyon yoksul mülteciyi bünyesinde barındıramıyorsa, insanlığın küresel medeniyeti sarıp sarmalayan çok daha yoğun çatışmaların altından kalkmakta nasıl bir şansı olabilir ki?
Avrupa ve dünyanın tamamıyla daha iyi bütünleşmek ve sınırlarla zihinleri açık tutmakta yardımcı olabilecek şeylerden biri de terörizm kaynaklı histerinin şiddetini azaltmak. Avrupa’nın özgürlük ve hoşgörü alanlarındaki deneyinin abartılı bir terör korkusu sebebiyle dağılması büyük bir talihsizlik olur. Bu durum teröristlerin amaçlarına ulaşmasını sağlamakla kalmaz, bu bir avuç fanatiğin eline insanlığın geleceği hakkında çok ama çok büyük bir söz hakkı verir. Terörizm insanlığın marjinal ve zayıf bir kesiminin silahı. Peki nasıl oldu da böylesi bir şey küresel siyasete yön verir hale geldi?
Yuval Noah Harari
  1. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/biyolojik-lrkciliktan-kulturel-lrkciliga-gecis-yuval-noah-harari/?utm\_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com&utm\_campaign=dbr
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.03 15:44 masalokucomtr Komik Fıkralar

Komik Fıkralar
https://preview.redd.it/8x8yd3e5hhw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=f43976d31fce72b06f0868351caf177dd1f70343

Aranızda Müslüman olan var mı?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar: – Müslüman olan birisi var mı? Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar: – ben Müslümanım der. Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip: – Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der. Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der. Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar: – Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam: – Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?

Bir Daha Tartıl

Temel, temin ettiği küçük baskülle gelip – geçeni tartıp geçimini sağlıyordu. Müşterilerinden biri; Ula tart beni pakayım, kaç kilo gelıyrum, diyerek basküle çıkar, Otomatik baskülün göstergesinde kaç kilo geldiğini öğrenir ve çıkarıp Temel’e 100 bin lira verir. Tarı ücreti 50 bin liradır. Temel, ötesini -berisini araştırır, ceplerinin içini dışına çevirir. Paranın üstünü bulup veremez. Müşterisine ne önerir beğenirsiniz: – Hemşerum, bozuk param yok, bir daha tartıl da fit olalım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Siz Direğinizi Alın

İlkokul müdürü Temel , okulunun daha bir fark edilmesi için hazırlattığı yön levhasını anayol üzerindeki elektrik direğine astırınca TEK yönetiminden resmi bir yazı alır. Yazıda elektrik direğine levha asmanın izne ve kiraya tabi olduğu belirtiliyor ve levhanın ya indirilmesi ya da belli bir ücretin ödenmesi isteniyordu. Yazıyı okuyan müdür Temel, kısa ve özlü yanıtını mektupla verir. – Biz levhamuzdan memnunuz. Siz direğunuzi oradan alın!

Seni Öyle Yaşatırım ki…

Devlet dairesinde memur olarak çalışan Temel bir gün kurum değiştirmek için müdürün karşısına çıkar, meramını anlatır: – Hapishanede gardiyan olmak isteyrım Temel, müdürünün de yardımlarıyla ceza evindeki işine başlamak üzere eski işyerina müdürü ile vedalaşmaya gelir. Müdürü Temel’e takılır: – oğlum işine bu kadar yardımcı olduk. Şimdi gidiyorsun, ne bir kuru teşekkür ediyorsun, ne de Allah razı olsun diyorsun. Bu ne biçim iştir? Temel saf saf yanıt verir: – Ey gidi müdürüm, senin bende emeğin çoktur. Teşekkür da bişey mi, sen bi içeri düş, bak ben seni nası kuru üzümle beslerim.

Tüm Bebek

Çocuğu olmayan biri Dr. Temel‘e başvurur. Temel, hastasını bir güzel muayene ettikten ve tahlil raporlarını gördükten sonra, müşterisinin dünyasını hepten karartmamak için önerisini söyler: -Bak hemşerum, mümkün değil senin uşağın olmaz. Ha böyle çok samimi arkadaşun yok midur? yanıt verir bey var, ama onun da uşağı olmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hangisi olsun?

Temel iş hanında çay ocağını işletmektedir. Üst katlardaki iş yerlerinden biri seslendi – Temel efendi, dört çay yap!… Biri açık olsun… Çaycı Temel yanıt verir: -Abi hangisi açık olsun?

Hangisi?

Temel diş doktoru olmuştur. Günlerden bir gün arkadaşı Cemal, endişe içinde Temelin muayenehanesine gider. – Ula öliyrım, dişim çok kötü ağriyi… Temel, hangi dişinin ağrıdığını sorar ve Cemal, sağ alt çene dişlerini gösterip; – Habu sıradaki dişlerin biri ağrıyi… der ve kesin olarak hangi dişin ağrıdığını gösteremez. Dişçi Temel, “Dur sana yardımcı olayım” deyip eline kerpeteni alır ve gösterilen sıradaki dört dişi çekip Cemal’in önüne koyar: – Ha bak bakayım, habunlardan hangisi ağrıyi da de baa!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Abulama acıyrım

Temel’in eniştesi uzun zamandır prostat hastasıydı. Şikayetleri artınca, Temel eniştesini tanıdık bir doktora götürür. Doktor önce şikayeti dinler, ardından da sıkı bir muayene yapar ve teşhisini koyup ilaçlarını yazar. Çıkarken de hastasına: – Unutma, rahatlaman için sık sık boşaltman lazım, diye tavsiyede bulunur. Temel, eniştesi ile birlikte dalgın dalgın sokakta yürürken arkadaşı Cemal’e rastlar. Cemal sorar: – Ula nedir habu haln… Bişe mi oldi? Daha ne olacak, habu eniştemun prostatı azdı. – O da bişey mi, herkeste var, deyince Temel’in yanıt şöyle olur: – Ulu ben enişteme yanmayrım, abulamın çekeceği eziyete üziliyrım.

Ne deyi, bak bakalum…

Temel, turistik bir otelde resepsiyon memurudur. Görevde iken dahili telefon çalar, belli ki odalarda kalan turistlerden biri bir şeyler istemektedir. Telefonu açan Temel: Okey sör, yes sör… Vıy mösyö… derken yanıtının doğruluğunu da başını ‘evet’ anlamında sallıyordu. Uzun süren konuşma sonunda telefonu kapatan Temel yanındaki yabancı dil bilen arkadaşından rica etti: – Yahu, ya bak bakalum, 420’deki turist ne isteyi..
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Eczacılar düşünsün

Temel ile Fadime ocak başında sabahleyin sohbet ederken kapı zili acı acı çaldı. Fadime kapıyı açmaya giderken Temel arkasından seslendi: – Gelenler kimdur? Fadime de bunun üzerine gelenleri tek, tek sayar: – Uyy Teyzom gelmiştur, halam yaninda. Dayım, emicem, balduzim, uşakları, hepicuğu gelmişler, deyince Temel kendi kendine söylendi: – Eczaci düşunsin, anlaşılan bi kaç hafta doğum kontrol hapi kullanamiyacağum.

Ne olacak boşboğaz

emel’i durduran trafik polisi – On dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi, deyince Temel sorar: Kim deyi benum kırmızı işukta geçtuğumi? Trafik polisi nazikçe: Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, o telsizle bize bildirdi. Direksiyondaki Temel ne desin begenirsiniz? – Ula amma da boşboğaz başkomiserunız varmiş ha… Ağzinda pakla islanmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Anana veririm

Temel epey yaşlanmışti. Arkadaşı Cemal ise ona bu ne- denle sataşıyordu Ula Temel, ölürken haber ver da öbür dünyadaki bobama anama seninlan mektup yollayayım. Temel kurnazca gülümser: – Olur, olur da bobağin bulamazsam anağan verırım, der.

Geçen yil elmaydı

Trabzon’a bağlı ilçelerden birinin adliyesinde iki hakim tartışıyorlardı. Karakolun arkasındaki büyük ağaç kiraz mıdır, yoksa armut mudur? Bir karar veremeyince hakimlerden biri; Biz niye böyle tartışıyoruz. Çay ocağı işleticisi Temel’i çağırıp ona soralım. Sorarlar: Temel efendi, karakolun arkasındaki şu görünen ağaç ne ağacıdır? Temel, az önce çay servisi yaparken kulak ucuyla tanık olduğu tartışmada taraf olmamak ve hakimleri birbirine düşürmemek için en politik yanıtını verir: -Valla hakim beylerim, hau görünen ağaç geçen yıl elma ağacıydı.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Şanssızluk!

Temel ihtiyarlamış, diz ağrılarına çare bulunur ümidi ile doktora gitmişti. İyi bir muayeneden sonra doktor: Amca, siz yaşlısınız, dizlerinizde damar sertliği var. Ama bunun tedavisi yoktur. Şayet perhiz yaparsanız biraz olsun rahatlarsınız, der. Temel, bir an düşünür ve sonra sorar: – Toktor bey, ya bak benum habu şansıma. Damar sertluğu bacağuma vuracağuna hau önemli yerime vuramaz mi idu?

Habu yaştan sonra mı?

Habu yastan sonra mı? Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine aşıktılar. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkar davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı: – Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin? Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi: – Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Biri geliyor, biri çekiliyor

Temel, oğlu Cemal’in küçük yaşta sayı saymasını geliştirmek için onu görevlendirmişti. – Oğlum, say bakalum, bir saat içinde deniz kıyısına kaç dalga gelecek. Baba Temel, bir saat sonra sonucu öğrenmek için Cemal’in yanına gidip sorar: – Uşağım saydun mi? Küçük Cemal oldukça sinirliydi: – Yahu boba, nesıni sayayim. Kıyiya bi dalga gelıyi, tam saymaya başlayrım, ikincısi gelırken, birincisi geri gideyi.

2 Hop, 1 Buyur

Temel çok acıkmıştı. Lokantaya gider, masaya oturur ama garson bir türlü yanına gelmez. Sonunda Temel seslenir: – Hey garson! . Hop! Garson yine gelmez. Garson efendi! – Hoop! Yine gelen yoktur. Son bir kez daha seslenir: – Oğlum garson! – Buyur. Fakat Garson yine gelmez. Temel, durumu şikayet etmek için kasaya bakan patronun yanına gider. Patron: Ne yediniz amca? – 2 Hop… 1 Buyur!
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Var mısın bahse?

Köy kahvehanesinde akşamcılar toplanmışlar, kimi kağıt oynuyor, kimi de pinekliyordu. Kağıt oynayanlardan Cemal saatine bakarak; – Vay anasını saat 12 ye geliy… Habu saattan sonra kari bizi eve almaz, dedi. Kahvehanenin diğer köşesinde oturmuş olan Temel, selesinde sattığı elmaları Cemala göstererek, Cemal kardaşım, al haburadan bir okka elma, o zaman yengem seni eve alır, diye öneride bulundu. Cemal gülerek; Bilsam ki kari beni eve alacak, haçan bi okka değil, on okka elma bilem alırım. Temel’in soruna bakışı daha başkadır: Var misın bahse? Sen iki okka elmayi al baa ver, gideyim sizin eve, bak bakayım yengem beni eve aly mi, almay mi?

Ara, ara ama…

Temel, alış – veriş için Rus pazarına gider. Gürcü bayan satmak için getirdiği tüm eşyalarını bir valizin içine doldurup teşhir ediyordu. Temel, valizin içinde işine yarayan bir şey var sa almak için habire karıştırıyor ama aradığını bulamıyordu. O sırada Gürci kadın da kendi diliyle sık sık yok’ anlamına gelen, Ara… Ara!… diyordu. Kadın ‘ara… ara…’ sözlerini arayıp bulma anlamında yorumlayan Temel sonunda dayanamayıp patladı: Ara… ara… deysın, ama bişe yok, ne arayayim de baa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpek + balık…

Temel’in İstanbul’dan gelen konukları muhteşem villasını gezerken bayanlardan biri sordu: – Kız Fadime, siz çıldırdınız mı? Fadime konuğunun şaşkınlığını anlamıştı. Açıkladı: – Kız ne yapalum… Habu kocam Temel var ya, tuttur ki köpek besleyelim deyin… Ben da paluk besleyelim dedum. Soninda üç aşağı beş yukarı köpekbaluğunda karar kılduk.

Toptan bi defada

Temel ilkokul müdürüdür . Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nü arayıp sordu: Müdür beyim, haçan haburda yapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yazi yazup cevap isteysunuz, diye sitem etti. Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır: – Vaziyeti idare et evladım Temel’in yanıtı ise şöyledir: – Olur müdür beyum, haçan bütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ölisi bile…

Temel’in eşi Fadime ve arkadaşları akşamdan toplanıp mısır koçanı ayıklıyorlardı. Herkes kendi kocasını överken Fadime de kocasını övdü: – Temel tıpkı paluk gibin yüzer, dedi. Tam o sırada koşarak gelen bir çocuk Temel’in takasının firtunada alabora olduğunu söyler. Fırtına bir yana, zifiri karanlık nedeniyle herhangi bir kurtarma çalışması yapılamaz. Aradan üç gün geçtikten sonra Temel’in cesedi karaya vurur. Arkadaşları Fadime ye hatırlatırlar: – Hani, Temel’un paluk gibin yüzerdi? Fadime sinirli sinirli yanit verir: Gözünuz kör midur, görmey misunuz? Kocamın ölisi bile yüzerek kıyıya geldi. Siz isa baa hala inanmaysunuz.

Sen bilmeysun!

Doğu Karadeniz deki yayla şenliklerine katılan Ankaralı bir yurttaş, oluşturulan geniş horon halkasının yarattığı neşeli ortamda kendini tutamaz, Temel’i koluna ilişip horona girer. Ankaralı horon oynamayı bilmediği için daha ilk hareketinde uyumu bozduğunu gören Temel sabredemez ve kolundaki konuğunu uyarır: – Ula hemşerum, sen bu horoni bozaysın, çık dışarı…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yalansa o zaman…

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu Siz istersenuz her işte başarili olursunuz. – Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman… Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce, -Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz , çikun Ay’a bakun. Eğer kırkbeş numara ayakkabim izi yoksa, gelın habu yüzüme tükürun.

Bunu mu getiririm?

Temel , yaşlı ve çirkin karısı Fadime ile bir iş için İstanbul’a gider. Konaklama amacı ile bir otele girer ve oda ister. Resepsiyon memuru Temel’den evlenme cüzdanı isteyince, sinirlenen Temel; Ula baa baksana. Ben habu otele kari getırsam habuni mi getırırım? diye Fadimeyi gösterir.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yıln yemeği

Fadime’nin pişirdiği kuru fasulye ‘Dünya Yılın Yemeği Yarışmasında birinci seçilmişti. Jüri yemeği nasıl pişirdiğini sorduğundan Fadime tarif ediyordu: – ondan sonra biraz da limon kolonyasi katacaksun. Jüriden bir üye hayretle nedenini sorunca, Fadime’nin yanıtı şöyle olur: – Kocam Temel, günde üç oyin kurifasülye yer. Haçan kolonya katmazsan yanında nasil yatarum, deyin baa?…

Arabanız mı var?

Turistik otele gelen müşteri kapıda görev yapan Temel’e sordu Garajınız açık mı? Hazır cevap Temel’in yanıtı şöyledir: Uyyy… Yoksa sizun arabanuz mi var?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpeğe ihtiyaç yok

Evi ormanın hemen kenarında bulunan Fadime’ye İstanbul’dan gelen konuğu Nazime tavsiyede bulunuyordu: Fadimecuğum, benden saa akıl olmasun ama, bir köpeğunuz olsa iyi olur. Haburada yabani hayvanlardan korkmay misunuz? Hiç olmazsa bi tüfek bulundurun evde. Fadime oldukça rahat bir havada yanıt verdi arkadaşına: – Ey gidi Nazime, korktuğun gibi değil. Bizum Temel oyle bi horlay ki, ormandaki heyvanlarun hepisi kaçacak deluk arayi…

Vururim oni…

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar: – Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir: – Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zelzele ye karyolalar

Sarp sınır kapısının açıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de turistik oteller Nataşalarla dolup taşıyordu. Bir sabah Temel ile arkadaşı Cemal turistik bir otelin önünden geçerken kapı önüne atılmış hasarlı karyolaları görürler: – Cemal Uyyy… Habu karyolalara ne oldi haboyle? diye sordu Temel dudak alundan kis kis güldükten sonra: -Ya bak habu kafaya… Dün gece zelzele oldi, senun haberun yok mi? Bú yanıt karşısında Cemal daha da şaşır. Ama bizum ev hiç sarsılmadi. İşte tam sırasıdır. Temel bu kez taşı gediğine koyar: – Ula kafasuz Cemal, zelzele otelde oldi, otelde…

Niye Dursunali?

Temel’i babası azarlıyordu Ula sen aptal misun? Beş uşağın adi da aynı olur mi? Başka ad mi yokti? Temel kendini savunur: – Ama boba, sen her zaman Dursun emicam ila Ali dayimun yarum akilli olduğını söylemez miydun? Uşaklarım tam akilli olmasi içun meçburen hepsine Dursunali adını verdum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yeni Bitiyor

Rize deki ilkokulların birinde öğretmen resim dersinde çay bitkisinin resmini yapmalarını öğrencilerinden istemişti Dersin sonlarına doğru tüm sıraları gezip öğrencilerinin resimlerini gören öğretmen küçük Temel’in yanına gelince hayretini gizleyemeyip sorar: – Oğlum Temel, hani senin resmin? öğretmenum aha, görmey misın? Temer, (A4) kağıdı ebatındaki resim kağıdının ortasına sadece bir nokta koymuş, onu gösteriyordu. -Oğlum bunun neresi çay?, – Öğretmenim görmey misın, o daha ufacuk, büyüycek.

Sus!.. Sus!..

Temel, Devlet Hastanesinde check up yaptırmıştı. Dışarıda sonucu merakla bekleyen arkadaşı Cemal, Temel’e sordu: – Ne oldi?, ne oldi? Temel sus işareti yaparak Cemal’in kulagina eğilip fısıldadı: -Gizlu şeker… -Neee? – -Gizlu şeker… -ula anladum.. Anladum ama, niye kulağuma fısıldaysun oni, oni anlamadım. Temel sonunda patlar: -Ula amma kalın kafalisun, gizlu şeker deyruk da… Giz-lu şe-ker.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

13 Ay…

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti. Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıfta ki öğrencilere teker teker soruyordu. Sıra Temel’e gelince ona da sordu: – Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır? Temel hiç düşünmeden yanıtlar: – 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi? Demesine dedin öğretmenim ama, evde babam da sordi, ben 12 dedım. -Doğru demişsin. – Hayır öğretmenım, doğri demedım, bobam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.

Ayri ayri uğraşmaktansa…

Bir Ramazan günü İstanbul’daki Yeni cami etrafında dolaşan Temel; bir sürü dilenciden sakat birinin: – Büyük Allah’ım dizlerime derman ver yürüyeyim, gözlerime nur ver göreyim, kulağımı aç işiteyim, diye durmadan dua ettiğini duyunca dayanamaz: – Ya bak habu ahmak kafaya… Allah’un başka işi yok da senin her bir yerin lan ayri ayri mi uğraşacak. Yapar yenisıni da olur biter, dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ezberlemiyecekmiş…

Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu: -Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel: – Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?!

Gene peynir ve yağ yiyesi geldi

Fi tarihinde Karadeniz de ulaşım deniz yoluyla yapılıyordu. Güzel bir havada motorlarına tereyağı ve peynir yükleyerek denize açılmışlardı. Yarı yolda deniz birdenbire patlamış, kuduran dalgalar motoru bir fındık kabuğu gibi oradan oraya sürüklüyordu. Yağ fiçıları, peynir tenekeleri hep denize dökülmüştü. Zor şer Zonguldak limanına girip karaya çıktıklarında Topal İlyas bir daha denize açılmamak için “üçten dokuza şart” etmişti. Bir kaç gün sonra deniz sakinleşmiş, adeta bir çarşaf gibi olmuştu . Arkadaşı Temel , Topal İlyas’ı kandırıp tekrar yola çıkmak istiyordu. Temel, ısrarla: Ula bak… Denuz tümdüz duruyi, hayde gidelm daa, diye sıkıştırıyordu. Topal İlyas ise kararlıydı: -Ula inanma. Denuzun gene peynir ve yağ yiyesi var da onin içun tümdüz duruyi… Anlamay misu- nuz….
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ey gidi eski günler…

Evliliklerinin üzerinden 40 yıl aşkın bir zaman geçmişti. Bir sabah Fadime, kocası Temel’e: -Ula hiç uyutmadın beni gece… Sabaha kadar horladın durdun, diye sitem etti. Nüktedan olduğu kadar hazır cevaplığı ile de ün yapan Temel, eşinin bu sitemi karşısında kıs, kıs güldükten sonra şöyle yanıt verdi: – Ey giyi ey… Habu benım horlamaların eskiden saa hep muzik gibi gelırdı… Eskiduk değil mi?

Gözüme bakarsan…

Temel Kozlu da çalışıyordu. Memleketten yeni gelmiş olan hemşehrisi Zonguldak’a nasıl gidileceğini ona sordu. Temel, Zonguldak’a gidiş yolunu tarif ederken hemşehrisi bön bön gözünün içine bakar durur. Temel tarifini bitirince, hemşehrisi Ula olayım canuğan, anlamadum, de baa bi daha… diye yakarır. Sabri tükenen Temel patlayıverir: – Kafasuz adam, gözume bakarsan saplanursun ha şu dağa, elimun ucuna bakarsan gidersın Zongul- dak’a… Anladın mi?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Senin niyetin bozuk!

Temel tüccardır. Herkes onu dürüstlüğü, çalışkanlığı, iyilikseverliği ile tanır. Kardeşi Cemal de öyledir.İki kardeş birlikte ticaret yaptıkları dönemde evin ihtiyaçlarını ilçe pazarından daha ucuza sağlıyorlardı. Ağabey Temel, kardeşi Cemale ilçede pazarın kurulduğu günlerden birinde; Cemal, bir hafta pazardan alış verişi sen yap. Pazarcı kadınlarla iyi pazarlık yap, aldatmasınlar SENİ, diye tembihledi. Tembihledi ama Cemal’in yanıtı hiç de beklenilen şekilde olmaz: -Ben karilarlan pazarluk edemeyrım, utanıyrım. Şakacı, nüktedan Temel burada da altta kalmaz, Cemal’in ağzının payını verir: Senin niyetin bozuk, elbette pazarluk edemezsın!

Habu boyumlan…

Kasabanın kahvesine iri yarı, elinde bir de kamçı olan birisi girerek oturanlara sorar: – İçinuz da Temel hanginuzdur? Bir dakika önce gürültüden kaynayan kahvede nefesler tu tulmuş, çıt çıkmamaktadır. Öte başta oturanlardan ufak tefek biri ayağa kalkarak; – Penum, ne olacak? dedi. Bunun üzerine soran adam; “Penum” diyeni bir güzel, evire – çevire patakladıktan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Kahvedekiler; – Yahu, sen Temel değil, Ahmet’sın. Niçun hau heriften dayak yedun? diye sorunca dayak yiyen Hasan; – Habu boyumlan kandırdum oni; anlayın da… dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Oy gözuni sevduğumun ati…

Temel, bir gün İstanbul’da hipodroma gider. At yarışı yapıldığını görünce, nasıl oynandığını öğrenir ve müşterek bahise girer. Yarış başlar. Temel’in üzerine oynadığı at en sondadır ama O yine neşelidir. Kaybetmiş olmanın yürek ezikliğiyle şöyle der: – O gözuni sevduğumun atına bak. At deduğun ha boyle olur, bakın bütün atlari nasil katarlayi (kovalıyor).

İnceluğa bak

Temel, İstanbul’a yeni gelmişti. Gittiği her yerde yerel şive ile konuştuğundan garipseniyor, kimileri de dudak ucuyla gülüp küçümsüyorlardı. Buna fena halde içerleyen Temel sonunda dayanamayıp parladı: – Ula baa bakın bakayım… Siz dersuğuz fındık, biz deruk finduk, siz dersuğuz avukat, biz deruk abukat, siz dersuğuz amca, bir derik emice… Habunun hangisu kaba? Bizdeki inceluğa bak, inceluğa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Tabanca kime yakışır?

Fi tarihinde Tonya’nın Karşular Mahallesi’nde düğün yapılıyordu. Gelenek gereği erkekler tabancalarını çekip havaya ateş ediyor ve bir yerde tabancalarının üstünlüğünü göstermeye çalışıyorlardı. O sırada komşu ilçelerden birinden gelip düğüne katılan Şakir adındaki konuk, tabancasını çekip bir şarjör mermiyi birbiri ardına havaya saydırınca Temel, yanındaki Cemal’i dürttü; – Habu adam da kimdur, ilk defa göriyrim? Cemal, ateş edenin komşu ilçeden Şakir olduğunu söyleyince Temel; – Yazuk tabancaya, yazuk!… diyerek görüşünü belirtir.

Geldim da gitmeyrim

Temel 10 günlüğüne İstanbul’a gidecekti. Daha ucuz olur düşüncesiyle denizyolunu tercih edip Kadeş vapuru için gidiş -, dönüş bileti alır. İstanbul’a 10 gün için gelen ve aradan 1 ay geçtikten sonra Temel’e rastlayan arkadaşı Cemal sorar: – Ula Temel, hani 10 günlüğüne geldıydın, gidiş – dönüş bileti aldıydın? Temel, dudak ucuyla güldükten sonra yanıtını verir; – Sorma Cemal, Tenuz Yollarina kazuk attum. Cemal, şaşkın şekilde sorar: – Nasi ettun o işi he? – Piletumi gidiş – geliş aldıydım ya; geldım ama gitmeyrım, Tenuz Yolları peklesun dursun beni…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sen gıdıklanmaz mıydın?

Karadeniz kadını inek beslemeyi sever. Fadime, ilk kez doğum yapan ‘Sarıkız’ adlı ineğini sağıp sütünü almak istediği her girişiminde inekten yediği tekmeler sonucu maşrabası bir yana, kendisi öte yana düşmektedir. Yaşadığı kötü durum kocası Temel’e anlatan Fadime çözüm sorar: – Ula habu sığır baa süt vermeyi… Tekmeleyi… Ne yapayım? Temel her zaman ki nüktedanlığı ile akıl verir: – Ece Fadime, ben habu bizum sığıra hak verıyrım. Evlendığımızun ilk günlerinde ben senin memene tutardım da sen beni tokatlamaz mıydın?

Çakallar mi yesun oni?

Katil suçundan yargılanıyordu. Hakim: – Arkadaşını vurduktan sonra karayemiş dalına asmışsın, neden yaptın bunu? Anlat bakalım deyince Temel: – Üyy hakim bey, asmayaydım da çakallar mi yiyeydi oni?.. der.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Unutkanlık

Temel, eskiyen şapkasını yenilemek için köyünden yürüyerek yola çıkar. Evinin bir kilometre kadar aşağısındaki oto yoluna indiğinde evde birşey unutmuş olacak ki, oğlu Cemal’e varsesiyle çağırmaya başlar: – Ulaaa Cemaaaal! – Ulaaa Cemaaaal! Cemal yanıt verir: – Ne vat bubaaaa! – Ula habu kafamun ölçisini yastuğun altunda unuttum. Çabuk getir oni baa!

Vermedunuz ki isteysınuz

Temel, sürücü ehliyetlerinin Emniyet Müdürlüklerince verildiği dönemde ehliyetten önce araba almıştı. Bu nedenle de ehliyetsiz araba kullanıyordu. Bir gün trafik kontrolünde yakalanır ve polis evrakını ister: – Lütfen ehliyetinizi veriniz? Temel, cezayı yiyecektir bunu bilir ama, derdini de söylemeden edemez: – Eee ha bu olmadi memut bey. Baa ne zaman ehliyet verdunuz da isteysunuz?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hesap tuzlu olunca…

Temel, ilk kez geldiği İstanbul’da lokantaya gider. Yeriçer, hesabı ister. Gelen pusulada ‘garsoniye’ rakamını görünce garsonu çağırır: – Uşağum habu nedur? Çorba içtum, köfte yedum, salata da… Hepisi doğr… Habu garsoniye da nedur? Pen yemeğu yalınız yedim, siz gatsoni da ortak ettunuz. O halde bölun hesabi ikiye bakayım.

Kızdi baa herhalde…

Temel, Trabzon’da sinemaya gider. Gişeden bilet alır. Gösterim kapısından tam içeri girerken kontrol görevi yapan kişi bileti elinden alıp yırtar. Temel buna akıl erdiremez. Gişeye döner, yeniden bir bilet alır. Kapıdan girerken biletini tekrar yırtarlar. Tekrar gişeye döner, üçüncü kez bilet alırken gişedeki görevli durumu fark eder ve sorar: – Sen demin bilet almadın mı? Yoksa karaborsa mı yapıyorsun? Ne yaptın demin ki bileti? Temel, derdini anlatır. Yahu ben bilet alıytım, kapıdaki adam bağa kızmiş herhalde, bileti elimden alıp yıttayi oni… Baa bi bilet daha ver, belkim bu sefer yırtmaz!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Başıma dert olursun

Temel, İstanbul Mahmutpaşa’da işportacılık yaparken aynı meslekten İdris ile kapışır. Yumruklar, tokatlar birbirini izlerken, sıkışan İdris belinde – ki tabancaya asılır. Temel ise Sürmene yapısı bıçağını çekerken, İdris’e seslenir: – Yoo dur bakalım… Tabancan alışmazsa başıma dert olursun, sen de biçak al da gel…

Radyo da dinlensin

Kurtuluş günü nedeniyle TRT Trabzon Bölge Radyosu kemençe, davul, zurna havaları çalıyordu. Meydan Parkı bu ne- denle uklım tklımdı. Saatlerce süren bu yayınla herkes adeta mest olmuştu. İki dakika önceye kadar radyoyu pür dikkat dinleyen Temel, batı müziğinin başlamasıyla adeta irkilerek kendine geldi. Sonra parka hizmet eden garsonlardan birine seslendi:- Ula uşağum, azacuk yanıma gelsana… Garson, müşterinin birşey ısmarlayacağını sanarak Tem- el’e sordu: – Buyrun efendim, birşey mi emtettiniz? Temel, epey yorgunluk ifadesiyle şöyle dedi: Uşağum habu sizun radyonun ayari iyi giderken birden bozuldi. Herhalde kafasi şişdi. Kapatta biraz dinlensun…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Niye yok midur?

Temel, gazetecilikte daha adaylık dönemini yaşamakta ve Trabzon’dan İstanbul’daki haber merkezine telefonla haber yazdırmaktadır. Ancak, telefon hatlarındaki arıza nedeniyle söyledikleri karşı taraftan anlaşılamamaktadır. Haber merkezindeki şef anlayamadığı ‘Trabzonspor’ sözcüğünün kodlanarak söylenmesini ister. Temel, başlar:Trabzon’un (T) si… – Tamam. – Trabzon’un (R)’si… – Trabzon’un (A) st… Trabzon’un (B)’ si… deyince şimdiye değin susan karşı taraftaki şef; – Oğlum Temel, sen ne diyorsun. Ne biçim kodla- ma bu böyle? diye çıkışınca Temel kendinden emin şu yanıtı verir: – Ne deysun şefim, Trabzon’da babu harfler yok midir? ©

Hoppala!…

Temel, tanıklık yapmak için mahkemeye çıkar. Hakim, hüvviyet tesbiti için belli sorular sormaya başlar. Doğum tari. hi, doğum yeri, baba adi, ana adı gibi… Anasının adının sorulması Temel’in tuhafına gider; o da ha- kime sorar:Benum anamun adıni mi soraysın hakim bey? Hakim biraz bozulur ve Yok, benimkini… der. Bunun üzerine Temel, rahatlar. Haçan hakim bey, ben senun anağun aduni nere- den bileceğum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Aldatamadım

Temel de diğer komşuları gibi geçimini denizden sağlar. Takasi ile çıktığı balık avından her seferinde bol avla dönerken, nedense son seferinde hiçbir şey yakalayamaz. Akşam eve döndüğünde eşi Fadime sorar: – Ula Cemal, hani paluklar? Temel, balık avlayamadığı için üzgündür ama, karam- sarlığının eşini de etkilemesini istemez, işi şakaya vurur: – Ne yapayım Fadime… Habu pen bugüne kadar baluklari aldattum; şimdi ise onlar peni… Vurmadiler oltama…

Nasi anlarum?

Temel, yeni aldığı şemsiyeyi terziye götürür, bir delik açmasını ister. İster ama, terzi bunun anlamsız olduğunu, ya- parsa şemsiyeye yazık olacağını söyler ve ilavç eder: – Beni dinlersen, şemsiyeye delik açmayalım. Temel, kararlıdır ve itiraz eder: – Ula, ne anlamaz adamsun, yağmurun dinduğuni sonra nasil anlayacağum?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sığırlardan da becit misin?

Karadeniz kadınının inek beslediğini ve ineğini çok sev: diğini herkes bilir. Temel’in eşi Fadime de inek hastasıdır. Bir akşam üzeri ahıra inip ineklerine yal verdiği sırada eve gelen Temel, mutfaktan seslenir:Kuuz Fadimcce!… Çabuk sofrayi kur! Çok ac oldum. Fadime ahırdan doğru yanıt verir: – Götmey misın haburda işim var. Sığırlara yal veriyrım. Sen sığırlardan becit misun, otur da bekle!.

O zaman binmezduk

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım doluydu. Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı. Bi- letçi de bir yandan:İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim!… diye ikaz ya- parak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayana- mayıp sesini yükseltti: Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama, haçan yütüyeceğduk o zaman otobosü binmezduk.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Büyük – küçük farkı

Temel, iyi bir yönetici, kültürlü bir ilkokul müdürüdür. Günlerden bir gün, birinci sınıfların eğitim çalışmalarını izlemek için sınıfa girer. Öğretmen karatahtaya, (yeni yıl gel- di) fiş cümlesini asmıştır. Ancak, cümle başı olan (Y) harfi büyük, yani kapital olarak değil (y) şeklinde küçük harf olarak yazılıdır. Müdür Temel, öğretmene sessizce: – Hocam, o (y) harfi büyük yazılmayacak mıydı? Öğretmen fiş cümlesindeki (yeni yıl geldi) yazısının tüm sınıfın uzaktan rahatça okunması için büyük şekilde yazmıştı. Bu görüşle Müdür Temel’e: – Müdür beyim, görmüyor musunuz büyük büyük yazdım. – Yoook… O (y) harfi o haliyle büyük değildir. – Canım, daha ne kadar büyük yazacaktım Müdür Bey! – Kardeşim, bu (y) harfinin bu haliyle lm. 2m. hatta tavandan döşemeye değin uzatsan yine de küçüktür, anla artık.

Çürük kafa

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arka- daşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal Gtmişti. Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi: – Uyy Hakim bey, ben ne bileyim habunun ka- fasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi içine geçti…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Bedava haber yok

Temel nüktedanlığı ile sevilen – sayılan ve aranılan bir kişiliğe sahiptir. Uzun süre ortaklıkta görünmeyen Temel’e çarşı ortasında rastlayan arkadaşı Cemal nükte ile karışık sataşır: – Ula Temel, seni öldi dedilerdi, nereden çıktın geldin böyle? Her zamanki hazırcevaplılığı ile tanınan Temel gülümsedikten sonra şöyle dedi: -Açıkgöz… Bobandan haber soraysan, ver kahve paralarını da konuşalım. Öyle bedavadan haber yok.©

Hani reçeten?

Temel’in çalıştığı eczane o gece nöbetçiydi. Her zamanki gibi müşteriler tek tük geliyordu. Gecenin ilerleyen saatinde eczanenin kapısı tekme gürültüsü ile açıldı ve içeriye elinde tabanca olan maskeli bir soyguncu girerek, Temel’e seslenir: – Kasadaki paraları çabuk boşalt!… Temel, işin ciddiyetini kavramıştır ama yine de söylemeden edemez: – Ula deli misun, nesun? Hani reçeten?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Amorti niye yok?

Temel, Spor – Toto oynamıştı. 13 artı 1 tutturup köşe ol- mak istiyordu. Bir hafta boyu çeşitli hayaller kurdu bu nedenle Hafta sonunda tüm maçlar oynanmış sonuçlar ilan edilmişti. Temel, yine hüsrana uğramış, ancak son iki maçı tutturabilmişti. Yeniden Spor – Toto oynamak için gittiği bayiye sordu: – Haboyle iş olur mi hiç? Son iki maçı bildum, amor- tisi bilem yok…

Nuh tufanında taka…

Temel, her konuşmasında kendi sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia ediyordu. Yine böyle bir konuşmasında ipin ucunu o kadar kaçır dı ki; Bizum sülale Yusuf Peygambere kadar gideyi, der. Arkadaşları Temel’in bu denli atmasına içerlerler ama gugırın sürmesi için havayı bozmazlar, Dinleyenlerden Cemal atılır: – Ula çok ataysın… Nerdeyse sülaleğun Nuh Pey- gamber’in gemisune binduğuni söyleyecesun… Bu sözlere alınan Temel, söz altında kalmaz, yanıtını şöyle verir; O kadar da değil, bizumkilerun o zamanlar kendi takalari var imiş…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zam geldi de…

Temel çok kötü şekilde üşütmüş, o nedenle de hasta- lanmıştı. Arkadaşları arabaya atıp doktora götürdüler. Doktor, Temel’i bir güzel muayene ettikten sonra onu getiren arkadaşlarına “Bi dakika…” deyip onları muayene odasının dışına çağırdı. Belli ki, Temel duyup morali bozulmasın diye hastalığın ciddiyeti konusunda arkadaşlarına birşeyler söylecekti. Bir – iki dakika sonra doktor odaya girip reçete yazmaya başlayınca Temel de elbiselerini giymiş, ayakkabılarının bağını bağlarken sordu: – Toktor bey, aca kaç metreluk kefen yazaysın? Ke- fcnc zam geldi da…

Patlama… Biletçi bilir.

İlk defa İstanbul’a gelen Temel ile Cemal tramvaya biner- ler. Biletçi her durakta durak adlarını söyledikçe yolcular da iner. Biletçi bağırdıkça inenleri gören ve henüz İstanbul’u bil- mediği için heyecanlanan Cemal arkadaşı Temel’e; Ula, biz nerede ineceğuk? diye sorar. Temel, arkadaşını küçümseyerek yanıtlar: – Patladun mi? Helbette bezum da ismimuzi soyleyecak, piletçi nerede ineceğumuzi bilur.,
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ördeğin beline geliyor

1990 yılı Haziran’ında Karadeniz’de büyük sel felaketi yaşanmıştı. Bu.nedenle dereler / çaylar taşmış, çevresine büyük zarar vermiş, çoğu köprüler sele kapılmıştı. Temel ile Cemal selden sonra köye döneceklerdi ama sel, köyün köprüsünü alıp götürmüştü. Dere kenarına gelen Te- mel ile Cemal çaresiz ne yapacaklarını düşünürken, Cemal birden atıldı: – Uyy!… Temel ya bak ha şu ördeğa… Yüzup karşiye geçti. Onun kadar olamayruk. Temele yanıt vermeye fırsat vermeyen Cemal, kendini sel sularını attı. Tabii ki Cemal sel sularını kapılıp giderken ‘İmdaaat!’ diye bağırması boşunaydı. Biraz sonra Temel’in ahlanıp / vahlanıp ağladığını görenler nedenini sordular. Tem- el, Cemal’in sel sularına kapıldığını üzüntü ile anlattıktan sonra; – Ben da bişey anlamadım. Demincek karşiya bir ördek geçti. Su ancak beline kadar gelıyidi. Cemal suya daldi, kayboldi – gitti.

Ahmak mi sandun beni?

Fi tarihinde Temel, radyo satan bir dükkanın önünden geçerken kulağına kemençe sesi gelir. Derhal dükkandan içeri girer ve sesin radyodan geldiğini öğrenir. Radyonun £i- yatını Sorar ve satın alır. Radyocu radyonun nasıl çalıştığını bir güzel anlatır ve Temel’i uğurlar. Temel, akşam köydeki evine gider, radyosunu kurar ve istasyonu çevirir. Fakat radyodan kemençe sesi yerine alafranga müzik sesi gelir. Buna fena bozulan Temel, ertesi gün soluğu radyocuda alır ve hışımla sorar: – Ya bak baa bakayım, sen beni ahmak mi sandun? Habu radyo kemençe çalınayi!…

Kaynak: https://masaloku.com.tkomik-fikralar
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.10.16 10:00 flatartagency Verimliliği Artıracak Bir Ofis Ortamı Nasıl Yaratılır?

Verimliliği Artıracak Bir Ofis Ortamı Nasıl Yaratılır?
Çalışan insanların hayatının büyük bir bölümü, ofislerde geçiyor. Bu nedenle neredeyse evlerinden daha fazla zaman geçirdikleri ofislerinin ideal koşullara sahip olmasını bekliyorlar. Diğer yandan verimliliği artıracak ve çalışanları motive edecek bir ofis ortamı, iş hedeflerinin hızla gerçekleşmesine de hizmet edeceğinden işveren açısından da kritik bir önem taşıyor. Buradan yola çıkıldığında çalışanların kendilerini evlerinde hissedebilecekleri kadar rahat ve bir o kadar da çalışmaya teşvik edecek bir ofise sahip olmanın gerekliliği ortaya çıkıyor.
Peki hem işverenlerin hem de çalışanların ihtiyaçlarına uygun, yani ideal bir ofis ortamı nasıl oluşturulabilir? Elbette sektörden sektöre ideal ofis ortamının koşulları çeşitlilik gösterebilir. Bir ofisin daha eğlenceli olması beklenirken diğer bir ofisin resmi görüşmeler için daha uygun olması beklenebilir. Ancak bugün, çalışılan sektör ne olursa olsun her tür ofis ortamında mutlaka olması gereken temel özellikleri sıralayacağız.

İdeal Bir Ofis Ortamı Nasıl Olmalı?

Çalışanların işlerini severek yapacakları bir ofis ortamı yaratmak düşündüğünüz kadar zor ve yüksek maliyetli değil. Aslında yalnızca çalışanların daha üretken olmalarını sağlayacak koşulları ofis ortamında sağlamanız gayet yeterli olacaktır. Bu doğrultuda öncelikli olarak çalışanlarınızın ihtiyaçlarını anlamanız ve buna uygun adımlar atmanız gerektiğini söyleyebiliriz.
Bu anlamda, prefabrik yapı sektörünün öncü firmalarından biri olarak biz sizin işinizi kolaylaştırmak adına çalışanların genel anlamda ihtiyaç duydukları noktaları derledik. İşte sağlıklı, üretimi destekleyen ve çalışanların mutluluk duyacağı bir ofis ortamı yaratmak için önem vermeniz gereken temel ayrıntılar...

Yeterli Aydınlatma


https://preview.redd.it/u37snblr0vs31.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=966651cdb1169ee7b531d478d9deb390c1075c25
Ofisteki aydınlatma kalitesi mutlaka optimum düzeyde olmalıdır. Dolayısıyla ofis ortamı ne çok aydınlık ne de karanlığa yakın loş ışığa sahip olmalıdır. Optimum ışıklandırma, görmeyi mümkün kılmanın yanı sıra gözleri yormayacak ve yorgunluğa neden olmayacak türde de olmalıdır. Ayrıca yetersiz bir ışıklandırma çalışan sirkülasyonunun artmasına da yol açabilir. Göz sağlığını tehdit eden aydınlatma seçenekleri, çalışanların rahatsızlanmasına veya iş potansiyellerini ortaya koyamamalarına neden olabilir.
Bu gibi nedenlerle ofiste yer alan odaların kullanım amacına uygun şekilde ışıklandırılması gerekmektedir. Farklı seviyelerde, farklı açılarda, doğru renklerde aydınlatma seçenekleri tercih etmeniz, bu anlamda işinizi kolaylaştıracaktır. Bunların yanı sıra gün ışığından da olabildiğince fazla yararlanmanın çalışan sağlığını olumlu etkileyeceğini ve hatta izin sürelerini kısaltabileceğini söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

Hava Akışı

Her tür mekanda olması gerektiği gibi ofis ortamında da yeterli oksijen bulunması hayati önem taşıyor. Bu doğrultuda gerekli havalandırma teçhizatları aracılığıyla hava akışının sağlanmasında büyük yarar var. Havasız bir ortam, çalışanların verimliliğini düşürebileceği gibi sağlıklarını da tehdit edecektir.
Diğer yandan ortam sıcaklığı da üretkenliği etkileyen bir diğer faktör olarak karşımıza çıkıyor. Ofisin çok sıcak ya da çok soğuk olması; çalışanların dikkatlerinin dağılmasına, işlerine odaklanamamalarına ve hatta hastalanabilmelerine yol açabiliyor. Buna karşın ortam sıcaklığının kontrol altında tutulmasını sağlayacak yalıtım çözümleri, havalandırma yöntemleri ve iklimlendirme araçları ile ofis ortamında ideal ortam sıcaklığını yakalayabilmeniz mümkün.

Ortam Temizliği


https://preview.redd.it/gltsqd7s0vs31.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=85e9fef1c3261374e28625a466978c1ca6e370b6
Herkes temiz bir ortamda yaşamak ister. Yaşamın önemli bir kısmının iş yerinde geçtiği göz önünde bulundurulduğunda ofis ortamının temiz ve genel hijyen kurallarına uygun olması gerektiği sonucuna da rahatlıkla ulaşılabilir. Dolayısıyla ofisin temizliğinden sorumlu personeller istihdam etmek, bu konuda içinizin rahat olmasına yardımcı olabilir.
Ancak bu personellerin temizlik konusunda profesyonel hizmet verdiğinden emin olmanızda fayda var. Çünkü temizlik profesyonelleri, hijyen koşullarına herhangi bir çalışandan daha fazla dikkat edecektir. Üstelik bu sayede sizin farkında dahi olmadığınız kirlerle pratik bir şekilde mücadele edebilir.

Sağlıklı Mobilyalar

Bir iş yerinin hedeflerine ulaşmak adına yaptığı en büyük yatırım, hiç şüphesiz ki çalışan istihdam etmektir. Bu yatırımın verimliliğini sağlamak için de elbette çalışanların kısa ve uzun vadede sağlık sorunu yaşamalarına neden olmayacak bir iş ortamı yaratmak gerekmektedir. Peki ideal bir iş ortamında bulunması gereken mobilyalar nasıl olmalıdır?
Tercih edilecek mobilyaların ergonomik olması son derece önemli. Çalışanların vücut yapısına uygun mobilyalar, mesai sırasında çalışanların rahat olmasını sağlayacağı için işlerde kesinti yaşanmasına yol açmayacaktır. Öte yandan mobilyaların üretildiği malzemelerin insan sağlığına zararlı kimyasal maddeler içermediğinden emin olmakta da büyük yarar var. Bu doğrultuda ofiste kullanılan tüm araçların uluslararası standartlara uygun olduğuna dikkat etmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.

Teknolojik Donanım


https://preview.redd.it/f183rjbt0vs31.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=48c1c293e5dcce2e1e1ae6a79b147be7037a03b3
Teknoloji tabii ki iş yaşamında üretkenliği ve performansı artıran baş faktörlerden. Fakat iş koluna göre gerekli teknolojik ekipmanlar farklılaşabiliyor. Yine de çalışanların hayatını kolaylaştıracak, iş süreçlerini hızlandıracak teknolojiye sahip olmak, her iş yeri için oldukça önemli. Öte yandan yeni teknolojileri takip ederek daha üretken olmayı mümkün kılacak ekipmanları edinmek de işiniz için faydalı olacaktır. Buna benzer şekilde teknolojiyi destekleyecek altyapıya sahip olmanızda da yarar var.

Ofis Etkinlikleri

Ofis ortamı, yapılan işin sürekliliğinin sağlanması için düzenlenmiş olabilir. Ancak bu, çalışanların sürekli iş düşünmeleri gerektiği anlamına gelmez. Aksine çalışanların sosyalleşmeleri, stres atmaları ve bu sayede iş yeri ile aralarındaki bağı güçlendirebilmeleri için iş dışı faaliyetlerde bulunmaları da işlerini tamamlamaları kadar gereklidir.
Eğer bu faaliyetleri işveren olarak ofis ortamında gerçekleştirebiliyorsanız, verimliliğin artırılması adına önemli bir adım attığınızı söyleyebiliriz. Benzer şekilde, çalışanların bir arada olabileceği ofis dışı eetkinliklere de öncülük ediyorsanız, çalışanların işlerine olan bağlılığının kat kat arttığına şahit olabilmeniz mümkün. Bu anlamda oyun günleri organize edebilir, bütün çalışanların katılacağı spor aktiviteleri düzenleyebilir, piknik veya bovling gibi ofis dışı etkinliklere önayak olabilirsiniz.

Yeterli Kapasite


https://preview.redd.it/7fdlez7u0vs31.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=5d849fedc33c171dbdf90ac3bcb238b7b0eebdda
Ofisler genellikle başka iş yerlerinin de bulunduğu iş merkezlerinde bulunmaktadır. Fakat bu, ofisin sınırlı bir alana sahip olmasına neden olduğu için toplantı, mola alanı, aktivite odası gibi farklı ihtiyaçlara yönelik mekanlar yaratma imkanını kısıtlamaktadır. Oysa ki ofis ortamında mekan çeşitliliğine sahip olmak, verimliliğin artmasına da yardımcı olacaktır. Bu doğrultuda firmanızın kendine ait bir iş merkezinin olması, çalışanların daha fazla aidiyet hissetmesine, ihtiyaçlarına uygun mekanlarda çalışabilmelerine ve elbette sektördeki prestijinizin artmasına katkıda bulunacaktır.
“İyi ama bunun için büyük bütçeler gerekir” dediğinizi duyar gibiyiz. Prefabrik ofisler sayesinde uygun maliyetlere firmanıza özel bir binaya sahip olabilmeniz mümkün! Üstelik prefabrik yapılar, zamanla değişen ihtiyaçlarınıza göre yeniden planlanıp şekillendirilebilir. Ayrıca yer değiştirmeniz gereken durumlarda kolaylıkla taşınabilir özelliklerinden dolayı prefabrik ofisinizi pratik bir şekilde taşıyabilir ve hızlı kurulum sayesinde iş kaybı yaşamadan çalışmalarınızı sürdürebilirsiniz. Prefabrik ofisler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için Villa Yapı ile iletişime geçebilirsiniz.
Ofisiniz için prefabrik yapı tercih etmenizi sağlayacak nedenleri öğrenmek için Prefabrik Yapılar Neden Tercih Ediliyor? başlıklı içeriğimize göz atabilirsiniz.
Kaynak: https://prefabrikevfiyatlari.com/blogs/genel/ofis-ortami
submitted by flatartagency to u/flatartagency [link] [comments]


2019.01.10 07:28 Webventur Web Tasarım - Webventur

Web Tasarım, web siteniz dijital pazarlama stratejinizin en önemli parçasıdır. Hangi endüstride çalıştığınıza bakılmaksızın, web sitenizi ziyaret eden ziyaretçileriniz ve müşterileriniz sitenizin teknik olarak mükemmel ve güzel olmasını beklemektedir. Vays de yazılım, tasarım ve dijital Pazarlama Ekibi işbirliği ile, biz kullanıcıların keyfine varacaksınız bir kullanıcı deneyimi oluşturmak.

Web Tasarım

Kullandığımız yazılım ve tasarım altyapıları ile vStart 2 kendi ürünümüzdür.X ıy * üzerine inşa edilmiş, web siteniz sunduğumuz birçok hizmetle tamamen uyumludur, böylece dijital yatırım maliyetlerinizi azaltabilirsiniz. Keyifli bir çalışma sürecinin bir sonucu olarak, kullanıcı deneyiminizin merkezi ve ticari hedefleriniz olan yönetim paneli eğitimlerimizle web sitenizi sunmaktayız.

Web tasarım istanbul

Web Tasarım, İlk sürüm 2011 yılında piyasaya sürüldü ve sürekli yazılım alanında kullanıcı önerileri ve daha fazla iyileştirmeler, kullanıcı dostu ve çoklu dil altyapısı ile dostu arama motoru olan bir içerik yönetim sistemi ile zenginleştirilmiştir. Arama sonuçlarınıza aktif olarak katkıda bulunmak için isteğe bağlı SEO ve SMO modülleri ile çoklu dil desteği içerir. Bu, web siteniz hakkında çok şey düzenlemek zorunda kalmadan web sitesinin tasarımıdır.

Web tasarım ajansı

Şirketin ihtiyaçlarına ve web sitesinin dinamiklerine göre hazırlanacak alanları dikkate alarak, hazırlanacak tasarım adımları. Web tasarımı genellikle iki sayfada hazırlanır. Ana sayfalar ve içerik sayfaları. Hoşgeldiniz ekran, web tasarım ana sayfası dediğimiz, genellikle çok iyi tasarımlar hazırlanır.

Web tasarım fiyatları

Web Tasarım, Burada fakatç sitesine gelen ziyaretçilere güzel bir sayfa tasarımı sunmak, şirketin kariyerini yukarıda vb. tutmak. Web tasarımı, ancak güzel tasarım yapalım, Google'ın Web sitesini görmezden gelme önerileri, aramanın amacından tamamen uzak olacak. Web tasarımcıları, web tasarımlarını tasarlarken bu konulara özellikle dikkat etmelidir. Web tasarımcısı ana sayfayı tamamladıktan sonra, web tasarımcısı ayrıntıları aramaz.

Web tasarım hizmetleri

Web sitesinin açıklama bölümlerinin yayınlanacağı alanlar olan açıklama sayfaları, her anlatıma göre değişecek, bu nedenle web sitesinin içeriğini yazan kişiler bu sayfaları dolduracaktır. Web tasarımcıları, tüm Web tasarımını tasarlar ve web sitesi, sayfalara yerleştirilen önceden hazırlanmış HTML olacaktır. Internet sayfası yazılım dili ile yapılacak ise, kişiye kodlama verir. Kodlama bittiğinde, Web Sayfası Web sitesinin içeriğini hazırlayacak kişiye teslim edilir veya verilir.

Web tasarım nasıl yapılır

Web Tasarım, İçerik SEO konuları incelenmiştir ile tamamlanır. İçerik bittiğinde, site teslim edilir. Web sitesinin amacına tam olarak uyan bir kelime web sayfası. Biz web sitesinde birden fazla sayfa ile çalışmak için web sitesi diyoruz. Web tasarım ajansına kıyasla birkaç sayfadan oluşan Web Sayfası Web sayfaları olarak adlandırılabilir. Web sitesini oluşturan şirketler, bu şekil web tasarımlarını ( web siteleri ) şirketin hizmetlerini tanımlamak veya ürünlerini tanıtmak amacıyla hazırlar.

Web tasarım nedir

Şirket, ürünlerini veya hizmetlerini web sayfasında açıklamaya ek olarak çok kullanıcılı bir portal oluşturmayı bekliyorsa, bu bir web sitesinin bir eseridir. Portal şekli çalışmalarının birkaç örneğini vermek için, web sitesi tasarımı, yeni Türk tecim Yasası'nın bir şartı olarak şirketler tarafından en çok tartışılan konulardan biri haline geldi. Birçok şirket hala yeni müşteriler satın almak daha zorunludur çünkü onlar yapıyor olacak Web sitesi tasarımı yapıyoruz. Tahminler şeklinde zorunlu olarak kabul edilen bir web sitesi de piyasada bulunan en ucuz fiyatlarla yapılmaktadır.

Web tasarım firması

Web Tasarım, Bu durumda, öldürülen internet sitesinin tasarımı, şirkete faydadan daha fazla zarar verir. Bununla birlikte, web sayfası tasarımını şirketimiz için yapmak zorunda olduğumuzu, mecbur olduğumuz için değil, yeni müşteriler elde etmek için yapmak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz. Çünkü bir web sitesi, yeni müşteriler satın almanızı sağlayan en büyük reklam platformlarından biridir. Ucuz fiyatlarla Web Sitesi Tasarımı internette şirketinizin yüzüdür.

Web tasarım dersleri

Ucuz sayılar için yapılan internet sitesi tasarımları, belirli bir süre sonra şirketler için neredeyse imkansız hale gelir. Peki ucuz internet sayfaları ve pahalı internet sayfaları arasındaki fark nedir? Web tasarım şirketine sorulması gereken ilk soru, barındırma şirketinin siteyi barındırdığı ülkedir. Web sayfası tasarım hizmeti alırken, neredeyse hiç şirket sunucunun hangi ülkede olduğu sorusunu sormaz.

Web tasarımcılığı

Web Tasarım, Web sitelerinin yavaş açılmasında ilk faktör, sunucunun bulunduğu sunucuların konumu ve kalitesidir. Sunucunun konumu ile siteye giren ziyaretçi arasındaki mesafe ne kadar uzun olursa, bağlantı o kadar yavaş olur. Başka bir deyişle, bilgisayar ile web sitesine giren ziyaretçinin sunucusu arasındaki uzun mesafe, ziyaretçinin web sitenize çok düşük bir hızda bağlanmasına neden olacaktır.

Web tasarım ve kodlama

Örneğin, Türkiye'de inşaat işleri yaratan bir mühendislik şirketisiniz. Türkiye'deki müşterileriniz web sitenizi daha fazla ziyaret edecektir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tek kişi, hizmet ettiğiniz firmanın sahipleridir. Bu nedenle, Web sitenize giren ziyaretçiler çok yavaş bir site karşılaşacak.Bu kesinlikle kaçınılmazdır.

Web tasarımı ve kodlama

Web Tasarım, Ülkemizde, özellikle yurtdışında şirketlerden ucuz web sayfası tasarım Sunucusu hizmeti yapan bir çok şirket. Bunun nedeni, yurt dışındaki sunucuların Türkiye'deki sunuculara kıyasla çok düşük fiyatlarla satılmasıdır. Sitenizin yavaş bağlantı hızı da olumsuz Google sıralaması etkilenir. Yavaş bir web sayfası ile Google sıralamalarını artırmak imkansızdır.

Web tasarım firma

Web tasarım şirketi mail service Web sayfası tasarımı sağladı değil birçok şirket hala Gmail, Hotmail, mynet vb.B ücretsiz posta hizmeti almak şirketlerin e-posta sistemi kullanır. Kesinlikle kurumsal bir şirket çapında e-posta adresi bir etki alanı kullanın. Müşterilerinizle e-posta alışverişi ücretsiz hizmetler tarafından sağlanan e-posta hizmetini kullanarak görüntü ne olursa olsun şirket istikrarsızlaştırmak olacaktır.

Web tasarım programları

Web Tasarım, Sunduğunuz web tasarım şirketi tarafından kullanılan düşük sunucu kalitesi de e-posta değişiminizi olumsuz yönde etkileyecektir. Benzer şekilde, sosyal amaçlar için veya bir sektörde internet sayfaları aslında web tasarım ajanslarına göre internet sayfaları olarak sınıflandırılır. Bununla birlikte, web sitesi arama motorlarının ağırlığı olarak, sayfa hızlı bir şekilde açılır, site güvenlidir, şirket bilgilerinin veya ürünlerin içeriği.

Web tasarım ostim

Web sitesinin beklenen durumunu tam olarak yansıtacaktır. Web sayfasını oluşturan şirketler aslında konuyla ilgili uzmanlardır. Web sitesinin şirketlere yükümlü olduğu gerçeğine bakarsak, sonuç şirketin ticareti açısından çok olumludur.

Web tasarım iş ilanları

Web Tasarım, Web sitesini yapanlar hemen okul çağındaki çocukları kaldıramazlar. bu, iyi şirketin iyi bir web sitesi olduğunu biliyoruz ve söylüyoruz demektir. Yukarıda belirtildiği gibi, Web sayfamı almak isteyen kişilerin istedikleri bir web sitesi olduğu gerçeğine bakarsak.

Web tasarım örnekleri

Web tasarımcıları için yukarıdaki işlem aynı şekilde adımlar atıyor ve devam ediyor. Buradaki ince çizgi gelişir. Web tasarım ajansları, her sayfa için özel bir çalışma başlatır, çünkü web tasarımcıları bir ekip olarak çalışır ve tasarımcıdan bir web tasarımı olarak çalışmaya geldiklerinde içerik ve optimizasyon sipariş ederler.

Web tasarım ve programlama

Web Tasarım, Web sayfalarının kompozisyonunun, web sayfası içindeki anahtar kelimelerin doğru kullanımının ve spam eksikliğinin ( anahtar kelimelerden daha fazla yazılması gerektiğini ) dikkate alınması gereken konular olduğunu belirtmek önemlidir. Google algorithm-burada analiz bölümünde çalışan meslektaşlarımız Stanford Üniversitesi'nin yeni oluşturulan algoritmaları inceleyin. Bu alandan elde edilen bilgilere uygun olarak Sayfa İçeriği yazılır.

Web tasarım editörüne giriş

Sayfa sıralaması (PageRank) uzun çalışma gerektiren bir konudur. Web sitesi hatasız hazırlandığında, pagerank four ile dört aylık bir süre içinde çok sayıda sayfa yapıldı. Web tasarım ajanslarının en zor konularından biri, web sitesinin istenen kelimelerle ön sıraya yerleştirilmesidir. Bunun nedeni, Google'ın sitenin ayrıntılarını sürekli olarak değiştirmesidir ve.

Web tasarım paketi

Google bunları Stanford Üniversitesi algoritmalarından alıyor (Bing, Yahoo ve diğer arama motorları son zamanlarda aynı algoritmaları kullandığından) ve diğer arama motorları için hiçbir optimizasyon yapılmamasına rağmen, bu motorlar bu algoritmaları amaçlarına göre yorumlamak için çok çaba göstermez).

Web Tasarım Web Sitesi Tasarımı Web Yazılımı - İstanbul

Web Tasarım, Web tasarım ajansları Web sayfası söylediğimizde, onlar için ne anlama geldiğini açıklamaya çalıştık. (konuyla ilgili bilgileri bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz umarım arkadaş . Endüstrinizde daha fazla potansiyel müşteriye ulaşmak için dijital dünyaya katılmanız gerekir.

Web Tasarım teknolojik, yaratıcı, özgün, çözümler için arayınız. Grafyn

Günümüzde birçok küçük, orta ve büyük işletme, interneti verimli bir şekilde kullanan daha fazla potansiyel müşteriye ulaştı. Techus olarak, iş faaliyetlerinizi dikkate alarak en iyi web çözümünü sunuyoruz. İş altyapınızı, hizmet anlayışınızı ve hatta gelecekteki planlarınızı sergileyebileceğiniz bir web sitesi de ürün veya hizmet satmak için en etkili yöntemlerden biridir.

Web Tasarım - Kurumsal Web Tasarım - Web Sitesi Tasarımı

Web Tasarım, Bugün, toplumun genel veya belirli segmentini potansiyel alıcılar olarak tanımladığımızda, bu potansiyel müşteriyi kazanma sürecinde geleneksel reklam ve Tanıtım kalıplarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Bu nedenle, daha fazla hedef kitleye ulaşmayı amaçlayan bir iş için dijital çağa ayak uydurmanın zorunlu olduğunu söylemeliyiz.

İlter Web Tasarım, Web Yazılım, İstanbul Web Tasarım

Size iyi bir çözüm sunabilir miyiz? Web tasarım hizmetimiz, şirketinizin kurumsal kimliğinde web dünyamız tasarımları ifade etmek için doğru şekilde imza atıyor. Hakim olan bir takım üzerinde çalışıyoruz. Her ayrıntıyı önemsiyoruz. Aslında, birçok hatanın bile kurumsal kimliğinize ciddi zarar verebileceğinin farkındayız.

ÖDÜLLÜ Kurumsal Web Tasarım Ajansı MediaClick ® İstanbul

Webventur, Bu farkındalık ile çalışmalarımıza devam ederken, siz değerli müşterilerimizin beklentilerini tam olarak karşılamak ve web dünyasındaki faaliyetlerinize nasıl devam etmek istediğinizi öğrenmek için sektörel faaliyetlerinizi göz önünde bulunduruyoruz. İhtiyaçlarınız, hedefleriniz ve planlarınız doğrultusunda en sağlam web tasarım projesini uyguluyoruz ve beklentilerinizi karşılıyoruz.

Web Tasarım Dersleri - Vidobu

Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz? Firmamız her aşamada beklentilerinizi karşılamaya odaklanmaktadır. Bunu başarmak için veri alışverişi yapmamız gerekiyor. Firmamız ile mesajıma ulaştığınızda, profesyonel ekibimiz web dünyasındaki kimliğinizle ilgili planlarınızı ve projelerinizi dinleyecek ve size bu yönde en iyi çözümü sağlayacaktır. Değerli zamanını bilmiyoruz.

En İyi 10 İstanbul Web Tasarım Programlama Uzmanı Armut

Webventur, Bu nedenle, zamanınızı en doğru şekilde değerlendirebileceğiniz firmamıza katılmanızı öneririz. Zaman kaybı ve ekstra maliyet yok! Net bir iletişim ile, şirketinizin özel web sayfasını ve kurumsal kimliğinizi profesyonel bir şekilde yansıtan bir web tasarımı imzalarız. Tek yapmanız gereken şirketimle olan iletişimime geçmek. Bu şekilde, en iyi proje için ilk adımlarımızı atmaya başlayabiliriz.

Web Tasarım » Web Yazılımı » SEO » E-Ticaret » İstanbul

Çünkü kurumsal web siteniz işyerinize, fabrikanıza, ofisinize vb.. dikkatle seçilmiş her şey, kalite şeklinde düşünün ve gözün işe hoş geldiğinden emin olmak için gözü etkileyin. Kurumsal web sitenizde, işyerinizde, fabrikanızda, ofisinizde vb.. Benzer şekilde, kalıcı, etkileyici, yüksek kaliteli, rahat ve göz alıcı bir görünüme sahip olmalıdır. Çünkü bu özelliklere sahip bir web sitesi müşterilerinizi etkileyebilir ve onları sizinle çalışmaya ikna edebilir. Perspektif yazılım her zaman hizmetinizdedir çünkü elde etmek çok basittir.

Web Tasarım Web Yazılım Web Tasarımı - İstanbul

Webventur, Şirketinizin adını markalayarak uzman web tasarımları tarafından tasarlanan yazılımla vizyonun çalışmalarının en iyisi olan uzmanlardan oluşan bir ekibimiz var, şirketiniz prestij sağlayabilir ve hedef kitlenize daha kolay ulaşabilir. Kurumsallaşma ve markalaşma yapısı düşünülürse, alınması gereken en önemli adımlardan biri web sitesidir.Şirket, kurum veya kişiler, internet sayfası ürünleri, hizmetleri ve diğer bilgilerin yardımıyla internet kullanıcıları sağlayabilir.

THE ADAM Yazılım: Web Tasarım, SEO ve Sosyal Medya

İnsanlarla etkileşim kurmanın en yaygın yolu ve en etkili yol. Bugün, Web sayfası yardımıyla kurumsal ve kurumsal kimlik olmak isteyen birçok şirket, Portföylerini genişletiyor, arama sonuçları hedef kitlenizde daha etkili ve daha düşük maliyetlerle bulunabilir. basit internet sayfasına hitap etme yeteneğine sahip olan müşteriye ulaşarak, kazançlarınızı artırırsanız kalite nasıl daha büyük olacaktır.

Web Tasarım Web Sitesi Tasarımı 2D Animasyon İstanbul

Webventur, Ankara'daki Web tasarım şirketi uzman tasarımcılarımız sürekli, çekici, kolay erişilebilen tasarımları her zaman ayrıcalık şeklinde ortaya çıkararak göz önünde bulundurmaktadır. İşletmenizi web ortamına taşımak, istediğiniz zaman müşteriye ulaşmak, müşterilerinize oluşturduğunuz kampanyalar ve indirimler hakkında bilgi vermek, Ankara firmamızın hizmetlerini kullanarak Web tasarımı yapılacaktır.

Web Tasarım Özel Web Tasarım Web Tasarımı

Çok hizmet eden şirketler beklentilerinize cevap veremez. Web tasarımı firmamızın hizmetlerinden yararlanarak farkımızı ve ayrıcalığımızı anlayacaksınız. Sunduğumuz hizmet kalitemiz ve güvenimiz bizi bu güne kadar getirdi ve ilk tercih edilen şirketler arasında yerimizi kazanmıştır. Siteniz için yeni çözümler üretiyoruz ve karlarınızı sürekli güncel tutuyoruz.

İstanbul Web Tasarım ® Web Yazılımı E-Ticaret Seo ®

Webventur, Yüksek kaliteli bir sitenin web tasarımı Firmamızın Ankara hizmetlerinden yararlanacaktır. Hizmet kalitemiz ve uygun miktarda sağladığımız güven müşterilerimizi çok memnun ediyor. Uzman tasarımcılarımız, bir özveri eseri göstererek size en iyisini sunmaya çalışıyorlar. Bugün, tüm şirketler ve müşteriler internette alışveriş yaparlar. Web tasarım şirketimiz, kaliteli bir tasarım yaparak kimliğinizi ortaya çıkaracak bu konuda Ankara tasarım sitelerinde size isteklerinize cevap verecektir. İşinizi taşımak için bir web ortamı, Web Tasarım şirketimiz Ankara, iletişimsel olmayacaktır. Web artık tabletler, akıllı telefonlar ve diğer cihazlarda dijital içerik hızla büyüyen yeni nesil ve yeni nesil ile, bir bilgisayar masaüstü ile sınırlıdır.

Web Tasarım Kurumsal Web Tasarım Web Sitesi Tasarımı WebStudio

Webventur, Kullanıcılarımızı küçük ekranlara sınırlamak yerine, esnek gelişimimiz, gelecekte web sitemizi deneyimlemelerini ve kullanmalarını kolaylaştırır. Farklı cihazlar kullanırken web sitesi kullanıcıları, onlar pürüzsüz ve basit bir deneyim bekliyoruz. Kullanıcıyı hangi ekran türünü kullandığından ayıran tasarımlarımız, kontrol noktaları ve medya şüpheleri ile ilgili olarak geliştirilmiştir.

Hükümdar Bilişim Web Tasarım Hizmetleri ve Web Sitesi Tasarımı

İnterneti hayatımızın her alanında kullanıyoruz ve her gün milyonlarca yeni web sayfası sisteme katılıyor. Tabii ki, bu devasa yapıyı Web sitesini oluşturan şirketlerin profesyonel düzeyde inşa edildiği web tasarımına borçluyuz. Çünkü bu şirketler olmadan, web sitelerinin izlenimlerinin dünyasına başlamak oldukça zordur.

Web Tasarım « Ivesgo Web Tasarım

Webventur, Her şeyden önce, web Seyahat süreci bir etki alanı adı barındırma sağlanması ile başladı sunucu hizmetleri ile devam anlamına gelir. Normalde bu noktada, işin ana zor kısmı etki alanı ve barındırma üzerinde işlevsel bir web tasarımı giyinmek. Çünkü rekabetçi bir ortamda milyonlarca web sitesinin tasarımı, muhteşem olmanın her yönüyle.

Web Tasarım, Web Yazılım, Web Tasarımı, Web tasarim, ZapTasarim

Web sitesi oluşturan şirketler milyarlarca insan ile birlikte herhangi bir şekilde internet alanında olmak için değerlendirmek getirmek bir zorunluluktur bugün. Özellikle akıllı cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle, ticaretin büyük ölçüde web ortamına kaydığı istatistiksel veriler anlaşılmaktadır.

Web Tasarım - Web Sitesi Tasarımı - Web Tasarımı © İstanbul

Webventur, Bu nedenle, Web sitesini gerçekleştiren şirketlerin sizi milyarlarca kullanıcıya aktardığı gerçeğini asla unutmamalıdır. Tabii ki, böyle bir potansiyelin olmaması şirketler için büyük bir kayıp olacaktır. Özel boyutlu bir web tasarımı ile sizin için hizmet üreten Eliz yazılımı olarak, özel yazılımımızla dinamik web sayfalarını hazırlamakla çok ilgileniyoruz.

Webventur

Şimdiye kadar web sitemiz üzerinden gerçekleştirdiğimiz web tasarımının tüm yönlerini inceleyebilirsiniz. Lütfen makul fiyatlarla sağladığımız tüm hizmetleri bize bildirin. Sana cevap vermek çok mutlu olacağımızı bilmeni istiyoruz.
Kaynak: https://www.webventur.com/
submitted by Webventur to u/Webventur [link] [comments]


2018.11.12 23:08 parakaz Para Kazanmanın Yolları

Borsadan Para Kazanmak

Borsadan Para Kazanmak

Borsadan para kazanmak için müthiş yeteneklere ve uzman bir analiz yeteneğine ihtiyacınız yok. Borsadan para kazanmak, günümüzde büyük bir tabu halini almış durumda. Bu durumun en büyük nedeni ise çevremizde duyduğumuz ‘’borsadan evini arabasını kaybetti’’ ‘’borsada tüm servetini kaybetti’’ haberleri oluyor. Borsadan para kazanmak sanıldığı kadar zor değil. Sizde borsadan nasıl para kazanılır? Sorusunu soruyorsanız kendinize ilk olarak borsadan ne kadar kazanılır? Ne kadar kazanmak istiyorum sorularının cevabını vermelisiniz. Bununla beraber size bir yol haritası çizebilir ve borsadan para kazanmak için gerekli olan bir çok tüyoyu verebiliriz.
Bu konuda sizin için yaptığımız ‘borsadan nasıl kazanılır?’’ araştırmasını birçok uzmanın ve analiz şirketinin yorumları ile derlediğimizi bildirmek isteriz. Sorularınız olursa sitemiz üzerinden yorum atarak bize bildirebilir ve cevap bulabilirsiniz.
Borsadan para kazanmak için araştırma yapıyorsanız size ilk tavsiyemiz bu araştırmalarınızı asla kısıtlı tutmamanız. Borsaya başlamak için yaptığınız tüm araştırmalar size bilgi ve tecrübe olarak dönecektir. İnsanların yaşadığı tecrübeleri doğru okumak ve anımsamanın size kazandıracağı tecrübeyi eminim tahmin bile edemezsiniz. Borsada ise tecrübe oldukça önemli. Borsada kıvrak hareket yeteneğine sahip ama tecrübesi zayıf birçok kişi önemli miktarlar kaybedebiliyor veya istedikleri kazançlara bir türlü ulaşamıyorlar.
Borsada başarının altında ‘’okuyan ve yorumlayan’’ bir borsa oyuncusu olmanın önemini asla unutmayın. Bir noktada yapabileceğiniz bir hatayı daha önce yapmış bir kişinin ağzından okumak size o noktada bilinç yaratacaktır. Bütün bunlarla beraber sadece borsa oynamadan önce değil borsa oynarken sürekli araştırma yapmanız gerektiğini unutmayın. Borsada çok çok garanti hisselerle oynamadığınız sürece sürekli dinç ve harekette olmanız gerekir. Bu nedenle ek iş olarak borsa oynuyor ve riskli hisselerde geziyorsanız bunun size zararlı olacağını unutmayın. Borsadan para kazanmak için para kaybetmek zaman zaman gerekebiliyor. Bunu dengede tutmanız oldukça önemli.
Bütün bunlarla tavsiyelerimize geçmeden önce bütün bu tavsiyeleri sanal bir borsa uygulamasında denemeniz sizin için iyi bir tercih olacaktır. Burada neler yaptığınızı tam zamanlı borsa araçları ile görmeniz mümkün olacak ve bu süreçte hiçbir kaybınız olmayacaktır.

Borsada Nasıl Para Kazanılır?

Borsada para kazanmak için öncelikle borsanın temelini kavramanız gerekiyor. Yaptığınız işleri neden yaptığınızı bilmediğiniz sürece borsadan verim olmanız oldukça zor ve şansa dayalı olacaktır. ‘’Bu işlemi neden yapıyorum?’’ ‘’Borsada neler oluyor’’ ‘’Borsadan para kazanmak nedir?’’ gibi temel sorulara ve borsa kavramlarına tam olarak hakim olmanız gerekiyor. Bir kavramın ne işlem yaptığını değil bu işlemi neden ve nasıl yaptığını bilmeniz gerekir. Aksi takdirde sadece işlem için kullanacağınız bu kavramlar size işin mantığını anlatmayacaktır. Borsanın temeli düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satmaktır. Bu temelin nasıl gerçekleştiğini ve hangi etkenlerin bunlara neden olabileceği hakkında detaylı bilgi sahibi olun. ‘’Bir hisse neden düşer? Bir Hisse neden artar?’’ bunları tüm sebepleri ile birlikte bilin ve bir durumla eşleştirmeyi kesinlikle öğrenin. Borsa takip etmeyi öğrenin. Borsa takip araçları hakkında iyi bir araştırma yapın ve sizin için en uygun borsa takip aletlerine karar verin. Bu uygulamalar ve aletler konusunda tek taraflı olmayın. Her zaman borsayı en az 2 farklı yerden takip edin. Bu sizin manipulasyona uğramanızı engeller. Grafik analiz etmek kavramı borsadan para nasıl kazanılır? Sorusunu soranlara mutlaka geliyor. Borsadan para kazanmak için bunu öğrenmeniz gerekiyor ve sanıldığı kadar zor değil. Borsa grafiklerini kendinize yetecek kadar öğrenin. Bir grafiğe baktığınızda yorum yapacak seviyeye gelmeden asla borsa oynamayın. İşinizi şansa ve başkalarının yorumlarına bırakmanız sizi yarı yolda bıracaktır!

Borsa Nasıl Oynanır

Hisseler Neden Düşer ve Artar?

Borsada hisse senetlerinin ve diğer enstrümanlarının neden düştüğü hakkında bilgili olmanız gerekir. Borsada olan hisse düşüş ve artışlarının birçok sebebi olabilir. Bu sebepler yine kendi içlerinde onlarca sebebe ayrılabilir fakat bu işin bir temeli olduğunu asla unutmayın. Bir hissenin düşeceğini ve artacağını anlamak için grafiklerde ve yaşanan olaylarda bazı ipuçları olur. Bu ipuçlarını yakalayabilirseniz borsadan para kazanmak sizin için hiz zor olmayacaktır.
İlk olarak hisselerinin neden düşüp arttığını anlamak için hissesini aldığınız veya almayı düşündüğünüz değerin fiyatını orada tutan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışın. Hangi ürünü satıyor? Ne kadara satıyor? Başarılı mı? Hacmi Artar Mı? gibi sorulara mutlaka cevap bulun. Bu sorular sizin için oldukça önemli olacak ve borsadan para kazanmak sürecinde sürekli cebinizde bulunması gerekecek. Bütün bunlar para kazanmanın yolları sürecinde size yardımcı olacak.

Bildiğiniz Alanlara Yatırım Yapın!

Borsada bildiğiniz alanlara yatıırm yapmanız her zaman akıllıca olacaktır. İş hayatınızda veya sosyal hayatınızda yakından tanıdığınız sektörlere borsa oynamak sizi 1–0 önde başlatır. Buraların hisselerinin düşüp veya artacağını tahmin etmek çok daha kolay olacaktır.

Uzun Vadeli Yatırım Yapın!

Hisselerde uzun vadeli yatırımlar yapmak size daha az hata yaptırır. Mümkün olduğunca uzun vadeli yatırımlar yaparak paranızın değerlenmesini bekleyin.

Takip İçin Kendinizi Geliştirin

Borsada para kazanma için takip yeteneklerinizi geliştirin. Birden fazla cihazla birden fazla hisseyi anlık olarak takip edin. Belirli periyotlarla kendinize grafikler oluşturun.

Herkesi Dinlemeyin!

Size hangi hisseye yatırım yapacağınızı söyleyen herkesi dinlemeyin. Bu kişinin yapacağınız işlemden bir çıkarı olabilir veya sizi kendi hatasına sürüklüyor olabilir. Siz kendi analizleriniz sonucu kararlar verin.

Sakin Olun!

Borsada para nasıl kazanılır? Diyorsanız ilk olarak sakin olun. Kaybettiğiniz durumlarda düşünmeyi ve analizlerinizi yeniden yapmayı unutmayın.

Kenarda Paranız Olsun!

Borsadan para kazanmak için yola çıktığınızda borsa dışında hayatınızı idame ettirecek kadar yeterli para ayırdığınızdan emin olun.

Hedefler koyun!

Borsadan para kazanmak için hedefleriniz olsun. Bu hedefler sizin yolunuzu bulmanızı sağlayacaktır.
Para Kazandıran İlginç İş Fikirleri Evden Satış Yapılabilecek Ürünler Hafta Sonu Ek İş Günlük Kazanç Getiren İşler En Çok Para Kazandıran Meslekler En Kolay Para Kazanma Stok Fotoğraf Satmak Video İzleyerek Para Kazanmak Makale Yazarak Para Kazanmak İnternetten Para Kazanmak Para Kazandıran Uygulamalar Türkiyede Olmayan İş Fikirleri Oyun Oyna Para Kazan
submitted by parakaz to u/parakaz [link] [comments]


2018.05.05 13:46 Abdulkadirda #başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #kalıcı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret #eticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEO çalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık 1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TL vererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #kalıcı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret #eticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1 https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Abdulkadirda to u/Abdulkadirda [link] [comments]


2018.05.05 11:57 Ticaret-E-Hali #başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #kalıcı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret #eticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEO çalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık 1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TL vererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #kalıcı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret #eticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]


2018.05.01 20:30 Ticaret-E-Hali #başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #başarılı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEO çalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık 1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TL vererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #başarılı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]


2018.05.01 19:24 Abdulkadirda #başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #başarılı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEO çalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık 1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TL vererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

başarı #ilk #sıraya #çıkmak #değil #ilk #sırada #başarılı #olmaktır #ecommerce #affiliatemarketing #ticaretinehali #ticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Abdulkadirda to u/Abdulkadirda [link] [comments]


2018.04.25 16:49 Ticaret-E-Hali #backlink #seo #google #aramamotoru #link #eticaret #ecommerce #marketing #affiliate #affiliatemarketing #ticaretinehali https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

backlink #seo #google #aramamotoru #link #eticaret #ecommerce #marketing #affiliate #affiliatemarketing #ticaretinehali

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]


2018.04.23 07:50 Ticaret-E-Hali #googledailksırayaçıkmak için ne gerekir? #google ilk sırada kalıcı olmak zor mu? #backlink #seo #link #eticaret #aramamotoru https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

googledailksırayaçıkmak için ne gerekir? #google ilk sırada kalıcı olmak zor mu? #backlink #seo #link #eticaret #aramamotoru

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]


2018.04.23 07:41 Abdulkadirda #googledailksırayaçıkmak için ne gerekir? #google ilk sırada kalıcı olmak zor mu? #backlink #seo #link #eticaret #aramamotoru https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

googledailksırayaçıkmak için ne gerekir? #google ilk sırada kalıcı olmak zor mu? #backlink #seo #link #eticaret #aramamotoru

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Abdulkadirda to u/Abdulkadirda [link] [comments]


2018.04.19 19:57 Ticaret-E-Hali #google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]


2018.04.19 19:45 Abdulkadirda #google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Abdulkadirda to u/Abdulkadirda [link] [comments]


2018.04.19 16:03 Ticaret-E-Hali #google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret https://ticaretinehali.blogspot.com.tr/2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1

Arama motorlarında ilk sıraya çıkmak artık zor değil! Doğru çalışma ve backlink metodlarıyla birkaç ayda bu mümkün. Esas zor olan ilk sırada kalıcı olmak. Özellikle en popüler arama motoru olan Google ilk sırada kalıcı olmak adına çalışma yapmanız gereken ilk yerdir.
Araştırmalara göre internet kullanıcılarının %90'ı arama sonucuna ilk üç sıradaki siteleri ziyaret ediyor. Demekki ilk üç sıra oldukça önemli! İlk sırada kalıcı olmak için doğru ve devamlı SEOçalışmaları şart!
Google gibi gelişmiş arama motorları artık1.sayfadaki siteleri sürekli takip ediyor. Dolayısıyla hile yaparak ilk sıralarda tutunmak çok zor! Google doğal ve kullanıcılara faydalı siteleri öne çıkarırken,zararlı ve spam içeren siteleri de cezalandırıyor. Yani nitelikli web siteniz olmadığı müddetçe başarıyı yakalayamazsınız.
İlk sırada kalıcı olmanın yolları:
Sektörümüzü iyi analiz edin.
Sektörümüzü analiz etmeden yapacağınız çalışma size başarı getirmeyecektir. Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmek, popüler siteleri incelemek zorunlu yapılması gerekenlerdir.Eğer talepleri doğru belirlerseniz stratejinizi de ona göre belirlersiniz.
Özgün ve çarpıcı içerikler üretin.
Google,Yandex,Bing gibi arama motorları kopya içerik kullanılmasını asla sevmezler. Bir tane özgün ve ayrıntılı içerik bin kopya içerikten iyidir. Ama ilk sırada tutunabilmek için hergün özgün içerik üretmelisiniz.
Hileli SEO yöntemleri kullanmayın.
Bazı SEO firmaları sizi kısa zamanda ilk sıraya taşıyabilir. Ama bu doğal olmayan yollardan yapılan optimizasyondur.İlk sıraya hile yoluyla çıkan siteler filtreye alınabilir ve Google cezaları uygulanabilir.
Adwords reklam hizmetinden yararlanın.
Google adwords reklamlarından faydalanarak sürekli görünürlük kazanırsınız. Günde 5-10 TLvererek ciddi geri dönüş sağlamak mümkün!
Sosyal medyanın gücünden faydalanın.
Google+,Twitter,Linkedin,Tumblr,Pinterest,İnstagram,Facebook gibi pagerank değeri yüksek sosyal medya sitelerini etkin bir şekilde kullanmalısınız. Düzenli link paylaşımı sitenizin değerini artıracaktır.
Sitenizi hergün güncelleyin.
Metin,fotoğraf,link ve video gibi araçları dinamik ve doğru kullanım sonunda uzun vadede kazanç sağlasınız.
Link sayısını abartmayın.
Abartılı ve sadece trafik çekmeye yönelik olarak zararlı spam içeren sitelerde link paylaşmayın. Sitenizin değeri düşebilir.
Anahtar kelimelerini doğru seçin.
Rağbet gören konularla ilgili özgün ve kimsenin bilmediği yayınlar her zaman ilgi görür. Emrk vererek uzman olduğunuz konu hakkındaki yayınlara ağırlık verin.
Emek vererek adım adım uygulanan üstteki metodlarla ilk sıranın gediklisi olabilirsiniz. Unutmayın kalıcı başarı için çok calismalısınız.

google da ilk sırada kalmanın sırları için mutlaka #okuyun #backlink #imleme #ticaret #eticaret

https://ticaretinehali.blogspot.com.t2018/04/basari-ilk-siraya-cikmak-degil-ilk-sirada-kalici-olmaktir.html?m=1
submitted by Ticaret-E-Hali to u/Ticaret-E-Hali [link] [comments]